?>

Aşitî & barış

İsmail Doğan

1 yıl önce

Yıl 1994.

Yer: Kars/Kağızman (Korpınar Köyü)

Yabancı yok, herkes akraba; aynı kandan ve aynı candan

Karar vermişti birileri...

"Köyü boşaltacaksınız amasız, fakatsız."

Bana sorarsanız da hem amansız hem de zamansız.

Yıl 2025, halen elektrik,yol,su yok; hangi köylüme sorsanız

İşte öyle …

O gün başladı kaplumbağa misali; evimizi,yurdumuzu sırtımızda taşıma hikayesi.

Tabi her şeyi taşıyamadık.

Yazarken elim, düşününce beynim tarifsiz tesirler altında kalıyor ama mezarlarımızı taşıyamadık.
Bayramlarda bir Fatiha’ya bile çok görüldük.
Herkes ciğerinden bir parça bıraktı geriye.
Hatırlarımızı, anılarımızı taşıyamadık.

O günkü manzara; sanırsın ki cepheye eşyalar taşınıyor, öküz kağnısı ile, at sırtında.

Kırkı yeni çıkmış bebeğini kundağa bağlamış analarımız, kundağı da sırtında.
O gün toprak doymuştu, köylünün sicim gibi akan göz yaşlarına.
Toprak utandı, gök sema utandı, dağlar taşlar utandı, yalın ayak yürüyen köylünün ayağına batan geven otu da utandı ama utanmadı birileri.

Karar vermişti birileri...

"Köyü boşaltacaksınız amasız, fakatsız."

Bana sorarsanız da hem amansız hem de zamansız.

Sonra mı?

Kimse dönmesin diye geriye,

Bir günde çevrilmişti köy harabeye.

Toprak ananın kucağıydı yerimiz.

Kavgamız sadece kara topraklaydı.

Aşık Veysel'in deyimiyle kazma ile dövdüğümüz tek şey toprağımızdı.

Kimse kimsenin tavuğuna bile karışmazdı.

Dağların göğsünden çıka gelen soğuk sularımız, pınarlarımız vardı.
İkindi serinliğinde çarpışan yaban keçilerimizin boynuzlarının sesinin yankılanması dağlarımızda vardı.

Yazın heyecanla çıktığımız reyhan, kekik, menekşe kokan yaylalarımız vardı.

Vallaha kimsenin aklına böyle bir hayat gelmezdi.
Okulu yok bundan mütevellid Kağızman'da yatılı okumaya çalışan çocuklarımız vardı.
Kışın kar yağar, olmayan yollar da

kapanır, bu sebeple dört-beş ay yatılı okulda kalmak zorunda kalan

Yatılı okulda sıcak su bir hazine misali olduğundan, bitlenmesin diye sonbaharda saçını kazıtan körpe erkek ve kızlarımız vardı.

Karar vermişti birileri...

"Köyü boşaltacaksınız amasız, fakatsız."

Bana sorarsanız da hem amansız hem de zamansız.
Kurdun saldırdığı koyun sürüsü misali

Herkes dağıldı memleketin bir yanına

Kimi İstanbul’a, İzmit’e, Ankara’ya, Uşak’a…
Kimisi de babam gibi yoksulun da yoksulu olduğundan ancak Ağrı’nın Eleşkirt İlçesinin, Molla Süleyman Köyüne…
Dedim ya kaplumbağa misali evimiz sırtımızda.

Yıl 2008…

Ele minneti ölüme kardeş bilen babam, bir daha sırtladı yuvasını

Bu sefer, eskilerin deyimiyle şeher merkezine.

Dokuz çocuğun ilk üçü kız ve yuva sahibi olmuşlardı ardı sıra…
Beşi erkek ve hepsine babadan yadigar kaplumbağa hayatı.
Yol göründü her birine, gurbete; fabrikaya ve inşaat şantiyesine
Bu güzel memleket de nasip oldu benim heybeme, 2013’ün yağmurlu bir ekiminde…
Çilenin, yoksulluğun, yoksunluğun büyük bir özür borcu olan anam ve babama bir yol daha göründü. 2019’un takviminde, İzmit’e
Kime kalmış ki bu fani dünya, ölmeye gelmedik mi dünyaya?

Zamanında ve zamansız bu kara fermanı verenlerin çoğu, Emr-i Hak vaki olduğundan toprağın bağrındalar şimdi.

Yorgun düştü demire doymuş dağlar,

Bitap düştü gözü yaşlı analar,
Mevsim bahar ve toprağın bağrına barış, kardeşlik, huzur tohumları ekildi…

Bire bin vermezsem namerdim diyor kara toprak.

Hoş geldin AŞÎTÎ & BARIŞ…

Yaşanmasın artık kavga, doysun huzura bu toprak karış karış.
“ Birileri öldürmek için yaşıyorlar, birileri de yaşatmak için ölüyorlar.” diyen biri oldu.

AŞÎTÎ & BARIŞ’ın SIRRI’nı verip SÜREYYA yıldızı olup kardeşliğe yüreğini koyup, umuda ÖNDER biri.

Yukarıda yazılanlar, şahsım ve ailemin alnına yazılanlar gerçek hayattan bir kesittir. 19 meridyenin kardeşliğine olan hasretimi dokudum ve bu yazımı bende derin izler bırakan  Rahmetli Sırrı Süreyya ÖNDER’e ithaf ediyorum.
YAZARIN DİĞER YAZILARI