<div>Merhaba sevgili okurlarım,</div> <div>Ben yıllardır bu şehrin insanlarını yazıyorum.</div> <div><strong>Adlarını tabelalara yazamayanları, sesi kısık çıkanları, susarak direnenleri…</strong></div> <div>Bir duvar dibinde yaşlanan ömrü de yazdım, bir evin içinde sessizce çöken hayatları da.</div> <div>Kimliğine bakmadım, rengine sormadım, hangi tarafta durduğunu tartmadım.</div> <div>Bu şehirde bir iz bırakmışsa, kalemim onun peşine düştü.</div> <div>Çünkü ben gazeteciliği ayıklamak için değil, tanıklık etmek için seçtim.</div> <div>Ama insan bazen kaçtığı aynaya çarpar.</div> <div>Bir sabah, erken bir saatte çalan telefonla…</div> <div><strong>Arayan, gazetemizin imtiyaz sahibi, dostum Ercan Atay’dı.</strong></div> <div><strong>“Yazıyı göndermedin”</strong> diyeceğini sandım.</div> <div>Ama dedi ki:</div> <div><strong>“Bu yıl Güneydoğu Anadolu Gazeteciler Cemiyeti, seni köşenle Yılın Gazetecilik Ödülü’ne layık gördü.”</strong></div> <div>İşte tam orada sustum.</div> <div></div> <div>Çünkü bu ülkede gazetecilik ödülleri, madalyadan çok yaraya benzer.</div> <div>Parladıkça ağırlaşır, ağırlaştıkça insanın vicdanına batar.</div> <div><strong>Yalnız Batman’da değil; Doğu ve Güneydoğu’da onlarca gazete, yüzlerce kalem varken bu ödülün bana verilmesi, bir sevinçten çok bir yük oldu omuzlarımda.</strong></div> <div>Zira bu coğrafyada yazmak, ateşten bir ipte yürümektir.</div> <div>Yanarsın; ama düşmemek zorundasındır.</div> <div>Evet, geçmişte bazı plaketler aldım.</div> <div>Bir kreşte <strong>“Yılın Dedesi”</strong> oldum.</div> <div>Bir film festivalinde adım okundu.</div> <div>Bir belgeselin kenarında ismim geçti.</div> <div>Ama bu ödül;</div> <div><strong>Geceleri insanın uykusunu bölen cümlelerin, sustuğunda büyüyen çığlıkların ödülüdür.</strong></div> <div>Ben gazeteciliği hiçbir zaman bir makam, bir kariyer ya da bir vitrin olarak görmedim.</div> <div>Gazetecilik benim için bir vicdan nöbetidir.</div> <div>Madem bu şehrin hafızasıyız, madem bu coğrafyanın tanığıyız.</div> <div>Susmak ihanettir, yazmak ise bedel.</div> <div>Bir gazeteci eğilmez.</div> <div>Bir gazeteci kokmaz.</div> <div>Bir gazeteci, gerçeği yazarken yalnız kalmayı göze alır.</div> <div><strong>Urfa’da, protokolün önünde aldığım bu ödülü, hücrelerde yazı yazamayan gazeteciler adına aldım. </strong></div> <div>Kalemi elinden alınanlar, sesi susturulanlar, gerçeği söylediği için cezalandırılanlar adına…</div> <div>Çünkü gerçek gazetecilik çoğu zaman alkışla değil, kelepçeyle tanışır.</div> <div>Bu ödülü vitrine koymadım.</div> <div>Gazetem Sonsöz’ün raflarına bıraktım.</div> <div><strong>Çünkü ödüller sergilenmek için değil, hatırlatmak içindir.</strong></div> <div>Şunu bilin sevgili okurlarım:</div> <div>Ben yaşadığım sürece kalemim susmayacak.</div> <div>Kalemim benim vicdanımdır.</div> <div><strong>Vicdan ise ne ödülle satın alınır ne de korkuyla susturulur.</strong></div> <div>Ve ben, bu toprakların hikâyesini yazmaktan vazgeçmeyeceğim.</div> <div>Çünkü bu memlekette bazı hikâyeler, yazılmadığında ölür.</div>