Haklı olmak mı? Kazanmak mı?
- 08-03-2026 12:16
- 08-03-2026 12:17
- 2330
8 Mart gelince ortalığı bir coşku sarıyor. Mesajlar, çiçekler, indirimler, mor filtreli story’ler… Bir günlüğüne herkes kadın hakları savunucusu oluyor.
Ertesi gün ise hayat yine bildiğimiz gibi devam ediyor.
O yüzden bu sene biraz farklı bir yerden bakalım istedim.
Sürekli “onlar neyi yanlış yapıyor?” diye konuşuyoruz ya… Devlet, sistem, erkekler, medya… Evet, bunları konuşmak gerekli. Ama bir de kendimize dönüp bakmak fena olmaz belki.
“Hata” demeyelim ama bazı eksiklerimiz var.
Bence en önemli eksiklerden biri, birbirimizin yanında gerçekten ve sürekli durabilmek. Aynı derdi yaşayan kadınlar bile bazen farklı kamplara ayrılabiliyor.
Feminist başka bir yerde duruyor, çalışan kadın başka bir yerde, ev kadını başka bir yerde…
X partili kadın ile Y partili kadın arasında dağlar kadar mesafe olabiliyor.
Hepimizin söylediği şeyler aslında değerli. Ama sesler birleşmeyince güç de bölünüyor. Parça parça konuşunca bazen gürültü oluyor ama etki olmuyor.
Bir diğer mesele de şu:
Çok konuşuyoruz ama strateji kısmında bazen eksik kalıyoruz. Sosyal medyada bir etiket trend oluyor, herkes paylaşıyor.
Bir gün boyunca çok güçlü bir ses çıkıyor.
Ama sonra o öfke nereye gidiyor?
Hangi kapıyı çalıyor? Hangi kurumu zorluyor? Hangi uygulamanın değişmesini sağlıyor?
Farkındalık yaratma konusunda gerçekten çok iyiyiz.
Panel, yürüyüş, kampanya…
Bunların hepsi çok kıymetli. Ama iş “Peki somut olarak ne talep ediyoruz?” sorusuna gelince bazen netlik azalıyor.
Mesela “şiddet bitsin” demek çok önemli ama tek başına yeterli değil. Nasıl bitecek? Hangi mekanizma değişecek? Kim sorumlu olacak? Takibini kim yapacak?
Bu soruların cevapları net olunca mücadele de daha güçlü oluyor.
Bir de sabır meselesi var. Bazen bir kampanya birkaç haftada büyük bir değişim yaratmayınca moralimiz düşüyor. Oysa en kalıcı dönüşümler genelde uzun soluklu, sabırlı ve görünmeyen emeklerle geliyor.
Bir başka eksik de birbirimize karşı tavrımızda ortaya çıkabiliyor. Kadınların birbirini yıprattığı anlar yok mu? Var. Başarıyı kutlamak yerine didiklediğimiz, farklı düşüneni hemen dışladığımız, güçlü görüneni aşağı çekmeye çalıştığımız zamanlar olabiliyor.
Oysa güç, rekabetten çok dayanışmayla büyüyor.
Bir de şu gerçek var:
Sistem erkek egemen, evet. Ama bu sistemi değiştirmek istiyorsak erkekleri tamamen dışarıda bırakarak mı yapacağız?
Belki de bazı erkekleri gerçekten bu dönüşümün parçası haline getirmenin yollarını daha çok düşünmek gerekiyor.
Çünkü bu mesele sadece kadınların değil, toplumun meselesi.
Bu yazı “suç bizde” demek için değil. Çoğu zaman zaten değil. Ama gücümüzü nasıl kullandığımızı sorgulamak kötü bir şey değil.
Belki de bazen durup kendimize şunu sormak gerekiyor:
Biz gerçekten kazanmak mı istiyoruz, yoksa sadece haklı olduğumuzu göstermek mi?
Cevap biraz can yakabilir. Ama belki de gerçek dönüşüm tam da o soruyla başlar.
Mehmet 3 ay önce
Hangı hata olursa olsun takibini ve mücadelesini yapalım