Bu Batman, bildiğimiz Batman değil
- 11-02-2026 15:46
- 2690
Sabah 9.30.TPAO Yerleşkesi’ndeyiz, Kristal Park’ta.
Çay termosları geliyor.
Tabaklar masaya bırakılıyor. Peynir seçiminin ne kadar isabetli olduğunu konuşuyorum, yanımdaki meslektaşlarla.
Gazeteciler orada. Siyaset orada. Batman, her zamanki gibi masanın tam ortasında.
Ak Parti Batman Milletvekili Ferhat Nasıroğlu, yine geleneksel istişare toplantılarından biri için davet etmiş.Üç ayda bir olduğu gibi…
Bu toplantıları sevdik. En azından merak ettiklerimizi sorabiliyor, eleştirilerimizi dile getirebiliyoruz.Bir anlamda içimizi döküyoruz.
Sohbet başladı. Ama asıl mesele konuşulanlar değildi; konuşulabilenlerdi.
Ulaşım. Sağlık. Sanayi. Turizm. İstihdam…
Başlıklar yeni değil. Yeni olan, bu başlıkların artık havada kalmaması. Söylenen cümlelerin bir yere temas etmesi.
Batman uzun yıllar aynı filmi izledi. Herkes kenti sevdiğini söyledi. Herkes başka bir yerinden çekti.
Sonuç mu? Gürültü vardı ama yol haritası yoktu.
Şimdi tablo daha farklı.
Vali ile vekil aynı dili konuşuyor.
Vekil ile teşkilat uyumlu. Teşkilat kendi içinde tıkır tıkır. Farklı partilerden isimler bile “önce Batman” diyerek uzlaşıya açık bir kapı bırakıyor.
Bu şehir için bu tablo olağan değil. O yüzden fark ediliyor.
Nasıroğlu’nun özellikle altını çizdiği cümle boşuna değildi: “Birbiriyle uzlaşan kent, bizim markamız.”
Batman’ın yıllarca eksik kalan tarafı da tam olarak buydu. Para bulundu.
Bina yapıldı. Yol açıldı. Ama uzlaşma yoktu.
Şimdi bir uzlaşı sağlandıysa, gerisi zamanla gelir.
Masada küçük ama anlamlı bir detay daha vardı: Türkiye–Polonya Dostluk Grubu Başkanlığı.Vekil Nasıroğlu’nun yürüttüğü görevlerden biri bu.
Bu bir koltuk meselesi değil. Batman’ın adının başka masalarda da anılması demek. Kentin kendi içine kapanmaması demek.
Şu soruyu sormak gerekiyor: Ferhat Nasıroğlu’nun milletvekilliğine ihtiyacı var mıydı?
Net cevap: Yoktu.
İş dünyasında zaten güçlü. Bürokraside ve devlet kademelerinde ulaşamadığı bir kapı yok. Böyle isimler için vekillik makam değil, sorumluluktur.
O sorumluluk bugün raflardan indirilen projelerde kendini gösteriyor. Yıllardır bekleyen dosyalar yeniden açılıyor.“Olmaz” denilen işler bir kez daha masaya yatırılıyor.
Elbette her şey güllük gülistanlık değil. Sorunlarımız tamamen bitti mi? Pembeye boyanmış bir hayalin içinde miyiz?
Hayır.
Sorunlarımız hâlâ diz boyu. Batman, sorun biriktirmeyi seven bir şehir. Bir dönemde çözülmez. Belki birkaç dönemde de…
Ama bugün kent yerinde saymıyor. Yavaş da olsa ilerliyor. Ve bu his, uzun zamandır ilk kez bu kadar net.
Ne diyelim…
Bize de teşekkür etmek düşüyor.