<div>22 Şubat 2026 tarihinde saat 19.10 sıralarında, Batman’ın Bahçelievler Mahallesi’nde bulunan Atatürk Parkı ve çevresinde yaşanan olay, aslında yıllardır görmezden geldiğimiz büyük bir sorunu bir kez daha yüzümüze çarptı.</div> <div><strong>İftar saatinin hemen ardından, elinde kaleşnikof marka uzun namlulu silahla çevreye rastgele ateş açan bir şahıs üç kişiyi yaraladı; mermiler araçlara ve iş yerlerine isabet etti.</strong></div> <div>Görüntüler kısa sürede gazetecilerin iletişim gruplarına düştü.</div> <div>Dehşet verici anlara bakıldığında, olayın çok daha ağır bir tabloya dönüşmemiş olması adeta bir mucizeydi. Şüpheli, olay yerinden uzaklaşmaya çalışırken polis ekiplerince suç aletiyle birlikte yakalandı.</div> <div>Elbette bu hadise münferittir.</div> <div>Hiç kimse tarafından tasvip edilmez.</div> <div><strong>Ancak asıl mesele, olayın “neden” gerçekleştiğinden çok daha derindedir. </strong></div> <div>Asıl vahim olan, 30 mermilik şarjöre sahip, bir çatışma silahı niteliğindeki uzun namlulu bir tüfeğe bu kadar kolay erişilebilmesidir.</div> <div>Bu silahlar bireysel savunma aracı değildir; bunlar savaş düzenekleridir.</div> <div>Şehrin en işlek caddesinde konumundaki bir adreste bu kadar tehlikeli bir silahın patlaması, sıradan bir güvenlik açığı değil; toplumsal bir tehlikeye de dikkat çekiyor.</div> <div><strong>Şu bir gerçek ki yarım asrı bulan çatışmalı süreçte, gerek güvenlik adı altında gerekse farklı yapılanmalar eliyle binlerce silah dağıtıldı. </strong></div> <div>O silahların önemli bir kısmı kayıtlı ya da kayıtsız biçimde sivillerin ellerinde dolaşmaya devam ediyor.</div> <div>Bugüne kadar bölgemizde kan davalarında, öfke patlamalarında, aile içi şiddette, intiharlarda…</div> <div>Bu silahlar sayısız can aldı.</div> <div>Bir toplumun silahla bu kadar iç içe olması, sadece güvenlik sorunu değil; aynı zamanda kültürel bir aşınmadır. Silahın sıradanlaştığı yerde şiddet meşrulaşır.</div> <div>Çocukların bile silah sesine alıştığı bir şehirde, huzurdan söz etmek mümkün değildir.</div> <div>Silahları yerleşim alanlarından, insanlardan uzak tutmak gerekir.</div> <div><strong>Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu yürüttüğü süreci başarıyla sonuçlandıracak ise, atılacak ilk adımlardan biri kapsamlı bir silahsızlanma programı olmalıdır.</strong></div> <div>Görev ve yetkileri kanunlarla belirlenmiş güvenlik güçleri dışında, sivillerin elindeki tüm resmî ve gayri resmî silahlar toplanmalıdır.</div> <div>“Gönüllü Koruculuk” adı altında dağıtılmış silahlar dâhil olmak üzere hiçbir uzun namlulu silah sivil yaşamın içinde kalmamalıdır. Çünkü silahın olduğu yerde potansiyel ölüm vardır.</div> <div><strong>Batman’ın kalbinde uzun namlulu bir silahtan yükselen sesler sıradan bir olay değildir, olmamalıdır. Bu şehir, sokaklarında, parklarında çocukların koştuğu, ailelerin huzur içinde iftar yaptığı bir şehir olmalıdır; silahların gölgesinde yaşayan bir yer değil.</strong></div> <div>Her kişinin başına bir güvenlik görevlisi koymak mümkün olmadığına göre, tek çözüm bireysel silahlanmanın önüne geçmektir.</div> <div>Bir daha Batman’ın merkezinde silahların patlamaması için çözüm bellidir:</div> <div>Bireysel silahlanma ile etkin mücadele şarttır.</div> <div>Silah demek, çoğu zaman bir anlık öfkenin geri dönüşü olmayan sonuca dönüşmesi demektir. Silah demek, bir annenin evladını toprağa vermesi demektir.</div> <div>Silah demek, toplumun kalbine bırakılmış bir korku tohumudur.</div> <div><strong>Eğer gerçekten barışı, kardeşliği ve güvenliği konuşacaksak; önce topyekûn silahtan arınma ve namluların susması gerekir. Toplumsal silahsızlanma bir tercih değil, bir zorunluluktur. </strong></div> <div>Çünkü huzur, ancak silahların gölgesinden çıktığımızda mümkündür.</div> <div> </div> <div> </div>