Son günlerde Batman’da yaşanan cinayet haberleri hepimizin yüreğini yakıyor. En son Asri Mezarlık'ta yaşanan elîm olay da gösterdi ki, artık toplam tüm katmanlarıyla harekete geçmek zorunda.
Bu satırları kimseyi suçlamak için yazmıyorum. Ama bu toplum olarak masum olduğumuz anlamına gelmez. Hepimiz kendimizi sorgulamalı ve acil çözüm yöntemlerine odaklanmalıyız.
Bir toplumda cinayetler işleniyorsa ve parmaklar sadece katili işaret ediyorsa; asıl suçlular kendini kamufle ediyordur. Çünkü yaşanan her cinayetten az veya çok hepimiz sorumluyuz . Ev içinde Aile, Okulda Öğretmen, Camide İmam, Mahallede komşu, Düğün ve taziyelerde Kanaat önderleri ve her yerde Devlet bu konuda üzerine düşeni eksiksiz yapmalıdır. Bu cinayetler, Toplumsal hiyerarşide genel ihmal olduğunu göstermektedir.
Çünkü anlık işlenen cinayetler olsa da çoğu cinayet belli bir plana sadık kalınarak işlenmektedir.
Bazen küçük bir tartışma oluyor, sonra kırgınlık büyüyor, ardından husumet başlıyor. Araya zaman giriyor ama topluma yön verme iddiasında olanlar girmiyor. Sonunda telafisi olmayan acılarla başbaşa kalıyoruz.
Büyük orman yangınlarına bazen bir izmarit bazen piknikçi aymazlığı sebeb olur. Toplumu kahreden bu kan davaları da çoğu zaman ilk öfkeyi durdurmaktan geçiyor.
Batman'da her gün aileler arası kavga, gruplar arası çatışma vb haberler duyuyoruz. Topluma yön veren değerlerin husumet duyulduğu anda harekete geçmesi gerekmektedir. İstisnasız herkes üzerine düşeni yapmalı. Kimin sözü geçiyorsa konuşmalı. Kim tarafları bir araya getirebiliyorsa getirmeli. Gerekirse gecenin bir vakti kapılar çalınmalı. Telefonlar açılmalı. Çünkü bazen zamanında yapılan bir ziyaret, yıllarca sürecek bir acıyı önleyebilir.
Bu noktada özellikle kanaat önderlerine de bir çift söz söylemek istiyorum.
Batman’da bugün bakıyoruz, çok sayıda kişi kendisini kanaat önderi olarak tanımlıyor ya da öyle anılıyor. Gazetelerde fotoğraflar görüyoruz, toplantılar, açılışlar görüyoruz. Elinde makasıyla kurdele kesmeye hazır toplum büyükleri görüyoruz. Adeta bir kanaat önderi enflasyonu var. Ama biz bu kanaat önerilerini sadece düğünlerde ve açılışlarda görmekteyiz.
Bence kanaat önderliği, gazete ve kameralara poz vermekle olmaz.
Kanaat önderi; iki aile birbirine düşmeden kapısını çalabilen insandır.
Kanaat önderi; öfkeyi yatıştıran, insanları aynı masaya oturtan, barışı sağlayan kişidir.
Gerekirse bunun için gece gündüz koşturan, risk alan, sorumluluk üstlenen ve para harcayan insandır.
Bugün geçmişe baktığımızda, insanların arasını bulmaya çalışırken yaralanan, hatta hayatını kaybeden büyüklerimizi biliyoruz. İşte toplum hafızasında gerçek kanaat önderi olarak kalanlar onlardır. Çünkü onlar sadece konuşmadılar, sorumluluk aldılar.
Bugün de aynı cesarete ihtiyacımız var.
Seydalarımıza da önemli görevler düşüyor. Özellikle taziyelerde başsağlığı dilemek ve Fatiha okutmak yetmez. Erdemin, kardeşliğin, affetmenin ve barışın anlatıldığı yerler olmalıdır camiler ve taziye mekanları. Çünkü geniş kitlelere hitap etme imkanını doğal yollarla elde eden nadir kişilerdir seydalarımız. Hutbelerde, sohbet ve vaazlarda öfkenin nelere mal olduğu, kul hakkı, kan davası, affetmenin fazileti ve insan hayatının kutsallığı daha çok anlatılmalıdır.
Anne ve babalara da büyük görev düşüyor. Çocuklarımıza miras olarak dünyevi metadan çok ahlak bırakmalıyız. Öfke kontrolünü, sabrı, konuşarak çözüm üretmeyi, meşru ve tabii yollardan para kazanmaya çalışmayı öğretmeliyiz. Çünkü sağlam toplum, sağlam ailede yetişir.
Devletimizin de bu konuda önemli bir sorumluluğu var. Özellikle Batman Valimizin bugüne kadar birçok konuda inisiyatif alan, vatandaşla iç içe olan bir yönetim anlayışı sergilediğini görüyoruz. Bu tür husumetlerde de olaylar büyümeden tarafların bir araya getirilmesi için valiliğimizin, güvenlik güçlerimizin ve ilgili tüm kurumların önleyici çalışmaları çok kıymetlidir. Kavgalar mahkemeye taşınmadan, canlar toprağa düşmeden çözülebiliyorsa, en büyük başarı budur.
Artık şunu anlamamız gerekiyor.
Bir cinayet işlendiğinde sadece bir insan ölmüyor. Bir anne evladını kaybediyor, bir çocuk babasız kalıyor, bir eş hayat arkadaşını kaybediyor. Diğer tarafta ise başka aileler cezaevleriyle ve vicdan azabıyla yaşamaya mahkûm oluyor.
Kaybeden sadece iki aile olmuyor.
Toplum moralini, güvenini ve geleceğe dönük inancını kaybediyor
Kaybeden Sahipsiz şehir Batman oluyor.
Artık birbirimizi suçlamak yerine, birbirimize sahip çıkmanın zamanı geldi. Bir husumet duyduğumuzda “Beni ilgilendirmez.” dememeliyiz. Çünkü bazen sessiz kalmanın bedeli, bir insanın hayatı olabiliyor.
Unutmayalım…
Bir canı kurtarmanın yolu, çoğu zaman ilk öfkeyi durdurmaktan geçer

Şiddet haberleri basinin kaymağı. Bir açıp bak.Boyele renkli menülü gosteriyorlaki herkes okusun ve arkası gelsin.