SAĞLIK

Bağışıklık sistemini korumak mümkün mü?

Covid19 hastalığından sonra, kendimizi ve sevdiklerimizi korumak için yapabileceğimiz en önemli şeylerden birinin, bağışıklık sistemimizi güçlü tutmak olduğu anlaşıldı.

Bağışıklık sistemini korumak mümkün mü?
27-11-2023 01:02
26-11-2023 19:04
Google News

Bir canlının hastalıklara karşı korunmasını sağlayan, yabancı ve zararlı olan tüm maddeleri tanıyıp bu maddelerin yok edilmesi için savaşan reaksiyonlar, bağışıklık sistemi (immün sistem)’dir.

Bağışıklık sistemi, vücuda giren her maddeyi tarayarak, zararlı olanlar için anında savunma mekanizması oluşturup kişinin enfeksiyon ve hastalıklardan korunmasını sağlar.

Bağışıklık sisteminin başlıca görevi, vücutta belli aralıklarla temasta bulunan normal olmayan hücre ve moleküllerin belirlenmesi sonucu hastalıkların ilerlemesine engel olur. 

Bağışıklık sistemi, hücrelerden, dokulardan ve organlardan oluşur.

Tüm bu bileşenler, vücudumuza giren virüs, bakteri gibi mikroorganizmaları öldürerek, mikroorganizmaların zararlı etkilerinden bizi korur.

Çeşitli mutasyonlar geçirerek zararlı, kanser öncülü hücreler haline gelen vücut hücrelerimizi de programlı şekilde yok eder. 

Bağışıklık sisteminin bizi enfeksiyon, kanser gibi sorunlardan koruyabilmesi için sistemin elemanlarının uyum içinde çalışması gerekir” dedi.

BAĞIŞIKLIĞIN İKİ TÜRÜ VAR

Doğal aktif bağışıklık, bireyler doğduğu andan itibaren bulundukları ortama göre çok değişik mikroorganizmalar ile karşı karşıya kalır.

Bu organizmalar direkt veya indirekt yollarla vücudumuza girebilir ve çeşitli hücreleri uyarırlar. Hücrelerin uyarılması sonrası gelişen bu yanıt doğal aktif bağışıklık olarak tanımlanabilir. Mikroorganizmaların miktarına, türüne, ulaştığı hücrelere göre oluşturulan cevap ve cevabın büyüklüğü değişebilir.

Yapay aktif bağışıklık, çoğunlukla aşı sonucunda gelişen bağışıklığa verilen isimdir.

Tehlikeli hastalıklardan korunmak, onlara karşı önlem almak adına çeşitli tarzda hazırlanmış aşılar kullanabilir.

Bu aşılar aktif veya inaktif olabilir.

Aktif aşılar, inaktif aşılara göre daha güçlü bir uyarıma sebep olur.

Pasif bağışıklıkta ise genelde bireye çok yakın olan farklı bireylerden antikor aktarımı olarak tanımlanabilir.

Çoğunlukla bu antikorlar plasenta aracılığıyla anneden çocuğa geçer” dedi.

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

Bireyin bağışıklık sisteminin zayıflaması ile birçok hastalık belirtileri ortaya çıkmaktadır.

Bunlar; her türlü iltihabi hastalık, psikosomatik hastalıklar ile kanser gibi metabolik hastalıklar olarak ifade edilmektedir.

Bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesi için bebeklikten hatta anne karnından itibaren olmak üzere yaşamın her evresinde gerekli özen ve dikkat gösterilmelidir.

Yaşlılarda bağışıklık sistemi daha zayıftır ve hastalıklar çok kolay yerleşir.

Bununla birlikte bazı durumlarda bağışıklık sisteminin çökmesiyle bireylerde hastalık meydana gelmektedir.

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ ZAYIFLATARAK VÜCUT DİRENCİNİ DÜŞÜREN ETMENLER:

-Kötü beslenme alışkanlıklarına sahip olmak, vitamin, mineral ve protein alımının yetersiz olması, alkol, sigara ve uyuşturucu tüketimi,  vücut ve çevre temizliğine gerekli özeni göstermemek, hava kirliliğine maruz kalmak, yetersiz egzersiz yapmak veya hareketsizlik, şişmanlık, obezite, yetersiz uyku uyumak, yetersiz güneş ışığından yararlanmak ve UV ışınlara maruz kalmak.

Yani, bağışıklık sistemimizi güçlü tutmak için edinmemiz gereken yaşam tarzı alışkanlıkları şunlardır;

- yeterli ve dengeli beslenmek

- vitamin ve mineral eksikliklerini gidermek,

- alkol ve sigaradan uzak durmak,

-düzenli egzersiz yapmak,

-yeterince uyumak,

- kilo kontrolü yapmak,

-yeterince güneş ışığı almak,

-sağlıklı sosyal ilişkilere sahip olmak

BAĞIŞIKLIĞI GÜÇLENDİRMEK İÇİN ÖĞÜNLERLE VEYA HAZIR TAKVİYE ŞEKLİNDE ALABİLECEĞİMİZ DESTEKLERE GÖZ ATALIM;

A Vitamini: Akyuvarlar ve antikorların güçlenmesini sağlayarak bağışıklık sistemine doğrudan etki etmektedir. Antioksidan özelliği ile hücreleri hastalıklara karşı korur.  A vitamini, aktif maddesi olan retinol olarak ince bağırsaklardan emilir. Besinlerle alınımı beta karoten halinde olup, depolanması ise %90 karaciğerdedir.  A vitamini balık yağı, tereyağ, yumurtanın sarısı, süt ve süt ürünleri, kırmızı et ve karaciğer olmak üzere karoten içerikli havuç, yapraklı sebzeler, domates, taze kayısı, bal kabağı, muz ve sarı patateste bol miktarda bulunur.  A vitaminini E ve C vitaminleri ile beraber tüketmek emilimini artırmaktadır.

C Vitamini (Askorbik Asit): Suda çözünebildiği için kolay bozunur ve aynı zamanda en dayanıksız vitamindir. Bakır ve Demir mineralleri ile reaksiyona girdiği için bu elementlerin emilimini artırmak için beraber tüketilmelidirler. Aşırı tüketimiyle B12 vitamininin biyoyararlılığını azaltmaktadır. Sebze ve meyveler (Şeftali, turunçgiller, maydanoz, çilek, ıspanak, kuşburnu gibi) en iyi kaynaklarıdır.Bilinen en iyi antioksidanlardan olduğu için zararlı maddelerin vücuttan atılmasını sağlar.

E Vitamini (Tokoferol): Yağda çözünür ve iltihap giderici özelliktedir. Hücre içindeki radikal konsantrasyonunu azaltarak güçlü antioksidan özellik göstermektedir. Bu sayede bağışıklık sistemini güçlü tutar. Yeşil yapraklı sebzeler, yağlı tohumlarda, et ve yumurtada bulunmaktadır.

D3 Vitamini (Kolekalsiferol): Hücre büyümesi, kemik ve kas gelişimi, kalsiyum ve fosfor emilimi, iltihaplı hastalıklarla mücadele ve özellikle bağışıklık sistemini desteklemek için oldukça önemli görevi bulunmaktadır. D3 vitamininin en iyi kaynağı besinlerden ziyade güneştedir. Balık yağı da D3 vitamini içermektedir. Deriye temas eden güneş kolesterol tarafından üretilir. Maalesef birçok kişide D3 vitamini eksikliği bulunmaktadır. D3 vitamini seviyenizi ölçtükten sonra hekim kontrolünde kullanmak sağlığınız için büyük önem taşımaktadır.

Çinko: Çocukluk, ergenlik, gebelik döneminde gelişmeyi destekleyen minerallerin başında gelen çinkonun; güçlü antioksidan etkilisiyle bağışıklık sistemini desteklemek, saç, tırnak, cilt sağlığına katkıda bulunmak, kemik mineral yoğunluğunu artırmak, göz hastalıklarının tedavisine destek olmak gibi birçok fonksiyonu vardır. Eczanelerde tek başına veya diğer vitaminlerle beraber bulunan kapsül/tablet/şurup formları bulunmaktadır.

Beta Glukan; Bağışıklık sistemini güçlendirmek için ekmek mayasından (Saccharomyces cerevisiae) elde edilen organik bileşiktir. C vitamini ile beraber tüketildiğinde biyoyararlılığı artmaktadır. Lifli besinler en zengin kaynaklarıdır. Bakteri ve virüsler ile daha etkin bir şekilde savaşarak, hastalıkların daha kolay atlatılmasına destekleyici yardımı olur. Mevsim geçişlerinde oluşan grip, nezle, üst solunum yolları hastalıklarında veya alerjik rahatsızlıklarda çok faydalı olur. Kanser ve kortizon ilaçlarıyla birlikte kullanılmamalıdır.

Omega-3: Bağışıklık sisteminde kullanılması için prostaglandinlerin sentezlenmesinde görevlidir. Vücut tarafından sentezlenemeyen ve çoklu doymamış yağ asidi olan Omega-3, dışarıdan besinlerle alınmalıdır. En iyi kaynağı balıktır.

Probiyotikler/Prebiyotikler: Görevi, bağırsak mikrobiyotasına etki ederek serbest radikallerin üremesine engel olmaktır. Aynı zamanda patojen bakterilerin üremesini inhibe ederek bağışıklık sistemini güçlendirmektedir. Probiyotiklere; fermente süt ürünleri (yoğurt, peynir, ayran, tereyağ), bebek süt ve mamalarında rastlanmaktadır. Prebiyotikler ise probiyotiklerin çoğalmasını ve aktive olmasını sağlayan besin bileşenleridir. Eczanelerimizde, kapsül/saşe/damla şeklinde hazır probiyotik ve prebiyotik ürünler de bulunmaktadır.

Sambucus Nigra (Kara Mürver): Kara mürver ekstresi, hem C vitamini sayesinde bağışıklığı güçlendirirken aynı zamanda artan antikorların yüksek ateşe neden olma ihtimalini düşürür. Güçlü bir iltihap kurutucu olduğundan boğaz ve genizde biriken balgamın kolayca sökülmesini sağlar. Enfeksiyon oluşmasının engellenmesine yardımcı olur.

Pelargonyum sidoides (Güney Afrika Sardunyası): Antioksidan özelliğe sahip bitki ekstresi, bağışıklık uyarıcı özelliğiyle virüs ve bakterilere karşı koruma sağlar.Pelargonyumun bronşit, tonsillofarenjit, sinüzit ve soğuk algınlığı gibi akut üst solunum yolu enfeksiyonlarının süresini ve şiddetini azalttığı gösterilmiştir.

Bağışıklığımızı güçlü tutmak için yeterli ve dengeli beslenmemiz gerektiğini belirttik.

Ancak eski yıllardan bu yana tükettiğimiz besinlerin kalitesi maalesef düşmektedir.

Dolayısıyla beslenmemize dikkat edersek bile bazen yeterli vitamin ve mineralleri alamayabiliriz. Bunları yerine koymak için eczanelerimizde hazır bulunan vitamin/mineral gibi besin desteklerinden yararlanabiliriz.

Elbette ki bu desteklerin ihtiyaç doğrultusunda ve sağlık uzmanınızın kontrolü ve tavsiyesiyle kullanılması gerekir.

Hangi dozda ve ne kadar süreyle kullanacağınıza ancak sağlık uzmanınız karar verebilir. Özellikle gebelik/emzirme dönemlerinde, yaşlı ve çocuk hastalarda, kronik rahatsızlığı olan ve bundan dolayı ilaç kullanan hastalarda daha dikkatli bir kullanım şekli gerekmektedir.

Çünkü bu kişiler diğerlerine göre daha hassas bir organizmaya sahiptirler.

Olası bir besin-ilaç, besin-hastalık etkileşiminin önüne geçmek için kendi başına gıda takviyesi almaktan kaçınılmalıdır.

Diğer önemli bir detay ise; bu ürünlerin sadece eczanelerden alınması gerektiğidir.

Özellikle internet ve market gibi mecralardan ürün alarak sağlığınızı tehlikeye atmayın.

Hepinize güçlü bir bağışıklık ve sağlıklı günler dilerim.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
ANKET TÜMÜ
31 Mart Yerel Seçimlerde hangi partiye oy vereceksiniz?
ARŞİV ARAMA
E-GAZETE TÜMÜ
26 Şubat 2024 e-gazete