<div>Bir zamanlar sokaklarda düğün olurdu.</div> <div><strong>Ve bir düğün, sadece bir çiftin hayatını birleştirdiği gün değil; bütün mahallenin bayramıydı. Kimi yerde kadınlar sabah erkenden kalkar, tandırda ekmek pişirirdi. Kimi evin avlusunda büyük kazanlar kaynar, pilavdan etli yemeğe kadar herkesin bir katkısı olurdu. Çocuklar ise öğle saatlerinden itibaren yolun ortasına kurulan sandalyelere göz koyar, düğün bitene kadar halay başında olmaya can atardı.</strong></div> <div>Sonra bir şey oldu.</div> <div>Biz, düğünlerimizi sokaktan salona taşıdık.</div> <div>Mekanlar modernleşti, ses sistemleri değişti, ışıklar parladı. Ama o ışıklar, bazı değerleri gölgeye düşürdü.</div> <div><strong>İnsanı insana yakın eden, komşuluğu pekiştiren, düğün vesilesiyle küsleri barıştıran o ruh, sessizce çekildi kenara...</strong></div> <div>Batman’da şimdi o ruh geri dönüyor.</div> <div>Halkın özlemiyle, sokaklar yeniden halayla doluyor. Davul-zurna sesleri, artık sadece nostaljik bir anı değil; bugünün sesi olmaya başladı. Bu sadece bir düğün meselesi değil, bu bir hatırlama. Hatırlıyoruz. Nereden geldiğimizi, neye ihtiyacımız olduğunu, nasıl bir toplum olmak istediğimizi...</div> <div>Çünkü sokak düğünü dediğimiz şey, esasında bir halk törenidir. Statü farkı yoktur. Herkes oradadır. Gençler halayda, yaşlılar sandalyesinde, çocuklar bahşişin peşindedir.</div> <div><strong>Salon düğünlerinin parıltılı yalnızlığındansa, sokak düğünlerinin sade neşesi daha insani gelmiyor mu size de?</strong></div> <div>Elbette her şey toz pembe değil. Gürültü olur, trafik kapanır, bazen temizlik aksar. Ama bunlar aşılır. Çünkü o sokakta oynayan çocuk, bir gün o sokakta evleneceğini düşlerse; o şehir kültürünü taşır. Betonun arasına bir damla insan sıcaklığı sızarsa, işte orada yaşanır hayat.</div> <div><strong>Gençlerin bu değişime öncülük ediyor olması ayrıca umut verici. Bu bir "eskiye dönmek" değil aslında; köklerimizi günümüze taşımak. Salon masraflarından kaçmak değil yalnızca; toplulukla kutlamayı yeniden öğrenmek. Kim bilir, belki yeniden yoksul da zenginle aynı sofraya oturur. Belki yeniden mahallenin en yaşlısı gelin konvoyuna dua eder. Belki çocuklar yeniden konfeti değil, mendil fırlatır gökyüzüne...</strong></div> <div>Ve belki... Belki biz de yeniden birbirimize yaklaşırız.</div> <div>Batman’ın sokaklarında yankılanan her davul sesi, sadece bir evlilik değil; bir dönüş, bir uyanış, bir özlemin ifadesi aslında. Yeter ki kıymetini bilelim. Çünkü bir kente ruh kazandıran şey ne AVM’lerdir ne gökdelenler.</div> <div><strong>Bir kentin gerçek kimliği, sokaklarında oynanan halayda, kazanında kaynayan yemekte, kapısında bekleyen komşudadır.</strong></div> <div>Ve Batman, o kimliğe yeniden sarılıyor.</div>