Son yıllarda Türkiye’nin demografik yapısında sessiz ama bir o kadar da ürpertici bir değişim yaşanıyor. Doğum oranları hızla düşüyor, nüfus artış hızı tarihimizin en düşük seviyelerinde. Yetkililer her fırsatta, “Daha çok çocuk yapın, nüfusumuz yaşlanıyor” çağrıları yapıyor. Ne var ki, bu çağrılar toplumda pek de karşılık bulmuyor. Çünkü mesele yalnızca bireysel tercihlerde değil, doğrudan hayatın katı gerçeklerinde gizli.
Çocuk sahibi olmak sadece biyolojik bir hadise değildir. Ekonomik, sosyal ve psikolojik bir karardır. İşsizlik oranlarının yüksek seyrettiği, liyakatin rafa kaldırıldığı, gençlerin diplomalarıyla iş bulamadığı, iş bulanların da geçim sıkıntısından kurtulamadığı bir ülkede, geleceğe güvenle nasıl bakılabilir? Hele ki mülakatlarda liyakatin değil, tanıdığın kişinin “etkili” olup olmadığının belirleyici olduğu, sahte diplomalarla makam sahibi olanların haberlerde normalleştiği bir düzende gençler “yarın”a değil, sadece “bugün”e odaklanmak zorunda kalıyor.
Enflasyonun acımasız çarkı, alın terini daha cebe girmeden yok ediyor. Maaş ay sonunu göremeden kira, fatura ve vergiye kurban gidiyor. Vergi yükü giderek artıyor.Dolaylı vergilerin yükü ekmekten elektriğe, bebek bezinden akaryakıta kadar hayatın her köşesinde hissediliyor. Devlet gelir yaratmanın kolay yolunu vatandaştan alınacak vergide buluyor. Böyle bir tabloda “Çocuk yapın, nüfus artsın” çağrısının hayata çarpınca buharlaşması elbette kaçınılmaz.
Ekonomik sıkıntıların yarattığı bu baskı sadece cebimizi değil, hayallerimizi de daraltıyor. Genç çiftler “Bir çocuğa bakmak en az şu kadar maliyet” hesabı yaparak evlilik planlarını erteliyor, evli olanlar ise “Ya bakamazsak?” korkusuyla çocuk sayısını en aza indiriyor. Ümit sadece bir duygu değil, toplumsal bir sermayedir. Umudun yerini endişe aldığında, nesillerin sürekliliği de kırılganlaşır.
Kısacası mesele sadece nüfusun azalması değil. İnsanların hayal kurabileceği, emeğinin karşılığını alabileceği, çocuklarına daha iyi bir gelecek bırakabileceğine inanacağı bir düzenin olmayışı. Umudu olmayan bir insan, çocuk sahibi olmayı ağır bir yük ve belirsizlikle dolu bir risk olarak görür.