<div>Özlemini duyduğu, kokusunu içine çektiği topraklara nihayet kavuştu Kürtlerin taçsız kraliçesi.</div> <div>Her ne kadar yaşamı boyunca rahat bir gün yüzü görmemişse de Ayşe Şan’a ait, her Kürdün hafızasında yer etmiş bir şarkı mutlaka vardır.</div> <div><strong>Sallana sallana,</strong></div> <div><strong>Lê lê bêmal, </strong></div> <div><strong>Lorkê lorkê, </strong></div> <div><strong>Daykê qurban, </strong></div> <div><strong>Qederê yar, </strong></div> <div><strong>Cemîle here were, </strong></div> <div><strong>Xezal, </strong></div> <div><strong>Lê lê dînê, </strong></div> <div><strong>Xivşê, </strong></div> <div><strong>Kirasê te melese, </strong></div> <div><strong>Yar Meyro, </strong></div> <div><strong>Derdê hewiyê, </strong></div> <div><strong>Hepsîyo, </strong></div> <div><strong>Min tu dibu, </strong></div> <div><strong>Memê Alan, </strong></div> <div><strong>Nazliyê ve Wey Saliho Kurmam...</strong></div> <div>Bunlar, <strong>Ayşe Şan’ın</strong> hafızalarda yer etmiş eserlerinden sadece bazılarıdır.</div> <div>Kürt müziğinin efsanevi kadın seslerinden biri olan Ayşe Şan, bizim kuşağımızın plaklardan dinleyip içimizi dağladığı yanık sesidir.</div> <div>Onu <strong>“Kürt müziğinin sultanı”</strong> olarak biliriz, ancak o yanık sesin ne büyük acılarla, ne derin çilelerle yoğrulduğunu bilmezdik.</div> <div>Ayşe Şan’ın yaşamı; çileyle, baskıyla, sürgünlerle geçmiş bir öyküdür.</div> <div><strong>Eyşana Kurd, Eyşe Xan, Eyşana Eli olarak da halk arasında bilinen sanatçı, 1938 yılında Diyarbakır’da doğdu.</strong></div> <div>Babası da dengbêjdi; Ayşe Şan, ilk müzik eğitimini baba evinde, dengbêj divanlarında aldı.</div> <div>Kürtçe ilahiler ve mevlitler okuyarak dikkat çekmeye başladı.</div> <div>Henüz 9 yaşındayken babasını kaybetti. İlk ağıdını babası için söyledi.</div> <div>Babası gibi sanatçı olmak istese de ailesi tarafından yoğun baskı gördü.</div> <div><strong>Bunun üzerine evden ayrıldı. Ayşe Şan, Diyarbakır’dan Antep’e, oradan İstanbul’a; sırasıyla Almanya, Bağdat, Hewlêr ve son olarak kanser hastalığı nedeniyle hayatını kaybettiği İzmir’e uzanan bir yolculuğa çıktı.</strong></div> <div>Antep’te düğünlerde ve gazinolarda sahne alarak sanat hayatına ilk ciddi adımını attı.</div> <div>Kürtçenin yasak olması nedeniyle, TRT radyosundan gelen Türkçe şarkı söyleme teklifini kabul etti. İki yıl TRT'de türkü söyledi.</div> <div>1963 yılında ilk plağını çıkarmak için İstanbul’un yolunu tuttu.</div> <div>İstanbul’da Kürtçe ve Türkçe konserler verdi; çıkardığı plak büyük ilgi gördü.</div> <div><strong>Ancak hem ailesinin feodal baskısı hem de Kürtçeye yönelik tahammülsüzlük nedeniyle tehdit ve baskılarla karşılaştı.</strong></div> <div>Bu nedenle Almanya’ya göç etti.</div> <div>Sürgünde sanatını sürdürmeye çalışan bu güçlü kadın sanatçı, Almanya’da ilk evliliğini yaptı.</div> <div>Ancak ilk çocuğu Şahnaz’ı kaybetmesi üzerine büyük bir yasa gömüldü.</div> <div><strong>Bu dönemde söylediği ve yürekleri dağlayan “Qederê” adlı parça, yaşadığı büyük acının yansımasıdır.</strong></div> <div>Ayşe Şan, Almanya’dan tekrar İstanbul’a döndü ve ikinci evliliğini yaptı. Bu evlilikten üç çocuğu oldu.</div> <div>Ancak sanat ve aile yaşamını birlikte yürütemeyince, 1979 yılında Bağdat’a gitti.</div> <div><strong>Bağdat Radyosu’nda “Eyşana Eli” adıyla şarkılar seslendirmeye başladı.</strong></div> <div>Daha sonra Hewlêr Valisi’nin daveti üzerine Hewlêr’e geçti.</div> <div><strong>Burada Kürt müziğinin iki önemli ismi Mehmet Arif Cizrawi ve İsa Berwarî ile tanıştı ve birlikte konserler verdi.</strong></div> <div>Ayşe Şan, ailesinin tehditleri nedeniyle memleketi Diyarbakır’a hiçbir zaman gidemese de şarkılarıyla Diyarbakır’ın ve tüm Kürtlerin gönlünde taht kurdu.</div> <div>Onu en çok yıkan şey ise annesinin ölümü oldu.</div> <div><strong>Çünkü ailesi içinde kendisine tek sahip çıkan kişi annesiydi.</strong></div> <div>Annesi, ölmeden önce son kez kızını görmek istese de bu isteği reddedildi.</div> <div>Ayşe Şan’a, annesinin mezarını ziyaret etmesine de izin verilmedi.</div> <div>Bu olay, sanatçının yüreğinde büyük bir yara açtı ve bu derin acısını “Dayike” adlı şarkısında dile getirdi.</div> <div>Ayşe Şan’ın acılarla dolu yaşamı, yakalandığı amansız kanser hastalığı nedeniyle 18 Aralık 1996’da İzmir’de son buldu.</div> <div>Doğduğu şehir Diyarbakır’a gömülmeyi vasiyet etmesine rağmen, bu vasiyeti yerine getirilmedi.</div> <div><strong>Ancak, vefatından 29 yıl sonra, Kürt müziğinin bu efsane isminin naaşı doğduğu kent Diyarbakır’a getirildi.</strong></div> <div>Bu vasiyetini yerine getirenler ne iyi ettiler.</div> <div>Ne güzel bir cenaze töreni düzenlediler.</div> <div>Tabutuna omuz veren kadınların zılgıtları arasında, kim bilir Ayşe Şan ne kadar mutlu olmuştur.</div> <div>Bu anlamlı görevin yerine getirilmesine vesile olan, emek veren herkese teşekkür ediyorum.</div> <div><strong>Kokusunu özlediği topraklara, ölümünden yıllar sonra da olsa kavuşan Ayşe Şan’a Allah’tan rahmet diliyorum.</strong></div> <div> </div> <div> </div>