Yaşadığımız bu çağda hiç şüphesiz ki duygusal etkileşim olmadan evliliğe karar vermek neredeyse imkansız.
Hatta diyebilirim ki görücü usulü evlilik dahi yadırganacak bir hale gelmek üzere.
Tabi nasıl olabilir ki; insan tanımadığı sevmediği bir insanla evlenir mi?
Sevmediği biriyle nasıl bir ömür geçirir?
Sürpriz yumurtadan çıkacak olanı beklemek gibi bir şey olsa gerek.
Peki, yıllar önce birbirlerini hiç tanımayan, ilk defa evlendikleri gün gören, şimdinin ebeveynleri nasıl oldu da evliliklerini bu kadar uzun sürdürebildiler?
Ruh ikiyiz diye tabir edip, deliler gibi aşık olduğunu iddia ederek evlenen, sonu hüsran ve ayrılıkla biten zamane evliliklere ne oluyor da hemen bitiyor?
Sahi o çok güvendiğiniz sevginize ne oldu?
Hani pazara kadar değil mezara kadardı.
Kaç pazarınız geçti bilmem ama şu yaşadığımız dönemde evliliklerin kaç pazar geçirdiklerini sayabilmek üzücü…
Yöremizde genel olarak iki çeşit evlilik vardır;
Biri severek diye tabir edilen, belirli bir flört döneminden sonra ailelere ‘ben kararımı verdim bu kişi olacak’ diye aileleri azıcık ikinci plana atan evlilik türü…
Diğeri ise görücü usulü diye tabir edilen, ailelerin görüşlerinin ön planda olduğu ve onların uygun gördüğü evlilikler.
Her iki evlilikte de aile onayı hiç şüphesiz önemlidir.
Tabi ki her ebeveyn çocuğunun faydasına olacak ona iyi gelecek biriyle evlenmesini ister.
Evet, evliliklerde aile faktörü önemlidir.
Yaşam biçiminden, sofra adabına kadar her aile kendi içinde birçok farklılıklar gösterir ve bunlara uyumlanmak doğal olarak zorlayabilir.
Ama bir evlilikte en önemli olgu: eşlerin birbirleriyle olan iletişimleri, sevgileri ve hiç şüphesiz olmazsa olmazı saygıdır.
Peki, saygı nedir?
Saygının Türkçe sözlükte geçen anlamı şöyle:
1-Kutsal olarak bilinen kimselere (büyükler, yaşlılar ve değeri yüksek olanlar) şeylere karşı duyulan, sevgi ve çekinmeyle karışık bağlılık duygusu.
2-Başkalarını rahatsız etmekten çekinme duygusu
Kıymetli gençler evlenerek yeni bir hayata ilk adımınızı atıyorsunuz ve tabi ki bunda ailenizin onayı, ailelerin uyumu ve birbirinize olan sevginiz önemlidir.
Ama bir evliliğe başlamak kadar, onu ahenk ile sürdürmek çok daha önemlidir.
Ve bunu gerçekleştirecek tek gerçek vardır. O da her şeyin saygı çerçevesinde olmasıdır.
Yani birlikte olduğunuz kişiye karşı sevgi ve çekinmeyle karışık bağlı olmalı, onu rahatsız etmekten, incitmekten çekinmeli ve birazda haddinizi bilmelisiniz.
Nasıl yani haddini bilmek de ne demek, derseniz; şöyle ki: kadın erkeğin alanına girmeyecek (her şeyden haberdar olmak zorunda değil, olmamalı da), sorumluluğuna müdahale etmeyecek, bazı konularda son zamanların popüler tabiriyle “ben bilmem eşim bilir” diyebilmeli.
Aynı şekilde erkekte kadının alanına girmeyecek (her şeyden haberdar olmak zorunda değil, olmamalı da) sorumluluğuna müdahale etmeyecek, ben bilmem eşim bilir diyebilmelidir.
Ve birbirlerine rahatlayabilecekleri alanlar oluşturabilmeliler.
Her iki tarafında kendilerini rahatlatacak, arkadaş ortamı ve spor aktiviteleri olmalıdır.
Evlendiniz diye her saniyenizi birlikte geçirip birbirinizi boğmayın.
Arada kendinize özel alan ve aktiviteler oluşturmak faydalı olacaktır.
Ve en önemlisi de erkek ve kadın birbirlerinin sınırlarını ihlal etmemelidir.
Belki de eski evliliklerinin üzün süreli olmasının nedeni: kadının ve erkeğin sınırlarını bilmesi ve birbirlerine saygılı olmalarından kaynaklanıyordur.
Kadının kadın gibi, erkeğin de erkek gibi davrandığı ve bazı konularda “ben bilmem eşim bilir” diyebildiği ahenkli evlilikler dilerim.