SULAK ALANLAR CİDDİ TEHDİTLERLE KARŞI KARŞIYA
Batman Çevre Platformu Dönem Sözcüsü ve Batman Çevre Gönüllüleri Derneği Başkanı Hasan Argunağa “Sulak alanların yok olması ekosistemlerin çökmesi demektir. 1971 yılında İran’ın Ramsar kentinde imzalanan ve Türkiye’nin de taraf olduğu Ramsar Sözleşmesi, sulak alanların korunması ve sürdürülebilir kullanımını esas alıyor. Buna rağmen Türkiye’de ve Batman’da sulak alanlar ciddi tehditlerle karşı karşıya. Sulak alanları besleyen su kaynakları üzerine barajlar kuruluyor, suyun yönü değiştiriliyor, aşırı ve kontrolsüz su çekiliyor. Tarımsal, evsel ve endüstriyel atıklar nedeniyle su kalitesi hızla bozuluyor. Tarım ve yerleşim alanı açmak adına sulak alanlar kurutuluyor ve dolduruluyor. Küresel ısınma ve kuraklık ise bu süreci daha da hızlandırıyor” dedi.
BATMAN’DA TEHLİKE BÜYÜYOR
Batman Çayı Havzası başta olmak üzere, kent çevresindeki dere yatakları, sazlıklar ve taşkın alanlarının hem kirlilik hem plansız müdahaleler nedeniyle işlevini yitirmeye başladığını belirten Argünağa “Sulak alanların korunmaması taşkın riskini artırır, yeraltı su kaynaklarını zayıflatır, biyolojik çeşitliliği yok eder. Sulak alanlar, tropik yağmur ormanlarından sonra dünyadaki en zengin biyolojik çeşitliliğe sahip alanlardır. Dünyadaki canlı türlerinin yaklaşık yüzde 40’ı sulak alanlarda yaşıyor. Türkiye’de 122 sulak alan bulunuyor. Bunların 14’ü ramsar alanı, 59’u ulusal öneme sahip, 49’u ise yerel öneme sahip sulak alan statüsünde. Ancak bu alanlar yapılaşma, kirlilik, kurutma ve aşırı kullanım nedeniyle yok olma tehdidi altında. Sulak alanlar, ormanlardan üç kat daha hızlı yok oluyor. Her sulak alan için ekolojik, sosyal ve ekonomik bütünlüğü gözeten Sulak Alan Yönetim Planları hazırlanmalı, yerel halk, milletvekilleri ve kamuoyu şeffaf biçimde bilgilendirilmeli, alınacak koruma önlemleri açıkça ilan edilmelidir. Sulak alanlar üzerindeki yapılaşma ve kirlilik baskısı sona erdirilmelidir” dedi.