<div>Bak, bir gül daha ekledim lavanta dolu vazoya.</div> <div>Yine gelmedin...</div> <div>Ardından giderken seslenmiştim ya:</div> <div><strong>“Bak, bahar geliyor, gitme”</strong></div> <div>Oysa ne çok beklemiştik birlikte,</div> <div>Tomurcuğun çatlamasını,</div> <div>Dağların uyanışını,</div> <div>Ve barışla birlikte gelecek baharı...</div> <div>Koynunda güllerle,</div> <div><strong>Avuçlarında umutla çocukları karşılayacaktık.</strong></div> <div><strong>Gül kokusuna barışın kokusu karışacaktı,</strong></div> <div><strong>Yorgun dağlara doğru sevinçle koşacaktık.</strong></div> <div><strong>Ama olmadı…</strong></div> <div>Vazodaki lavanta ve güller gibi</div> <div>İçimizdeki umutlar da kurudu.</div> <div>Gül ve lavanta kokusu birbirine karıştı,</div> <div>Ama senin yokluğun her şeyi silip süpürdü.</div> <div>Sen gelmeden,</div> <div>Sanki bahar da gelmeyecek gibi.</div> <div>Bir bize uğramıyor bahar;</div> <div><strong>Dağlar, kuşlar, çocuklar... Oysa hepsi hasret bahara.</strong></div> <div><strong>Yetti artık bu bitmeyen özlem,</strong></div> <div><strong>Bu yürek yakan sessizlik...</strong></div> <div><strong>Çünkü barış olmadan bahar da gelmiyor,</strong></div> <div><strong>Unutma, baharda barış daha güzel oluyor.</strong></div> <div>Renkler solgun,</div> <div>Güller suskun,</div> <div>Barışa ve bahara özlem dinmiyor sen gelmedikçe.</div> <div>Rüzgâr esmiyor,</div> <div>Kuşlar uçmuyor,</div> <div>Yüreği yaralı anneler ağıtlarını içlerine gömüyor.</div> <div>Kına sürülmüyor yeni nişanlılar ellerine,</div> <div>Kadim Mezopotamya’da aşk yeniden doğmuyor.</div> <div>Gel artık...</div> <div>Seninle birlikte barış da, bahar da gelsin.</div> <div>Bitsin bu topraklardaki acı.</div> <div>Ve bu kalplerin yıllar süren yaralı bekleyişi.</div> <div> </div>