<div>Anne hasretini içimde büyüttüğüm ikinci yılı bugün…Takvimler 1 Mayıs 2024’ü gösterdiğinde yitirmiştik annemizi.</div> <div><strong>Bir bahar günüydü. Ama o gün, baharın içinden bir parça kopup gitti sanki. Annemin o içten gülüşüyle birlikte sevgisi de çekildi hayatımdan.</strong></div> <div>Her gün bunu düşünüp duruyorum;Bir annenin kocaman sevgisi nereye sığar?Bir mezar, bir annenin yüreğinde taşıdığı o kocaman sevgiyi nasıl taşır?</div> <div>Yaş kaç olursa olsun, insan annesini kaybettiğinde bir yanı hep çocuk kalıyor. Sığınılacak bir liman, başını yaslayacak bir omuz, karşılıksız sevginin en saf hâli… Hepsi bir anda eksiliyor. Ve o eksiklik hiçbir şeyle dolmuyor.</div> <div><strong>Annemin o yorgun, o yaşlı elleri hiç gitmiyor aklımdan…En çok da o eller kaldı içimde ukde. Hastane yatağında adım adım ölüme yürürken, öpmeye doyamadığım o ellerin her bir parmağını fotoğraflamak istemiştim. O emek dolu elleri unutmayayım diye hatıralarımı bir sergiye dönüştürmek istemiştim. Ama yapamadım. İçimde kaldı.</strong></div> <div>O ellerin her çizgisi bir hikâyeydi çünkü.Her nasır, her yara izi; emek ile mücadele ile geçen bir ömrün tanığıydı.</div> <div>En zor yılları tütün tarlalarında geçen yıllardı…Ekim, sulama, çapa, yaprak yaprak toplama… Taşıma, kurutma, deste yapma…Bir yandan su taşımak, hayvanlara bakmak, ev işleri, tandırda ekmek…Ve tüm bunların üzerine sekiz evlat…</div> <div><strong>Beşini o yoklukta hayata tutunduran, büyüten, ayakta tutan bir anneydi o.Belki de bu yüzden 1 Mayıs’ta hayata veda etti. Çünkü o, benim gözümde bu dünyanın en büyük emekçisiydi.</strong></div> <div>Annem, hayatı boyunca bir gün bile kendisi için yaşamadı.Ne dinlenmeyi bildi ne de “yoruldum” demeyi.Biz eksik kalmayalım diye hep tamamlayan oldu.</div> <div>Kış gecelerinde soba başında masallar anlatmaya vakti olmadı belki…Ama bize hayatın en büyük masalını yaşattı: Emekle, sabırla ve sevgiyle ayakta kalmanın masalını.</div> <div>Bugün dönüp baktığımda anlıyorum…Bir evlat, annesinin hakkını asla ödeyemez.Borçlar biter, hesaplar kapanır ama anne borcu kapanmaz.</div> <div>Benim içimde şimdi iki şey büyüyor:Biri tarifsiz bir hasret…Diğeri ise hiç dinmeyen bir mahcubiyet.</div> <div><strong>Çünkü artık ne o kokuyu gerçekten hissedebiliyorum ne de o elleri öpmek için tutabiliyorum.</strong></div> <div>Elimde kalan tek hatıra, tespihini yüzüme sürerek sanki cennetten bir esintiymiş gibi kokusunu almak.</div> <div>Annem…Benim limanım, sığınağım, koruyucu meleğimdi.Ve şimdi o liman yok, o koruyucu melek yok.</div> <div>Çocukluğumuzda köy yaşamının en zor şartlarında, hayatın en ağır yükünü omuzlayan bir kadındı o.<strong>Belki dünyaya göre sıradan bir hayat yaşadı…Ama bana göre bu dünyanın en büyük hikâyesiydi.</strong></div> <div><strong>Ölümünün üzerinden geçen zamana rağmen, eksikliği günden güne büyüyor içimde.</strong></div> <div><strong>Özlemle, hasretle, minnetle…</strong>Bize veda edişinin ikinci yılında, hiç bitmeyecek bir sevgiyle anıyorum seni, anne.</div> <div> </div>