YAKIN GEÇMİŞTEN BİR NOT: VAR OLMAK

HALKIN SESİ
04-06-2021 10:05   Güncelleme : 04-06-2021 17:06
Google News

YAKIN GEÇMİŞTEN BİR NOT: VAR OLMAK

YAKIN GEÇMİŞTEN BİR NOT: VAR OLMAK

Yağmur eşliğinde yavaş adımlarla yürürken düşündüm de uzun zaman oldu kitapların arasında kaybolmayalı.

Neyle uğraştığın önemli değil aslında bazen kendini bulmak için kaybolmak gerekir. Kaybolalım o halde Nurettin Topçu’nun “Var Olmak” kitabında.

Sahi “Var Olmak” ne ifade ediyor? Sayın N.Topçu hareket etmeyi “Var Olmak” ın bir işareti olarak gösteriyor.

Ama ne yönde nasıl bir şekilde hareket etmemiz gerekir ki var olmak tanımını karşılayabilelim.

İşte asıl cevap bulmamız gereken soru bu.

“Ağlayabilenler ne bahtiyardır!

Onlar asla bedbin değildirler.

Felaket her zaman zannedildiği gibi fena değildir…” Ağlayabilmek gerçekten önemli bir duygu ve bunu herkes başaramaz.

Ben önceden asla herhangi bir durumda kim yanımda olursa olsun ağlamazdım ağlayamazdım.

Duygularımı acımı saklar içimde yaşardım.

Eminim böyle yapan çok insan var biliyorum.

Ben artık öyle yapmıyorum.

Siz de yapmayın.

Gözyaşınızın sebebi ne olursa olsun ağlamaktan çekinmeyin.

Acılar, felaketler, her zaman kötü değildir. Ama bunu o felaketin içinde anlayamayız ama sonrasında hayata daha iyi bakmaya başlarız düşüncelerimiz duygularımız iyice yoğrulur.

O zaman var olmak hakikatini öğrenmiş oluruz.

Aslında ağlamak da tıpkı gülmek gibi.

o da var olmanın bir parçası.

O da bizden bir parça.

“Daima hakikati, hareketlerimizin yaptığı seçimin açısında ararız.

Yani kendi hakikatimizi müthiş bir egoizm ile kendimiz tayin eder, sonra elimizi aleme açarak doğru düşündüğümüzü ispat edici delilleri alemden dileniriz ve böylelikle davranmada oluşumuzun asla farkında olmayarak fikirler, haklar, hakikatler savunuruz”

Kendi hakikatimiz ile asıl hakikati çoğu zaman ayıramayız. Ve özellikle egomuz ve gururumuzla buna engel olur böylelikle hakikatten uzaklaşmış oluruz.

Asıl hakikati görür ve kabul edersek “Var Olmak” tanımını karşılayabiliriz belki de.

Var olmak tanımına “İnanmak ve Sevmek” i de katıyor N.Topçu ve şu ifadeleri sığdırıyor kitabına:

“İnanmak, gerçek ve şahsi tanıyış, sevmekse gerçek yaşayıştır. İnanmayan bilmez, taklit eder.” “Sevmeyenler, yaşamayanlardır. Onlar ölü ruhlardır.” “Sevgisi olmayan hakikate ulaşamıyor, gerçeği bilmiyor ve tam sevgi, gayesine ulaşmış sevgi, sonsuzluğun sevgisidir.” “İnanışlar sevgi mabedinin mihrabında önce tövbe etmeli, sonra da inanmayı ve sevmeyi öğrenmelidirler.”

Var olan herkes gerçek manada düşünüyor mu?

Hakikat ile düşüncelerimiz birbirini ne kadar örtüyor ya da karşılıyor mu gerçekten?

“Fikirlerimizin doğruluğu hususunda kullandığımız ölçünün darlığı, görüşümüzün darlığını doğurur.”

“Bizimle hakikatin arasında pek çok perdeler gerilidir. Bizden çıkıp hakikate varmak için, bu perdelerin birer birer delinmesi lazımdır. Hakikati bizden saklayan ve birbirimize yabancı hatta düşman yapan bu perdelerin bir kısmı nefsimize ait iştihalardır, bir kısmı alışkanlıklarla telkinlerin eseridir, bir kısmı da ancak ibadetin dağıtabileceği gafletlerdir. Sonu olan bu alemde sonsuzluğun yolcusu olan insan, arzımızın bu yalnız yolcusu, burada bir muamma olan hayatına bir hikmet, kendine dost, düşüncesine destek bulabilmek için sonsuzluğa sığınmak mecburiyetindedir.”

Gerçeği bilmek ve gerçekle yaşamak.

Hakikatler zincirini kendi gerçeğimize yansıtmak.

Bunu yapabilmek için çok yol kat etmek gerekir.

“Zira hepimizin hakikatleri başka başkadır. Hepimiz menfaatimize uygun fikirlere hayran olarak ömrümüzün sonuna kadar o hayranlıkla sarhoş yaşamaktayız.”

Var olmak bir kenara da bir de son bulmak yani “ölüm” belki de asıl var olmak tanımını “ölüm sırrı” ile yaşarız.

“Her şeyin fani, vefasız oluşu, olayların üzerimizdeki izleri olan hatıraların da zamanla silinmesi, unutmak denilen o müthiş hem de kurtarıcı musibet, daha yaşarken hayat yolunda adım adım öldüğümüzü göstermiyor mu?”

...

Şimdi sessizce beni tanıyan tanımayan insanların arasından geçiyorum.

Yağmur dindi ve toprak alacağını aldı gökyüzünden.

Ben de toprağım. Toprak da olacağım elbet herkes gibi. Ben ne aldım gökyüzünden ve yeryüzünden?

Ve onlar bana ne verdiler?