<div>Oğlu Ramazan telefonla aradı:</div> <div>“Babam yoğun bakımda, haber vereyim dedim”</div> <div>“Ne zaman yatırdınız, neden geç haber verdiniz?”</div> <div>“Aniden oldu her şey.</div> <div>Doktorlar ‘Kitle var ciğerinde, hemen almalıyız’ dediler. Sonra ameliyat iyi gitmedi, şimdi yoğun bakımda”</div> <div>Haberi alır almaz hastanenin yolunu tuttum.</div> <div>Hastaneye vardığımda, yoğun bakım kapısında 5-6 yakını vardı sadece.</div> <div>Dostum Lazgin’in yoğun bakımda oluşuna çok hüzünlendim, gözlerim yaşla doldu.</div> <div>Beş dakika geçmeden yoğun bakım kapısından kara haber geldi:</div> <div>“Başınız sağ olsun, Lazgin’i kaybettik”</div> <div>Kıymetli dostum Lazgin, sanki son nefesini vermek için beni beklemişti.</div> <div>Çok üzüldüm, gözlerimden yaş aktı.</div> <div></div> <div>55 yıllık yaşamı boyunca iyi bir gün görmemişti.</div> <div>Güzel sayılacak bir yaşamı olmamıştı.</div> <div>Doğuştan sara hastasıydı.</div> <div>İlaca bağlı yaşıyordu.</div> <div>Kendisine ilaç alanı ararken tanımıştım onu.</div> <div>İlk karşılaşmamızda gözlerinde:</div> <div>Çaresizliği,</div> <div>Yalnızlığı,</div> <div>Yoksulluğu,</div> <div>Perişanlığı ve beklenmişliği görmüştüm.</div> <div>O gün ilaçlarını ben aldım. Sağ tarafı kısmi felçliydi.</div> <div>Sonra rapor çıkardık, engelli maaşı almaya başladı.</div> <div>Engelli haliyle, doğuşundan ölümüne kadar hep hayvan besledi, çobanlık yaptı.</div> <div>Tanıdığımız günden bugüne 20 yıllık dostluğumuz vardı.</div> <div>O, yaşamı boyunca dertliydi.</div> <div>Ben de onun dert ortağıydım.</div> <div>Kaç kere tükenişine, bitişine, hayattan vazgeçişine şahit oldum.</div> <div>Kaç kere onu yaşamın kıyısından aldım, bilemiyorum.</div> <div>Bu dünyada güvendiği tek sığınağı bendim.</div> <div>Her kederlendiğinde, daraldığında, yaşama dair tüm umutlarını yitirdiğinde soluğu yanımda alırdı.</div> <div>Ona haksızlık yapanlarla çoğu kez karşı karşıya geldim.</div> <div>Bu dünyada sadece benimle ağlar, sadece benimle gülerdi.</div> <div>Ömrü çileyle, ızdırapla geçti.</div> <div>Göçmen kuşlar gibiydi; her sene başka bir köye gidiyordu.</div> <div>O nereye gittiyse ben de peşinden gittim.</div> <div>Araya bazen yıllar, bazen aylar girse de izini sürerek mutlaka bulurdum.</div> <div>Etrafını saran kötülükleri ondan uzak tutmaya çalıştım.</div> <div>Bu yüzden tarzım olmayan tutumlar sergilediğim de oldu.</div> <div>Yüreğimin yazmaya el vermediği bir kitap dolusu trajik ve acılı bir hayat hikâyesini biliyorum.</div> <div>Morg kapısında beklerken, mezarlıkta tabutu musalla taşındayken, o çilekeş yaşam film şeridi gibi geçti gözlerimin önünden.</div> <div>Garibanın cenazesi de yaşamı gibi yalnız ve sessizdi.</div> <div>Ailesi ve tanıdıklarıyla bir avuç kişiydik.</div> <div>Tabutuna sarılan olmadı.</div> <div>Ağlayanı çok azdı.</div> <div>Hiçbir siyasetçi, hiçbir zengin, hiçbir yetkili ne cenazede ne de taziyede yer aldı.</div> <div>Ölümü hiçbir sosyal medya platformunda, hiçbir gazetede haber olmadı.</div> <div>Çiçek, çelenk gönderen olmadı mezarına.</div> <div>Taziyeye gelenler bir paylaşımda bulunmadı.</div> <div>Fakirin ölümü de cenazesi de duyulmadığı, gidilmediği bir devirde yaşıyoruz.</div> <div>20 yıllık gariban dostum Lazgin’in cenazesinde de taziyesinde de bu yüzden kimse yoktu.</div> <div>Kendisini en son 3 ay önce görmüştüm.</div> <div>Başında kasketi, omuzları çökmüştü.</div> <div>Bir kemer hediye ettim kendisine.</div> <div>Bu, ona son hediyem olacaktı; tahmin edemezdim.</div> <div>Elimi omzuna koyunca, eskimiş sakosu dikkatimi çekti.</div> <div>Uzun uzun sohbet ettik, gitti.</div> <div>Son görüşmemizdeki perişan hali gözümün önünden gitmiyor bir türlü.</div> <div>Güle güle dostum…</div> <div>Bu dünyada gün yüzü görmedin.</div> <div>Umarım öbür dünyadaki görüşmemiz, cennetin en güzel köşesinde olur.</div>