<div>Seçim öncesi aday belirleme süreci Batman’da zor ve sıkıntılı geçti.</div> <div>Özellikle tabanı olan partilerin tüm aday belirleme yöntemleri tartışmalı geçti.</div> <div><strong>Siyasi partilerle hukuku olan olmayan bazı kesimler belirlenen adaylara karşı tepkilerini açıkça sosyal medya üzerinden ortaya koydu. </strong></div> <div>DEM parti, AK Parti, Hüda Par’ın aday kararları tabanda şaşkınlığa neden oldu diyebiliriz.</div> <div>DEM partinin ön seçiminde 1. olan adayın seçim kuruluna bildirilen başkan adayı olamaması,</div> <div>Ak Parti’nin, adaylık başvurusu olmayan bir ismi aday olarak tercih etmesi,</div> <div><strong>Hüda Par’ın ise başka isim yokmuş gibi Doğu ve Güneydoğudaki tek milletvekilini Batman’da başkan adayı olarak göstermesi, </strong></div> <div>Partilerde ister istemez tartışmalara ve tepkilere yol açtı. </div> <div>Adaylarla ilgili tepki ve görüşlere köşe yazıları ve haberlerle gazetemizde kısmen yer verdik.</div> <div><strong>Adaylar konusunda yaşanan sıkıntı ve itirazları objektif ve güncel bir yaklaşım ile yayınlayan bizim gibi basın kuruluşları, bu işin sorumlusuymuş gibi gösteriliyor.</strong></div> <div>Bizim gibi dürüstlüğü ve tarafsızlığı kendine şiar edinmiş basın mensuplarının susması için birileri sosyal medya üzerinden karalama kampanyası yürütüyor.</div> <div><strong>Gerçekleri yazan bizim gibi gazetelere ‘susun yoksa haddinizi size bildiririz’ diyenler de oldu bu süreçte. </strong></div> <div>Oysa kamuoyuna doğruları aktaran, siyasilere hesap sorabilen özgür ve bağımsız bir basın, güçlü ve sürdürülebilir bir demokrasi açısından, özgür ve adil seçim için en etkili güçtür.</div> <div>Basın özgürlüğü olmadan halk da nasıl yönetilmek istediği konusunda sağlıklı kararlar alamaz.</div> <div>Buna rağmen basının demokrasi gereği gerçekleri kamuoyu ile paylaşması birilerini rahatsız ediyor.</div> <div>Yaşanan seçim sürecinde eleştiri ve öz eleştirinin önünde geçiliyor.</div> <div><strong>Gazetecilerin görevi sadece magazin türü ve adli vakalar ile ilgili haber yapmak değildir, temel görevi toplumu ilgilendiren siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel her gelişmeyi sansürsüz bir şekilde kamuoyu ile paylaşmaktır.</strong></div> <div>Basının güncel gelişmeler ile ilgili haber verme, yorum yapma hakkı yanında, denetim ve eleştiri hakkı ve sorumluluğu da vardır.</div> <div>Yaşanan gelişmelerin objektif paylaşılmadığı bir yerde basın özgürlüğünden söz etmek mümkün değildir.</div> <div><strong>Görevini hakkı ile yerine getiren basının niyetini kendine göre okuyup yorumlamaya çalışanlar, yaşanan tüm olumsuzluklardan basını sorumlu tutmaktadır. </strong></div> <div>Bu şekilde gazetecileri baskı altında tutmamaya çalışıyorlar.</div> <div>Demokrasinin gelişmesi için kamu yararına bilgilendirme yapan gazetecilere karşı ciddi bir tahammülsüzlük söz konusu.</div> <div>Oysa basının özgür olmadığı toplumda şeffaflık ve demokrasiden söz edilemez.</div> <div>Demokrasi ve basın özgürlüğü arasında ciddi anlamda bir bağ vardır.</div> <div><strong>Basını susturmak ve gerçekleri yazmasına tahammül etmemek, demokrasiyi istememek anlamına gelir. </strong></div> <div>‘Basın sus’ demek yerine baskıcı politikalardan vazgeçilmelidir.</div> <div>Baskıcı ortamlarda ne özgür basından ne de demokrasi ve ifade özgürlüğünden söz ermek mümkün değildir.</div> <div><strong>Bu nedenle basına ‘sus’ diyenlerin aslında basın özgürlüğünü savunmaları gerekir.</strong></div>