<div>Gelin bu hafta sizlerle kısa bir hikaye okuyalım.</div> <div>Sonra birlikte bugünün fotoğrafını biraz daha netleştirelim.</div> <div>1950’li yıllarda anlatılan bir hikayedir bu.</div> <div>Bir Rus Yahudisi, uzun uğraşlar sonunda Sovyetler Birliği’nden İsrail’e göç izni alır. Moskova Havalimanı’nda valizleri aranırken kıyafetlerin arasına sarılmış ağır bir Lenin büstü bulunur.</div> <div>Sovyet gümrük memurları sert bir sesle sorar:</div> <div><strong>“Bu nedir?”</strong></div> <div>Adam sakindir:</div> <div><strong>“Soruyu yanlış sordunuz yoldaşlar. Bu nedir değil, bu kimdir demeniz gerekirdi. Bu, sosyalizmin temellerini atan, Rus halkına refah getiren Lenin’dir. Onu o bereketli günlerin aziz bir hatırası olarak yanıma aldım.”</strong></div> <div>Bu cevap memurları tatmin eder. <strong>“Geçebilirsin yoldaş.”</strong></div> <div>Adam Tel Aviv’e ulaşır. Bu kez İsrail gümrük memurları aynı büstü görür ve sorar:</div> <div><strong>“Bu nedir?”</strong></div> <div>Adam yine sakindir:</div> <div>“Yanlış sordunuz baylar. Bu kimdir demeniz gerekirdi. Bu, uyguladığı politikalarla hayatı bana zindan eden Lenin’dir. Onu her gün o surata bakıp lanet etmek için getirdim.”</div> <div>Memurlar gülümser. “Geçebilirsin.”</div> <div><strong>Adam yeni evine yerleşir. Büstü salonun baş köşesine koyar. Akrabalarına ziyafet verir. Yemek sırasında yeğeni raftaki büstü fark eder ve sorar:</strong></div> <div>“Amca bu kimdir?”</div> <div>Adam bu kez gülümser:</div> <div><strong>“Yanlış sordun evlat. Bu kimdir değil, bu nedir diye sorman gerekirdi. O gördüğün 10 kilogram 24 ayar saf altındır. Vergisi ödenmeden, gümrüğe takılmadan buraya getirdiğim bir hazinedir. Şimdi onu eritip bir kuyumcu dükkanı açacağım.”</strong></div> <div>Ve dersini verir:</div> <div>“Bazıları siyaset ve inançlar üzerinden kavga eder. Akıllı olanlar o kavramları kullanarak yolunu bulur.”</div> <div>Şimdi gelin bu hikayeyi Meclis’te geçtiğimiz gün yaşanan kavganın yanına koyalım.</div> <div>Kürsü etrafında yükselen sesler…</div> <div>Sert ithamlar…</div> <div>Kameralara yansıyan itişmeler…</div> <div><strong>Toplum ikiye bölündü. Herkes kendi cephesinden baktı. Kimi için onurlu bir direnişti, kimi için Meclis vakarına yakışmayan bir tablo.</strong></div> <div>Tam da bu noktada bir başka fotoğrafı daha hatırlamak gerekir.</div> <div>Yıllar boyunca belediye kürsülerini, ekranları ve sosyal medyayı birer siyasi sahneye çeviren; tartışmayı çoğu zaman üslubun önüne koyan, polemiği yönetim pratiğinin merkezine yerleştiren bir anlayış vardı bu ülkede.</div> <div>Siyaseti hizmet üretme alanından çok, gündem belirleme ve dikkat dağıtma aracı olarak kullanan bir tarz…</div> <div>Her eleştiriyi kişisel bir hesaplaşmaya dönüştüren bir dil…</div> <div><strong>Kamu imkanlarını siyasi tartışmanın dekoru haline getiren bir yaklaşım…</strong></div> <div>Ve bugün aynı reflekslerin, başka isimler ve yeni mecralar üzerinden sürdürülmeye çalışıldığını görüyoruz.</div> <div>Tecrübe ile gelmesi gereken itidal yerine, miras alınmış bir sertlik; sorumluluk duygusu yerine alkışa oynayan bir üslup…</div> <div>Herkes aynı soruyu sordu:</div> <div>“Kim haklı?”</div> <div>Oysa belki de sormamız gereken soru şuydu:</div> <div>“Bu nedir?”</div> <div>Bu gerilimin gölgesinde hangi maddeler konuşuldu?</div> <div><strong>Hangi ekonomik düzenlemeler ilerledi?</strong></div> <div>Hangi bütçe kalemleri sessizce şekillendi?</div> <div>Siyaset çoğu zaman yalnızca ilke savunusu değildir.</div> <div>Siyaset aynı gerçeği farklı kulaklara, onların duymak istediği tonda söyleme sanatıdır.</div> <div>Vitrindeki semboller kalabalıkları heyecanlandırır.</div> <div>Kasadaki değer ise geleceği belirler.</div> <div><strong>Meclis’te yaşanan her kavga elbette önemsiz değildir. Demokrasi çatışmayla, tartışmayla, hatta zaman zaman sertlikle ilerler. Ancak mesele şu: O kavganın sonunda ortaya çıkan tablo kime yarıyor?</strong></div> <div>Birine göre kahraman olan figür, diğerine göre zalim olabilir.</div> <div>Fakat ekonomik sonuçlar taraf tutmaz; doğrudan etki eder.</div> <div>Belki de artık “Kim bağırdı?” sorusundan önce,</div> <div><strong>“Bu kavganın içindeki altın nedir?” diye sormanın zamanıdır.</strong></div> <div>Çünkü vitrindeki görüntü geçicidir.</div> <div>Kasadaki gerçek ise kalıcıdır.</div>