Ana içeriğe geç
HASAN GÖKER
HASAN GÖKERKöşe Yazarı

Vicdan, sözle değil emekle ölçülür

İnsanların kim olduğunu anlamak için söylediklerinden çok, yaptıklarına bakmak gerekir.

Vicdan, sözle değil emekle ölçülür

İnsanların kim olduğunu anlamak için söylediklerinden çok, yaptıklarına bakmak gerekir. Çünkü konuşmak kolay, sorumluluk almak zordur. Herkes dürüstlükten, özveriden ve vicdandan söz edebilir. Ancak asıl mesele, bu değerleri günlük hayatına ve yaptığı işe yansıtabilmektir.

Vicdan, yalnızca büyük kararların alındığı anlarda ortaya çıkmaz. Bazen kimsenin görmediği bir yerde açık bırakılan lambayı kapatmakta, gereksiz yere akan suyu durdurmakta, bazen de kimsenin hatırlatmasına gerek kalmadan bir işi eksiksiz yapmakta kendini gösterir.

Nerede görev yaparsanız yapın, açık unutulmuş bir lambayı söndürmek, boşa akan suyu kapatmak da bir vicdan meselesidir. Çünkü bunlar basit ayrıntılar gibi görünse de özünde emanete sahip çıkmayı, israfı önlemeyi ve başkasının hakkını gözetmeyi ifade eder.

Aynı şekilde, çalıştığınız yerin mesai saatlerine riayet etmek de bir vicdan ve sorumluluk meselesidir. Mesaiye zamanında başlamak, görev süresini kişisel tercihlere göre değil, belirlenen kurallara göre değerlendirmek; yalnızca bir kurala uymak değil, alın terine, kamu hizmetine ve çalışma arkadaşlarının emeğine saygı göstermektir. Kendi sorumluluğunu yerine getirmeyen birinin başkasından özveri beklemesi ne kadar doğrudur?

İnsan, kimsenin kendisini denetlemediği yerde de doğru olanı yapabiliyorsa gerçek sorumluluk bilincine sahiptir.

Asıl karakter, insanın kendisini göstermek zorunda olmadığı anlarda belli olur.

Çalışma hayatında kimi insan bulunduğu yere değer katar; işini sahiplenir, sorunlara çözüm arar ve sorumluluğunu yerine getirmek için gayret gösterir. Kimi ise görevini başkasına bırakır, eksiklerini gerekçelerle örtmeye çalışır ve sorumluluk almadan sonuç bekler.

Bir kurumun başarısı, yalnızca sahip olduğu imkânlara ya da yöneticilerinin söylediklerine bağlı değildir. O kurumda çalışan insanların işlerine ne kadar sahip çıktığı, kamu malını nasıl koruduğu, mesai düzenine ne ölçüde uyduğu ve ortak sorumlulukları nasıl yerine getirdiği de en az bunlar kadar önemlidir.

Çünkü görevini hakkıyla yapan insan yalnızca kendi işini bitirmiş olmaz; çalışma arkadaşlarının yükünü hafifletir, hizmetin kalitesini yükseltir ve bulunduğu kuruma güven kazandırır. Sorumluluktan kaçan insan ise yalnızca kendi görevini aksatmakla kalmaz, başkalarının emeğine de yük bindirir.

Burada mesele kimseyi küçümsemek ya da birilerini peşinen yargılamak değildir. Mesele, herkesin kendi sorumluluğuyla yüzleşebilmesidir. İnsan kendisine şu soruları sorabilmelidir: Bulunduğum yere ne katıyorum? Üzerime düşeni yapıyor muyum? Mesai saatlerime, görevime ve bana emanet edilen değerlere gereken saygıyı gösteriyor muyum? Benden sonra gelecek insana nasıl bir ortam bırakıyorum?

Bu soruların cevabı, uzun konuşmalarda değil, günlük davranışlarda saklıdır.

Kimlerin sorumluluk sahibi, kimlerin bulunduğu yere yük olduğunu zaman gösterir; kimin emek verdiğini, kimin yalnızca görüntüden ibaret kaldığını ise davranışlar ortaya koyar.

Üstelik hiçbir makam kalıcı değildir. Bugün oturulan koltuk, yarın başkasına kalır. Unvanlar değişir, görevler sona erer. Geriye ise insanın nasıl çalıştığı, kendisine emanet edilene nasıl davrandığı ve bulunduğu yere ne kattığı kalır.

Bu nedenle vicdanı yalnızca büyük sözlerle anlatmaya gerek yoktur. İsraf etmemek, kamu malını korumak, mesai saatlerine uymak, görevini savsaklamamak, eksikleri görmezden gelmemek ve sorumluluğu başkasına bırakmamak, insanın karakteri hakkında çok şey anlatır.

Sonuçta insanın değeri, ne kadar konuştuğuyla değil, ne kadar fayda sağladığıyla ölçülür. Gerçek sorumluluk, yalnızca denetlendiğinde görevini yapmak değil; her koşulda işinin hakkını vermektir.

Unutmayalım: Vicdan sözde değil davranışta, sorumluluk unvanda değil emekte, karakter ise insanların önünde değil, kimsenin görmediği yerde belli olur. Bazen bir lambayı kapatmak, bazen bir musluğu durdurmak, bazen mesaiye zamanında gelmek, bazen de bir işi hakkıyla yapmak… Hepsi aynı gerçeğin ifadesidir: İnsan, bulunduğu yerin ve üstlendiği sorumluluğun hakkını vermelidir...

 

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın