Gidenler geri dönmüyor!

Gidenler geri dönmüyor!

Batman… Hepimizin çocukluğunda hatıralarla dolu, kokusunu, sokaklarını, insanlarını bilen bir şehir. Ama ne garip ki, yıllar geçtikçe buradan gidenler bir daha geri dönmüyor.

Peki, neden?

Kiralar her yerde aynı, sebze-meyve fiyatları oralarda daha güzel ve daha ucuz, tatil imkânları daha ekonomik…

Ama insanı orada tutacak başka şeyler eksik. Gidenler, çocukları için daha iyi bir Üniversite veya iş imkânı arıyor, sosyal yaşamın ve alternatiflerin daha fazla olduğu kentleri görüyor.

Bir kez memleketlerinden ayrılınca, geri dönmek artık duygusal bir bağlılıktan öteye geçemiyor.

Bazen düşünüyorum, bu bir tercihten mi yoksa şartlardan mı kaynaklanıyor?

İnsanlar hayatın sunduğu fırsatları gördükçe, yakın çevrelerinden uzaklaşıp-özgürlüğü hissettikçe, geri dönmek sadece nostaljik bir hatıra oluyor.

Batman’da kalmak isteyenler ise bu imkanlardan feragat etmek zorunda. Çünkü yaşamak sadece bir mekânda bulunmak değil; hayatın sunduğu seçeneklerle, fırsatlarla, sosyal alanlarla ve kendini gerçekleştirebileceğin imkanlarla şekilleniyor.

Peki, çözüm ne?

Belki de memleketi yaşanabilir kılmakta. Eğitim olanaklarını artırmak, gençlerin hayallerine alan açmak, iş ve sosyal yaşamı desteklemek… İnsanlar memleketlerinden kopmak istemezlerdi belki de ama gittiklerinde başka şehirlerde buldukları imkanları burada göremediklerinde geriye dönmek kolay olmuyor.

Gidenler geri dönmüyor. Çünkü başka şehirler sadece bir “yer” değil, aynı zamanda fırsat, seçenek ve özgürlük demek. Ve biz, burada kalmayı seçenler, bazen bunu görmezden geliyoruz. Oysa memleketin geleceği, yalnızca sokaklarında yürüyenler değil; gidenleri geri getirecek politikalar, fırsatlar ve yaşam alanlarıyla mümkün olabilir.

Batman, hatıralarımızın şehri olabilir ama yaşayanların şehir olması için daha fazlasına ihtiyaç var. İnsanlar gidecek; eğer bir gün geri dönmelerini istiyorsak, önce memleketin kendisini değiştirmek zorundayız.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
Selim toprak
Selim toprak 4 ay önce
Sevgili Hasan,
Gidişin nedenini hepimiz biliyoruz; şartlar, imkânlar, gelecek kaygısı… Buna sözümüz yok. Gittiğin yerde mutlu olmanı da gönülden isterim. Ama şunu unutmamak gerek:
Bu kadim topraklar sadece bir şehir değil; dostluğun, dayanışmanın, kapısı kilitlenmeyen evlerin adıdır. Orada “birey” olursun, burada “emanet” olursun. Orada ötekileşirsin, burada başın dara düştüğünde cebine değil yüzüne bakılır. Paran yoksa sofra açılır