Sen balık değilsin

Sen balık değilsin

Bir balık, hayat akışının yönünü hiç sorgulamaz; çünkü bunu düşünecek bir iradeye sahip değildir. Sular onu nereye götürürse, yaşamı orasıdır. Önüne atılan yemin arkasındaki oltayı göremez, sadece o anki açlığını doyurmaya odaklanır. Her gün aynı sularda, aynı yemin peşinde, neredeyse hep aynı güzergahta hayatını ikame eder. Önüne herhangi bir engel çıktığında bunu yolun sonu sanır ve hemen geri döner. Balık için pes etmek bir seçim değil, hayatta kalmak için verilen bir tepkidir.

Bir amaca odaklanan bazı insanlar, sınavlara hazırlanan öğrencilerin bazıları, herhangi bir engelle, herhangi bir güçlükle, herhangi bir sorunla karşılaşınca hemen pes eder, irade  göstermez, kendine kabuğuna çekilip mücadele etmekten vazgeçerler.

Yola devam etmeye, başka bir güzergahı deneyimlenmeye, yeni bir rota çizmeye, yeniden başlamaya cesaret edemezler.

Oysa başarıya ulaşanlar, ilk engelde yönünü kaybedenler değil, her şeye rağmen yola koyulanlardır.

Bazıları da asla başlamayı göze alamazlar. Hayatının sınırları içinde kendilerine ördükleri o yüksek duvarların arkasında her gün aynı şeyleri yaparak ömürlerini tüketirler. Evden işe gitmek, işten eve dönmek, sosyal medyada dolaşmak, televizyon seyretmek, yemek yemek ve uyumak  gibi basit yönergelere hayatını sıkıştırarak dar bir alanda yaşamını ikame eder.

Farklı yolları denemeyi, yeni kitaplarla, yeni kültürlerle, yeni yaşamlarla tanışmayı, yeni bir işe girişmeyi, bir hobi edinmeyi, farklı insanlarla karşılaşmayı, bir alanda yükselmeyi, birine omuz olmayı, birine yol çizmeyi, yeniden başlamayı, bir yola koyulmayı göze alamazlar.

Tıpkı Britta Teckentrup'un ünlü çocuk kitabı “Küçük Fare ve Kırmızı Duvar” hikayesinde olduğu gibi hayvanlar aleminin ortasına örülen devasa, gizemli bir Kırmızı Duvarı, diğer tüm hayvanlar bu duvarı benimseyip duvarın arkasında ne olduğunu sormaz, balık gibi duvarı gördükleri an geri dönerler ve hayatlarını o sınırın içinde yaşamaya yaşamaya devam eder. Tüm hayvanlar o duvarın aşılmaz olduğunu, kaderine boğun etmesi gerektiğini söylemesine rağmen, bir fare  pes etmez,  bunu kabul etmez, duvarın arkasında ne olduğunu merak eder ve o minik boyuna rağmen, o devasa kırmızı duvarın arkasına geçer. Gördüğü şey ise büyüleyicidir. Duvarın arkasında, o güne kadar hapsedildikleri dünyadan çok daha renkli, çok daha neşeli, çok daha güzel, çok daha mavi, çok daha yeşil, çok daha özgür ve uçsuz bucaksız bir dünya vardır.

İşte İnsanın yolculuğu için bu bir bir kırılma anıdır. Bir engelle karşılaşınca pes edip vazgeçerek kendine kabuğunda, kendi konfor alanında yaşamını çürütmek, ya da mücadele ederek, içindeki inancın azmiyle başarmanın tadına varmak.

Yeni bir yola düşmeyi planlayanlar, güzel bir işe girmek isteyenler, kendi hayatında bir kıvılcımı yakmaya niyetlenenler, korkularıyla yüzleşmeye karar verenler, özgürlüğünü keşfetmeye çıkmayı düşünenler, kendi potansiyelini fark etmek için içine yürümeye başlayanlar, nitelikli bir liseyi kazanmayı hedefleyen talebeler, iyi bir üniversiteye yerleşmeyi hayal eden öğrenciler, hayatın zor ve imkansız koşullarına rağmen ışığını kendi elinde taşımaya cesaret edenler, değişmeyi göze alanlar, zihnine ördüğü duvarları yıkmak için eline balyoz alanlar ve bu yazıyı okuyan sevgili canlar;

Senin pes etmeme ve kendi yolunu açma gücün ve sabrın var.

Asla vazgeçme çünkü sen bir balık değilsin!

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ