<div><strong>Hafta başında Batman Lokantalarına Kazık Atmak Yakışmıyor başlığıyla kaleme aldığım yazıya çok sayıda geri dönüş aldım. </strong></div> <div>Okurlarım, özelden ve sosyal medya üzerinden mesaj gönderdi. </div> <div>Çoğu kişi, masaya gelen yiyecek ve içeceklerin fiyatından farklı olarak kendilerinden fazla para alındığını belirtiyordu.</div> <div>Kimileri ise hiç masaya gelmeyen ürünlerin de listeye eklendiğini iddia ediyordu.</div> <div><strong>Bana gönderilen mesajlarda, günü kurtarma adına müşteriyi kazıklayan bazı lokantaların isimlerini görünce gerçekten hayret ettim. </strong></div> <div>Lokantacısı, ciğercisi, kebapçısı, çorbacısı... Birçok işletmeden fiyatlar konusunda şikâyet var.</div> <div>Peki, kazık yediğinizi fark edince fiyata itiraz ettiniz mi diye sorduğumda, çoğunlukla ‘hayır’ cevabını aldım. </div> <div>Hesap ödeme noktasında biz Batmanlıların kötü bir alışkanlığı var:</div> <div>Hesap-kitap yapmadan, fatura edilen rakamı gözü kapalı ödüyoruz. </div> <div>Ne yazık ki bilinçli ve hesabını bilen bir tüketici değiliz.</div> <div><strong>Sadece lokantalarda değil, market alışverişlerinde de kimse neye ne kadar ödediğine pek bakmıyor. Önümüze konulan faturayı incelemeden ödüyoruz. </strong></div> <div>Bu bence mertlik ya da cömertlik değil; olsa olsa yüksek ego ve kompleksin sonucudur. </div> <div>Batmanlıların bu özelliğini bilen bazı fırsatçılar da faturaları şişirdikçe şişiriyor. </div> <div>Belki de bazı lokantaların fırsatçılığı da tam olarak buradan kaynaklanıyor.</div> <div>Elbette lokantaların fırsatçı yaklaşımlarla müşterinin keyfini kaçırmaya hakkı yok. </div> <div>Unutulmamalıdır ki haksız kazanç elde etmek kul hakkına girmektir.</div> <div><strong>Bazı lokantacı esnafın bu tutumu ile ilgili bana gelen mesajlardan biri, değerli takipçilerimden Prof. Dr. Hasan Toğrul’a ait. </strong></div> <div><strong>Sayın Toğrul’un</strong> mesajı oldukça önemli tespitler içeriyor:</div> <div>…</div> <div><strong>“Türkiye’de yeme-içme sektörü, sadece karın doyurulan bir alan değil; aynı zamanda insanların güven, huzur ve samimiyet beklentisiyle buluştuğu bir kültür alanıdır. </strong></div> <div><strong>Bir kafe, bir restoran, bir büfe ya da bir pastane... Fark etmeksizin her işletme, sunduğu ürün kadar, sunduğu deneyimle de var olur. </strong></div> <div><strong>Müşterinin memnun ayrıldığı bir mekân, sadece bir öğünlük değil, yıllar sürecek bir sadakatin temellerini atar. </strong></div> <div><strong>Ancak zaman zaman sektörde, fiyat politikasında şeffaflıktan uzak yaklaşımlar veya hizmet kalitesinde tutarsızlıklar gözlemlenebiliyor. </strong></div> <div><strong>Kısa vadede gelir artışı sağlıyor gibi görünen bu yanlış adımlar, uzun vadede müşteri güvenini zedeler ve işletmenin itibar kaybına yol açar. </strong></div> <div><strong>Artık iletişim çağında, bir müşterinin olumsuz deneyimi dakikalar içinde binlerce kişiye ulaşmakta ve işletmenin ya da bölgenin genel algısını etkileyebilmektedir. </strong></div> <div><strong>Bugünün ekonomik koşullarında müşteriler, bazı fiyat değişimlerine ya da hizmet dalgalanmalarına birkaç kez göz yumabilir. </strong></div> <div><strong>Ancak unutulmamalıdır ki müşteri, bir süre sonra mecbur kalmadıkça o işletmeye gitmemeye başlar. </strong></div> <div><strong>Müşteri bazen küçük kayıpları tolere eder ancak geniş seçenekler arasında güvenmediği mekânı gönül rahatlığıyla terk eder. </strong></div> <div><strong>Bu süreçte işletmeler, kısa vadede yüksek ciro yakaladıklarını düşünerek yanılgıya düşebilirler. </strong></div> <div><strong>Fakat uzun vadede müşteri sayısındaki azalma, telafisi güç bir ciro kaybına ve nihayetinde işletmenin kapanmasına yol açar. </strong></div> <div><strong>Müşteri kaybettiğinde küçük bir tercihten vazgeçmiş olur; işletme kaybettiğinde ise sadece müşterisini değil, yıllar boyunca biriktirdiği marka değerini, sermayesini ve geleceğini kaybeder”</strong></div> <div>…</div> <div>Ticari açıdan değerlendirildiğinde, yeme-içme sektöründe kalıcı başarıyı getiren unsur, anlık gelirler değil, müşteri memnuniyeti ve güvene dayalı uzun vadeli ilişkilerin kurulmasıdır. </div> <div> </div> <div>Şeffaf fiyatlandırma politikaları, dürüst hizmet anlayışı ve sürekli kalite standardı, bir işletmenin en güçlü reklam aracıdır. </div> <div><strong>Bir müşteri kendisini değerli hissettiği mekâna yalnızca tekrar gitmekle kalmaz, onu çevresine de gönül rahatlığıyla tavsiye eder.</strong></div> <div>Öte yandan müşteri beklentilerini karşılamayan, adil olmayan uygulamalara başvuran işletmeler kısa sürede müşteri kaybına uğrar. </div> <div>Bu kayıp yalnızca ilgili işletmeyle sınırlı kalmaz; bulunduğu bölgedeki diğer işletmelere de zarar verir. </div> <div>Çünkü güven, bir bütün algısı oluşturur.</div> <div>Bir mekânın yaptığı yanlış uygulama tüm bölgeyi etkileyebilir.</div> <div>Sektörün tüm paydaşları için temel ilke açık olmalıdır: </div> <div>Hizmette dürüstlük ve kaliteden taviz vermeden çalışmak, hem bireysel işletmenin hem de genel sektörün büyümesine katkı sağlar.</div> <div><strong>Yeme-içme sektörü; güven, kalite ve şeffaflık üzerine inşa edildiğinde, hem yerel ekonomiler güçlenir hem de ülke genelinde hizmet kalitesine olan güven artar.</strong></div> <div>Unutulmamalıdır ki yemeğin lezzeti geçici, deneyimin bıraktığı izlenim ise kalıcıdır.</div> <div>Kazanç kalıcı olsun isteniyorsa, güveni esas almak bir tercih değil, bir zorunluluktur.</div> <div>Çünkü günü kurtaran, küçük kazançlara odaklanan işletmeler kaybeder, geleceği inşa eden, güvene yatırım yapan işletmeler ise büyür ve kalıcı olur.</div> <div>…</div> <div><strong>Hasan Hoca’nın bu çok önemli tespit ve önerilerini yalnızca lokanta işletmecilerinin değil, Batman’daki tüm esnafın dikkate alması gerektiğine inanıyorum.</strong></div> <div> </div>