<div>Batman 6 Şubattan bu yana Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan, Hatay merkezli depremlerle ciddi manada sarsıldı, yaşanan can kayıplarından dolayı yüreğimiz yandı.</div> <div>Depremin acısının Batman yüreğinde hissetti.</div> <div>Deprem sonrası oluşan korku nedeni imkânları olanlar köylere kaçtı.</div> <div>Kaçamayanlar ise tedirgin ve kaygılı.</div> <div>Deprem dolayısı ile Batman’da birçok binada hasar meydana geldi, binalardan bazıları boşatıldı.</div> <div>Zarar görmesinden dolayı mühürlenen binaların akıbetinin ne olacağı bilinmiyor.</div> <div>Batman’ı da etkileyecek olası bir depremde bu binalar yıkılırsa çevrelerindeki binalara da zarar verebilir.</div> <div>Bu yüzden biran önce hasarlı binaların yıktırılması gerekmektedir.</div> <div>Deprem dolayısı ile kısa vadede ve uzun vadede alınması gereken hususular ile ilgili bazı kurumlar taleplerini sıralıyor.</div> <div>Bu kurumlardan biri, Batman Çevre Gönüllüleri Derneğinin de bileşeni olduğu Türkiye Çevre Platformu Platformu’dur.</div> <div>Platform, depremle ilgili kapsamlı bir rapor yayınladı.</div> <div>Raporda</div> <div>İllerde daha büyük felekatlerin yaşanmaması ve zaman kaybetmeden yeni bir yaşam biçiminin inşası için toplumun tüm dinamikleri tarafından kararlı ve etkin adımlar atılması gerektiğine vurgu yaptı.</div> <div>Raporun acil önlemler kısmı özetle şu önerilerden oluşuyor;</div> <div>-Doğayı, tüm canlıları ve insan topluluklarının tamamını temel alan doğa ile barışık bir yaşam biçimi ve yönetim anlayışını geliştirmek ve yaşamda egemen kılmak artık ertelenemez bir zorunluluktur.</div> <div>-İnsanın doğaya egemen olma ve doğal değerlerini adeta fütursuzca tüketme, yağma ve talan anlayışı hızla terkedilmeli, doğanın doğal koşullarına uygun yaşam biçimleri ve ortamları geliştirilmelidir.</div> <div>-Doğal ve kültürel değerler hızla koruma altına alınmalıdır.</div> <div>-Ormanlarımız, su kaynaklarımız ticari meta olmaktan çıkartılıp kamusal sorumlulukla toplumsal yaşama sunulmak üzere koruma altına alınmalıdır.</div> <div>-Barajlarımız hızla koruma ve kontrol altına alınmalı. Gerekli müdahaleler yapılmalıdır.</div> <div>-Doğal alanların yağma ve talanına dönüşen her türlü maden arayışı durdurulmalıdır.</div> <div>-İklim değişikliğine yol açan her türlü yatırıma dur denilmelidir.</div> <div>-Depremin yaşandığı bölgede ve deprem riski olan tüm alanlarda, fay hatları üzerinde güvenlik barajları, termik santraller, nükleer santral ve havalimanı</div> <div>inşaatları durdurulmalı, bu yapıların inşasından vazgeçilmelidir.</div> <div>-Yaşamı risk altına alan büyük enerji yatırımları, güvenlikçi politikalar ve fosil yakıtlar terk edilmelidir. Yaşamın her alanında, doğru yerde doğru tercihlerle</div> <div>yenilenebilir enerjinin kullanımını sağlayacak düzeyde enerji üretimi planlanıp uygulamaya geçilmelidir.</div> <div>-Yurttaşın barınma hakkı güvence altına alınmalı, İmar barışı, imar affı gibi uygulamalar gündemden çıkarılmalı, İmar suçlarının affından hızla vazgeçilmelidir.</div> <div>-Hastahaneler en başta olmak üzere tüm kamusal alanlar taranıp sağlıksız olanlar yeniden inşa edilmelidir.</div> <div>-Depreme dayanıklı konut tipleri, doğa ile barışık barınma tercihleri geliştirilmeli ve kamunun öncülüğünde teşvik edilerek yaygın biçimde üretimine</div> <div>geçilmelidir.</div> <div>-Tarım alanları mutlak korunma altına alınarak, üretim teşvik edilmeli. Ve toplumun yaşamsal ihtiyaçları, temiz gıda ve temel gereksinim ürünlerinin</div> <div>karşılanması planlanarak, Anadolu coğrafyasının hemen her karesinde umudun yeşertilerek toplumsal yaşamın kesintisiz olarak sürdürülmesi temelinde</div> <div>yaşam yeniden inşa edilmelidir. </div> <div>-Devleti yönetme sorumluluğunu üstlenenler var oluş gerekçeleri ve sorumluluklarının millete, topluma hizmet etmek olduğunu hatırlayıp bunun gereklerini yerine getirmelidirler.</div> <div>-Mevcut tüm toplumsal yapılar, kamu ve sivil toplum yapılanmaları var oluş gerekçelerinin gereğini cesaretle ve kararlılıkla yerine getirmelidir.</div>