<div>Geçtiğimiz günlerde Batman’da yaşanan bir olay, ülke gündemine kadar taşındı.</div> <div>Çocuk yaşındaki Ömer Çoban’ın sokakta bulduğu altınları sahibine vermesi gündem konusu oldu.</div> <div><strong>Gazeteler günlerce bu haberi manşetlerine taşıdı, ajans ve televizyon muhabirleri Ömer’in peşine düştü.</strong></div> <div>İl yöneticilerince toplumun her kesiminden Ömer’e bu tutumundan dolayı övgüler yağdı, ödüller verildi.</div> <div>İyi de… Bir insanın başkasına ait olan bir eşyayı sahibine teslim etmesi gerçekten bu kadar şaşılacak ve görülmemiş bir olay mıdır?</div> <div><strong>Elbette, Ömer’in davranışı olması gereken, takdire şayan bir tutumdur. </strong></div> <div>Ancak bir toplum gerçekten ahlaki değerlerine tam olarak bağlıysa bu davranış zaten olması gerekendir.</div> <div>Ahlaki değerlerimizi yitirmemişsek birine ait olanı kendisine vermenin haberlere konu olacak ne özelliği var?</div> <div>Bence bu meselede asıl sorgulanması gereken budur.</div> <div><strong>Hayatı boyunca tek kuruşluk haksız kazanç peşinde koşmamış, helal kazançla yaşamını sürdüren biri için bu haber sıradan bir haberden öte değildir, olamaz da.</strong></div> <div>Kentimizde yaşanan bu olay, iki temel gerçeği yüzümüze çarpıyor:</div> <div>Birincisi; toplumda giderek artan ahlaki çürüme ve değer erozyonu.</div> <div>İkincisi ise; alın teri ve emekle kazanmanın günümüzde artık geçerliliğini yitirmesidir.</div> <div><strong>Ne yazık ki bugün helal-haram ayrımı gözetmeden zengin olma hırsı dört bir yanımızı sarmış durumdadır.</strong></div> <div>Emekle, dürüstlükle, alın teriyle kazanmak artık zor ve enayilik olarak görülmektedir.</div> <div>Çevrenize bir bakın:</div> <div><strong>Kamu ihalelerine fesat karıştıranlar,</strong></div> <div><strong>Bankamatik memurluğuna sığınanlar,</strong></div> <div><strong>Kaçak elektrik, su kullananlar,</strong></div> <div><strong>Vergiden kaçanlar,</strong></div> <div><strong>Fahiş fiyatla ürün satanlar,</strong></div> <div><strong>İşçinin hakkını geciktirenler,</strong></div> <div><strong>Stokçuluk, karaborsa, tefecilik yapanlar,</strong></div> <div><strong>Tekelleşerek piyasayı şişirenler…</strong></div> <div>Hepsi, modern çağın “yasal hırsızları” değil mi aslında?</div> <div>Hırsızlık sadece başkasının malını çalmakla sınırlı değildir; her türlü haksız kazanç da bir hırsızlıktır.</div> <div>Hal böyle olunca, Ömer’in altını sahibine teslim etmesi haber olabiliyor.</div> <div>Çünkü değerlerden gittikçe uzaklaşılan günümüzde dürüstlüğü öyle nadir görür hale geldik.</div> <div>Ömer gibilerinin nesli tükendi neredeyse.</div> <div>Dürüst hareketler gördüğümüzde heyecanlanıyor, mutlu oluyoruz.</div> <div>Bir umut ışığı gibi sarılıyoruz dürüstlükle ilgili haberlere.</div> <div><strong>Dürüstlüğe öyle susamış ve aç kalmışız ki, küçücük bir iyilik kocaman bir sevince dönüşüp bir toplumu heyecanlandırıyor.</strong></div> <div>Ama bir yandan da, içten içe Ömer gibilerine neredeyse “enayi” gözüyle bakanlar da oluyor.</div> <div>Oysa asıl enayi; ahlakını, vicdanını ve insanlığını üç kuruşluk çıkar için yitiren, haksız kazanç edenlerdir.</div> <div>Sokakta bulduğu altını sahibine teslim etme olayı bize çok acı bir gerçeği hatırlatıyor:</div> <div><strong>Toplum olarak ahlaki değerleri yitirdikçe, dürüst insanlar aramızda azınlık haline geliyor.</strong></div> <div>Ve azınlıkta kalan her Ömer gibi dürüst insanın davranışı artık haber oluyor, günlerce gazetelerde manşet oluyor.</div> <div>Oysa olması gereken; dürüstlüğün olağan dışı bir davranış değil, olağan bir davranış olarak kabul edilmesidir.</div> <div>Ömer'in yaptığı, toplum olarak yeniden kazanmamız gereken o temel ahlaki değerlerin bir yansımasıdır.</div> <div>Ahlaki değerlere sıkı sıkıya tutunmadıkça, hırsızlar çoğalmaya, dürüstler azalmaya devam edecek.</div> <div><strong>Ve biz de her dürüst davranışı, hasretini çektiğimiz bir nimeti bulmuş gibi takdir edip, alkışlamaya devam edeceğiz…</strong></div> <div> </div> <div> </div>