Batman’da motosiklet kazaları kâbusa dönüştü

Batman’da motosiklet kazaları kâbusa dönüştü

Batman’da son günlerde art arda yaşanan motosiklet kazaları, kentte artık endişe verici, hatta ürkütücü bir boyuta ulaştı. Neredeyse gün geçmiyor ki facia ile sonuçlanan bir kaza haberiyle sarsılmayalım.

Ne yazık ki bu kazaların büyük bir bölümü ya ölümle ya da ağır yaralanmalarla sonuçlanıyor.

Üstelik motosiklet sürücüleri sadece kendi canlarını değil, çarptıkları yayaların da hayatını karartabiliyor.

Bu acıyı en derinden bilenlerden biriyim; ne yazık ki ben de geçmişte bir motosiklet çarpması sonucu birinci dereceden yakınımı kaybettim.

Şüphesiz ki motosikletler, kurallara ve usulüne uygun kullanıldığında hayatı kolaylaştıran alternatif bir ulaşım aracıdır. Sorun aracın kendisinde değil; aşırı hızda, dikkatsizlikte ve kural tanımazlıktadır maalesef.

Ne yazık ki Batman’da gün yok ki yeni bir motosiklet faciası yaşanmasın. Son olarak 18 yaşındaki gencecik bir sürücünün hayatını kaybetmesi, tehlikenin boyutunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Genç bir fidan daha toprağa düştü…

Daha geçenlerde komşumuz olan bir ailenin tek oğlu, akrabasından emanet aldığı bir motosikletle kaza yaparak yaşamını yitirdi.

O acılı aile resmen yıkıldı; geride ise yarım kalan hayaller ve derin bir matem kaldı.

Her kazanın ardından işte böyle yıkılan bir aile, ömür boyu sürecek bir dram kalıyor.

Kentte motosiklet kullanımının hızla artmasıyla birlikte; trafik kurallarının hiçe sayılması, aşırı hız, koruyucu ekipman eksikliği ve sürücü hataları kazaların ana sebebi haline geldi. Özellikle genç sürücüler arasındaki hız tutkusu ve bilinçsiz kullanım, bu facialara adeta davetiye çıkarıyor.

Batman İl Emniyet Müdürlüğü’nün yılın ilk altı ayında on binlerce motosikleti denetlediği ve yüzlerce aracı trafikten menettiği açıklandı. Ancak rakamlar ne söylerse söylesin, kazaların önüne geçilemediği açık.

Demek ki bir şeyler eksik kalıyor:

Bu noktada ilk yapılması gereken denetimlerin sürekli hale getirilmesi.

Uygulamalar sadece belirli noktalarda veya ara sıra değil; sürekli hale getirilmeli, özellikle de kenar semtlere yaygınlaştırılmalı.

Diğer bir husus da kazaların önemli bir kısmının mesai saatleri dışında gerçekleşmesidir. Bu da demek oluyor ki ehliyetsiz, deneyimsiz ve kural tanımaz sürücüler daha çok bu saatlerde yollara dökülüyor.

Bir de sürücü kursları eğitimi sıkı tutmalıdır.

Kuşkusuz ki sürücü kurslarına bu noktada çok büyük iş düşüyor. Eğitim kalitesi artırılmalı, ehliyet kolay kazanılan bir kâğıt parçası olmamalıdır.

Öte yandan, son dönemde sayıları hızla artan motor kuryelerin çalışma koşulları da mutlaka gözden geçirilmelidir. Müşteriye "azami süre" sözü veren firmaların uyguladığı zaman baskısı, kuryeleri trafikte hız yapmaya zorluyor. Bu durum hem kuryelerin canını tehlikeye atıyor hem de diğer sürücülere kötü örnek oluşturuyor. Teslimat sürelerine ve hız limitlerine acilen makul kıstaslar getirilmelidir.

Tabi ki sadece polis denetimiyle bu iş çözülmez. Kask ve koruyucu ekipman kullanımından taviz verilmemeli, radarlı hız kontrolleri sıklaştırılmalı ve özellikle okullarda gençlere yönelik trafik bilinci eğitimleri artırılmalıdır. Sıklaşan bu kazaların sebepleri derinlemesine araştırılmalı ve köklü çözümler üretilmelidir.

Batman’daki bu acı tabloyu değiştirmek için bir an önce harekete geçmek zorundayız.

Sürücülerden yayalara, kamu kurumlarından sivil toplum kuruluşlarına kadar herkesin ortak sorumluluk alması gerekiyor.

Trafikteki birkaç dakikalık dikkatsizlik ya da heves, bir ömür sürecek pişmanlıklara dönüşmeden acil tedbirler alınmalıdır. Bu acılara artık bir "dur" deme vakti geldi de geçiyor bile.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ