Görselliğin esir aldığı bu panoptikonda öğeler bir anlatı sunmaz. Amaç artık bir anlam sunmak değil, anlamı “****grafileştirmektir.”Chul Han şöyle der: “Hiçbir şeyi örtmeyen, gizlemeyen; her şeyi bakışa açık kılan şeffaflık müstehcendir. Günümüzde medyadaki bütün resimler az çok ****grafiktir.”
Augustinus, Tanrı’nın arzuyu uyandırmak amacıyla metaforlar kullandığını ve Kutsal Metni kasıtlı olarak müphemleştirdiğini söyler.Oysa sosyal medyada müphemliğe yer yoktur; çünkü o şeffaf bir kolezyumdur. Instagramlanabilir olmak, şeffaf bir camın ardında ışıltılı bir vitrin duruşuna sahip olma arzusudur. Buradaki arzu “****grafik” öğelerle uyandırılmaya çalışılır ve kullanıcı, ikonik olmak uğruna kendini daha fazla şeffaflaştırır.
Şeffaflığın viralliğiyle her yüz (face), farklı bakışlara kendini açarak hayranlık uyandırmaya çalışır ve böylece her yüz (face), sergi değeri görmeye çalışırken şeffaflığı da dayatır. Bu durum, şeffaflığın viralliğidir.
**Artık her fotoğrafta ayrı bir maskeyleyizdir. Diğer kullanıcıların beğenisine sunulmuş farklı personalardır bunlar. Birey için varoluşsal bir anlama sahip olmak sanırım taşıdıkları bu farklı maskelerdir ve anlam ancak like almakla mümkün hâle gelir. Zira sadece beğeni almak artık bir anlam sunabilir hâle gelmiştir.
Böylelikle kendi normlarını dayatan bu sanal dünyada her şey beğenilme üzerine kurulur ve like almak bir maksim hâline gelir.Böylece beğeni uğruna her bakış, bireyler için bir buyruğa da dönüşür. Her paylaşım ve hikâye, “ötekinde olduğu gibi kendimi sabit bakışlara açmalıyım” düşüncesini ikame eder.
Mahrem olan, burada teşhir edilmesi gereken bir şeye dönüşmüştür. Dahası, ifşalanan mahrem artık sadece “şey”dir. Vitrine bırakılan anlam “anlamsızlıktır”; böylece değerli olan, kıymetsiz bir emtiaya dönüşür.
Sosyal medya, imkânsızlığın imkânını; hemen, her şey ve şimdi kipiyle ilan eder. Yani burada vadedilen şey: hemen, şimdidir. Her şey imitasyon olarak simültane edilir ve hemen var edilebilir. Dahası, aşklar ve arkadaşlıklar da sadece çevrimiçi ve bağlantılar ile kurulur. Böylelikle yüz (face), çevrimiçi bağlantılara ve bakışlara açar kendini.
Bu tutum, dijital sakinlerin ethosu hâline gelir ve birey görünebilmek adına kendini daha fazla teşhir eder. Bunun anlamı, varlığın sadece kendisini görünür olmakla ilan edebiliyor olmasıdır. Yani: Göründüğüm ve gösterebildiğim kadar varım!
**McLuhan, kitle iletişim araçlarının insan yaşamını ve kültürünü etkilediğini “araç mesajdır” sözüyle ifade etmişti. Sanırım buradaki araç artık kişinin farklı personalarıdır. Mesaj ise açıktır:Görünüyorum ve buradayım; öyleyse varım!