Sonsöz’de bir yıl

Sonsöz’de bir yıl

Değerli okurlar,

Bu hafta, Sonsöz Gazetesi’ndeki yolculuğumun üzerinden tam bir yıl geçti.

Tam bir yıl boyunca; bazen bir cümlenin yükünü günlerce taşıdım, bazen tek bir kelimenin sorumluluğunu hissettim. Çünkü biliyorum ki bu şehirde insanlar artık sadece konuşan değil, samimi olanı; sadece eleştiren değil, mücadele eden insanları görmek istiyor.

Ben de bu anlayışla kalem tuttum.

Bir yıl boyunca her hafta sizlerle buluşmaya gayret ettim. Kimi zaman sert konuştuk, kimi zaman sitem ettik, kimi zaman umut olduk. Ama hiçbir zaman korkarak yazmadık. Hiçbir zaman eğilip bükülmedik. Doğru bildiğimizi; ahlaktan, vicdandan ve dürüstlükten ayrılmadan söylemeye çalıştık.

Çünkü inanıyorum:

Kalem, şahsi menfaat için değil; toplumun vicdanı olmak için tutulur.

Bu süreçte tam 52 köşe yazısı yazdım. Her yazının ardından yüzlerce mesaj, yorum ve mail aldım. Kimi eleştirdi, kimi destek verdi, kimi yalnız olmadığımı söyledi. Ama en çok dikkatimi çeken şey şuydu:

İnsanlar artık birilerinin kendileri adına konuşmasını değil, kendileriyle birlikte yürümesini istiyor.

İşte benim bütün mücadelem de tam olarak budur.

Batman’ın sorunlarını, gençlerin umutsuzluğunu, halkın beklentilerini, sessiz bırakılmış meseleleri gündeme taşımaya çalıştık. Çünkü bu şehir; yalnızca binalardan, caddelerden ve kalabalıklardan ibaret değildir. Bir şehrin gerçek yükünü; geçim derdiyle yaşayan insanlar, gelecek kaygısı taşıyan gençler ve unutulduğunu hisseden vatandaşlar belirler.

Biz bazen bir gencin sessizliğini yazdık,

bazen bir annenin duasını,

bazen de memleketin içine çöken yorgunluğu…

Ve şunu gördüm:

İnsanlar hala samimiyete inanıyor.

Hala mücadele eden insanlara güveniyor.

Hala bu memlekette değişimin mümkün olduğuna dair umut taşıyor.

Belki de beni en fazla etkileyen şey buydu.

Çünkü insanın omuzlarına yüklenen en ağır sorumluluk; insanların sana güvenmesidir.

Ben siyaseti hiçbir zaman makam yarışı olarak görmedim. Benim için siyaset; bir şehrin yükünü hissedebilmek, insanların derdiyle dertlenebilmek ve gerektiğinde bedel ödemeyi göze alabilmektir.

Bu yüzden yazılarımız yalnızca bir köşe yazısından ibaret olmadı.

Bazen bir çağrı oldu,

bazen bir itiraz,

bazen de susan insanların sesi…

Bugün dönüp baktığımda eksiklerimizin olduğunu da görüyorum. Yapamadıklarımız, yetişemediklerimiz, değiştiremediklerimiz elbette oldu. Ama şunu çok net biliyorum:

Mücadele eden insanlar bazen geç kazanır, ama asla kaybetmezler.

Bu bir yıl içerisinde hayatımda birçok şey değişti. İnsanları tanıdım, dostluklar gördüm, hayal kırıklıkları yaşadım. Ama her şeye rağmen inancımı kaybetmedim. Çünkü memleketine inanan bir insanın umudu kolay kolay tükenmez.

Ve şimdi yeni bir yılın eşiğinde yine aynı kararlılıkla söylüyorum:

Yazmaya devam edeceğiz.

Konuşmaya devam edeceğiz.

Rahatsız etmeye, düşündürmeye ve meseleleri gündemde tutmaya devam edeceğiz.

Çünkü bu şehir susarsa kaybeder.

Ama konuşursa değişir.

Bu vesileyle; bana bu imkanı sağlayan, her zaman desteğini hissettiren Sonsöz Gazetesi’nin sahibi Ercan abiye ayrıca teşekkür ediyorum.

Aynı şekilde; bir yıldır yazılarımı takip eden, eleştiren, destekleyen, mesaj atan, dua eden ve her satırda yanımda olduğunu hissettiren bütün okurlarıma gönülden teşekkür ediyorum.

 Bu daha başlangıç.

Çünkü mesele sadece yazmak değil;

iz bırakabilmektir.

Saygı ve hürmetlerimle.

 

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ