Batman'da işsizleri kim dolandırdı?

Batman'da işsizleri kim dolandırdı?

Batman'da, işsizlik ve umutsuzluk içerisindeki insanların en hassas noktasından vuran bir dolandırıcılık şebekesi, başarılı bir operasyonla çökertildi.

Kamu kurumlarına işe yerleştirme vaadiyle, aralarında pek çok çaresiz insanın da bulunduğu mağdurları 30 milyon lira dolandırdığı iddia edilen 4 kişi tutuklandı.

Bu olay, toplumumuzun kangrenleşmiş yaralarından biri olan 'torpil' algısının ne kadar acı bir gerçeğe dönüştüğünü bir kez daha gözler önüne seriyor.

"Adamı olan işe giriyor" şeklindeki algı, ne yazık ki bu tür dolandırıcıların ekmeğine yağ sürüyor.

Bir yandan liyakat, eğitim ve emeğin hiçe sayıldığı bir düzen algısı yaratılırken, diğer yandan bu algıdan beslenen simsarlar, umut tacirliğine başlıyor.

İşsizleri dolandırmaya çalışan şebekeye karşı yürütülen soruşturma kapsamında elde edilen bilgiler, şebekenin ne kadar organize ve profesyonelce çalıştığını gösteriyor.

Şebeke üyeleri, sözde genel müdür, milletvekili konuşmaları, özel ofisler ve hatta sahte atama belgeleriyle mağdurların güvenini önce kazanıyorlar.

Dahası, dolandırdıkları kişileri şikâyetçi olmamaları için kendilerini sağlama alacak sözleşmeler bile hazırlıyorlarmış.

Bu dolandırıcıların yaptığı, sadece bir dolandırıcılık vakası değil, aynı zamanda umutsuzluktan beslenen bir sömürü düzenidir.

Elbette, Batman'da ve Türkiye genelinde kamuda işe alımların tamamen torpilsiz olduğunu iddia etmek, gerçekleri görmemek ve kabul etmemektir.

Ancak, bu güne kadar ne kadar işe alım yapılmışsa torpille yapıldı deyip, hakkı ile, bilgi ve yeteneği ile, alın teriyle işe giren binlerce kişiye de haksızlık yapmamak gerekir.

Ama özellikle mülakat işin içine girince, hemen akla siyaset ve torpil geliyor.

Bu da dolandırıcılık şebekelerinin ekmeğine yağ sürüyor.

Özellikle KPSS gibi objektif sınavlarla yapılan atamalarda bile, işin içine mülakat girdiğinde spekülasyonlar artıyor.

"Mülakatta torpil yapılıyor" iddiaları, kadro simsarlarının elini güçlendiriyor.

Bu söylentiler, işini hakkıyla kazananların başarısını gölgelerken, dolandırıcıların "biz senin işini hallederiz" yalanlarına zemin hazırlıyor.

Peki, bu utanç verici tablodan nasıl kurtuluruz?

Daha adil ve şeffaf bir işe alım süreciyle.

Mülakatların tarafsızlığını sağlamak için farklı kurumlardan, birbirini tanımayan uzmanların görev alması veya en azından bu süreçte tarafsız kalacaklarına dair yemin etmeleri bile bir başlangıç olabilir.

Veya en ideal senaryo, sınav puanının her şeyin üstünde tutulduğu bir sistemin kurulmasıdır.

Unutmamalı ki, torpille işe girmek veya kadro satmak sadece etik dışı bir davranış değil, aynı zamanda yüz kızartıcı bir suçtur.

Türk Ceza Kanunu'nda nitelikli dolandırıcılık olarak tanımlanan bu eylemlerin cezası, 4 yıldan 10 yıla kadar hapis cezasıdır.

Bu olayda suçları sabit bulunan şahısların cezalandırılması kadar, bu tür olayların bir daha yaşanmaması için de kamuoyunun aydınlatılması ve farkındalığın artırılması gerekiyor.

Kamuoyu, bu mafyavari umut tacirlerini ve dolandırıcıları tanımalı ve onlara karşı dikkatli olmalıdır.

İşsizlerin umutlarını çalan bu zihniyete karşı en önemli tedbir ise liyakat ve şeffaflığın esas alınması ile mümkündür.

Diğer bir husus, bu tür dolandırıcılık olaylarına karışanların mutlaka kamuoyunda deşifre edilmesidir.

Kimdir bu dolandırıcılar?

Bunlar kamuda görüntüleri ile paylaşılırsa, belki bir daha bu tür kirli işler yapmazlar.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ