<div><strong>Kürt Halkının Gülümseyen Vijdanı Bazı insanlar vardır, yürürken iz bırakmaz, yüreklerde açar çiçek. Bazıları da vardır, yürürken hem iz bırakır hem güldürür hem düşündürür.</strong></div> <div>Deno 72 işte tam da böyle biriydi. Asıl adıyla Deniz Özer.</div> <div>Ama o sadece bir isim değil, bir halkın iç sesi, bir coğrafyanın gülümseyen vicdanıydı. Batman’ın topraklarından yükselen bir tebessüm gibiydi Deno.</div> <div>Gözlerinin kıyısında hep bir hüzün, dudaklarının kenarında ise hiç eksilmeyen bir ironi vardı. Onu ilk kez sosyal medyada gördüm. İzledim, sessizce…</div> <div>Ama o hiçbir zaman sadece bir “fenomen” olmadı benim için.</div> <div>O, ana dilde direnişti. Bir halkın gülüşüne karışmış, sancıyla yoğrulmuş bir kahkahaydı.</div> <div><strong>İlk Kürtçe kısa skeçleri ondan izledim. Ana dilinde yapılan her performans sadece bir sanat değil, bir isyandı. Çünkü kendi dilinle gülmek de bir haktır.</strong></div> <div> Ağlamak kadar kutsal, konuşmak kadar insanca…</div> <div>Bir halkın ana dili, anne sütü gibi ak ve kutsaldır.</div> <div>Ve Deno bunu biliyordu. Bu yüzden, her sözcüğünde hem bir anne şefkati hem bir yoldaş kararlılığı vardı.</div> <div><strong>O skeçlerin, o parodilerin, o kahkahaların arasında öyle derin bir acı saklıydı ki… Sadece dikkatli olanlar fark edebilirdi.</strong></div> <div>Deno’nun mizahı, bastırılmış bir halkın kendini ifade edebilme çığlığıydı. Acının arasından filizlenen, inatçı bir çiçek gibi…</div> <div>Bir halk yıllarca bastırıldı, ötelenip görmezden gelindi.</div> <div>Ama Deno, o bastırılmışlığın içinden sel gibi aktı.</div> <div>Kürt halkının diliyle, neşesiyle, zekâsıyla sahneye çıktı.</div> <div>Onun içtenliği, onun sahiciliği gözümüzden hiç kaçmadı.</div> <div>Belki de bu yüzden ondan sonra gelen pek çok sanatçı oldu ama hiçbiri o boşluğu dolduramadı.</div> <div>Çünkü Deno olmak; sadece espri yapmak değil, halkının dilini, derdini ve kahkahasını birleştirmekti. Yanında hep sevgili yol arkadaşı Bahoz vardı.</div> <div><strong>Onların dostluğu, bu toprakların en naif, en cesur hikâyelerinden biridir. Çünkü birlikte sadece sahneye değil, halkın vicdanına da ses oldular.</strong></div> <div> Ve şimdi… Ne zaman bir kahkaha duysam, aklıma Deno geliyor.</div> <div>Gülmenin bir hak olduğunu, dilin bir kimlik olduğunu ve sanatın bazen en sert direniş biçimi olabileceğini hatırlıyorum.</div> <div>Deno, sen Batman’ın değil, bütün Kürt halkının yüreğinde yaşıyorsun.</div> <div>Seninle güldük, seninle düşündük. Ve her defasında bir gerçeği daha fark ettik: Sanat, ana dilde daha güzel. Gülmek, kendi sözlerinle daha sahici.</div> <div>Yolun açık olsun Deno. Bu halk seni gülerek alkışlıyor.</div>