<div>Bayramlarda güzel şeyler söylenir ve yazılır, genellikle eskiler yâd edilir.</div> <div>Mazinin sayfaları açılır, akılda kalan en unutulmaz hatıralar, yaşanmışlıklar özlemle hatırlanır.</div> <div>Eskiye dönülemediğinden, eski bizler için ulaşılmaz olduğundan ağızda kalan güzel bir tat gibi eskiyi, eski zamanları arar dururuz.</div> <div>Oysaki asıl ilginç olan, aslında o dönemde her şeyin sorunsuz yürümediğidir.</div> <div>Yine de belleklerde eskiler hep güzel kalmıştır.</div> <div>Durduğumuz yerden eskiye bakınca hep güzelmiş hissine kapılırız.</div> <div>Özlem eskiye midir, akıp giden kaybedilen zamana mıdır?</div> <div>Eski zamanlarda heyecanla beklenen bayram sabahları vardı.</div> <div>Bayram sabahları, o güne özel giyilmiş en güzel kıyafetlerle karşılanırdı.</div> <div>Günün ilk ışıklarıyla sokaklarda gülen, eğlenen, şeker toplayan çocuklar vardı.</div> <div>Yapılan eş dost ziyaretleri, bayramı bayram kılardı.</div> <div>Yani sevinçlerin içinin dolduğu, anlam yüklü mutlulukların olduğu bir zamandı.</div> <div>Hayatın akışında olmazsa olmaz acıların, üzüntülerin, kederin de yaşandığı zamanlardı. Sevinçler kadar acıların da derin ve anlamlı olduğu bir zamandı. </div> <div>Evdeki hastanın ya da o evden kalkan bir cenazenin acısını hissedecek kadar aynı duygularla harmanlanmıştık.</div> <div>İnsan tarafımız bize henüz 3 gün mutlu olup ya da 3 gün üzülüp hiç bir şey olmamış gibi yaşamaya devam etmeyi öğretmemişti.</div> <div>Yine bir bayram sabahı geldi.</div> <div>Hangi çocuk bayrama heyecanla uyanacak bu sabah ya da hangi çocuk o güne özel giydiği kıyafetin tadını bütün bir yıl boyunca alacak?</div> <div>Sabahın ilk ışıklarında uyanıp kapı kapı dolaşarak topladığı şekerlerin çokluğuyla gurur duyacak?</div> <div>Peki, eş dost ziyaretlerinin sadece rutine bağlandığı, kimsenin kimseyi merak etmediği, herkesin kendi sorunlarında boğulmaktan başka bir şey yapmadığı bir zamanda olduğumuzu bizlere kim unutturacak?</div> <div><strong>Diyorlar ki bayram gelmiş.</strong></div> <div>Bir ülke düşünün patlayan bomba sayısı bile aklınızda tutamayacağınız kadar çok olsun.</div> <div>Bırakın ölenlerin ismini, cismini hatırlamayı kaç kişinin öldüğünü hatırlamayacak kadar sıradan olay olsun.</div> <div>Bir ülke olsun, sizin onlara temsil yetkisi vererek değer kıldığınız insanların kavga gürültüden başka bir şey yapmadığını düşünün.</div> <div>Bir ülke olsun, kimlikler arasında bile farklılık olsun, onlara biat etiği sürece var olsun.</div> <div>İnsanı ölsün, evi yıkılsın, ormanı yakılsın. Öyle bir ülke düşün adaletine bile güvenemediğin. Korku ülkesinde yaşadığını yaşamanın şans olduğunu…</div> <div>İşte öyle bir ülkede bayram gelmiş de ne olmuş.</div> <div>3–4 gün önce yaşanan bir patlama sonrası gelen bayram için yazılan da çizilen de boş olur.</div> <div>Yine adaletsizce ölmek zorunda kalan insanlar…</div> <div>Yaşam hakları ellerinden alınan insanlar… Hak edilmeyen ölüm şekli…</div> <div>Bunların hesabını kim verecek?</div> <div>Susmak ve unutmak için kaç gün konuşacağız?</div> <div>Bir sınava girerken saç tokasına kadar yasak konulan bir ülkede sınav soruları çalınıyorsa, bir havaalanında güvenlikten geçmene karşın yine orada ölebiliyorsan sen neye ve kime güvenebilirsin?</div> <div>Sorun 3 adım ötede, 5 adım arkada öldüğün değil. Sen bu ülkede ne adaletin olduğuna güvenirsin ne güvenliğin olduğuna ne de eşitliğin olduğuna güvenebilirsin.</div> <div><strong>Senin bu ülkede yaşıyor olman sana en büyük armağan olarak güvensizliği bırakmıştır.</strong></div> <div>Bayram tadında bayram kutlaması yerine patlama sonucu hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dilemek daha doğru. Yarınlarının güzel olmasını umarak hoşçakalın...</div>