Batman’ın büyükşehir olmasının artı ve eksileri?

Batman’ın büyükşehir olmasının artı ve eksileri?

Batman'ın il oluşunun yıl dönümü vesilesi kaleme aldığım yazı üzerine mesajlar aldım.

Batmanın İl Oluşundan Büyükşehir hayaline başlıklı yazımda” Bundan 80 yıl önce bir köy olan Batman, önce nahiye oldu, sonra kasaba, ardından ilçe ve 36 yıl önce de il olmayı başardı. Şimdi neden büyükşehir olmasın? Nasıl ki bir zamanlar “Batman il olamaz” diyenlere rağmen bu başarı elde edildiyse, aynı irade ve sahiplenmeyle büyükşehir hedefi de gerçekleşebilir. Yeter ki bu şehir kendi gücünün farkına varsın, sahip olduğu değerlere sahip çıksın ve ortak bir gelecek hayalinde birleşsin” demiştim.

Büyükşehir olma meselesi Batmanda uzun süredir tartışılan hatta Belediyenin ek binasına “Batman Büyükşehir Belediyesi “tabelası asılmıştı.

Yazımdan sonra bu konu tekrar gündeme gelerek artısı ve eksisi ile Büyükşehir meselesi tartışmaya açıldı.

Bugünkü yasal çerçevede büyükşehir belediyesi kurulabilmesi için il nüfusunun 750 binin üzerinde olması gerekiyor. Batman’ın nüfusu ise bu eşiğe henüz ulaşmış değil. Ancak şehrin büyüme hızı, göç hareketleri ve gelişen ekonomik yapısı dikkate alındığında Batman bu hali ile mevcut bir çok Büyükşehir belediyesi kadar bu statüyü hak ediyor.

Tabi başta da dediğim gibi Büyükşehir olmanın artı ve eksileri de var.

Bir Hukukçu dostum, Batman Büyükşehir olursa bir tarafta küçülecek bazı belediyeler ve kurumlar lav edilecek diyor, Batman’ın beş belde belediyesi ile İl özel idaresi otomatikman Büyükşehir belediyesi yetkisine devir edileceğini, merkez güçlenirken kırsal alanlar zayıflanacağını söylüyor.

Bu mele ile ilgili daha geniş bir çerçeve çizen bir akademisyen dostum ise hem artıları hemde eksilere dikkat çekmiş.

Batman Üniversitesinde Prof. ünvanı ile görev yapan Akademisyen’nin bu konudaki görüşü de şöyle;

“Batman’ın Büyükşehir olması yalnızca bir idari unvan meselesi değildir. “Büyükşehir” olmak, tabelaya yeni bir sıfat eklemekten çok daha fazlasıdır. Bu karar, Batman’ın gelecekte nasıl yönetileceğini, kaynakların nasıl dağıtılacağını, kırsal alanların nasıl korunacağını ve şehir merkezinin hangi vizyonla büyüyeceğini doğrudan etkiler.

Batman, Türkiye’nin genç ve dinamik şehirlerinden biri. Petrol kenti kimliğiyle büyüdü, göç aldı, yeni mahalleler kurdu, üniversitesiyle sosyal yapısını değiştirdi. Ancak bu büyüme beraberinde ağır sorular da getirdi. Trafik, altyapı, konut açığı, plansız yapılaşma, yeşil alan eksikliği ve istihdam sorunu artık yalnızca belediye hizmetleriyle açıklanabilecek başlıklar değildir. Bunlar, bir şehrin yönetim kapasitesiyle doğrudan ilgilidir.

Büyükşehir statüsünün en önemli avantajı, planlama gücünü artırmasıdır. Büyükşehir sayesinde Batman merkez ile Kozluk, Beşiri, Sason, Gercüş ve Hasankeyf arasında daha bütüncül bir ulaşım, altyapı ve çevre politikası kurulabilir. Bugün ayrı ayrı ele alınan birçok hizmet, büyükşehir modeliyle tek elden koordine edilebilir. Bu, özellikle su yönetimi, kanalizasyon, katı atık, toplu taşıma ve ana arter yollar açısından önemli bir kazanım olabilir.

Fakat burada kritik bir ayrım yapmak gerekir: Büyükşehir olmak, otomatik olarak gelişmiş şehir olmak anlamına gelmez. Türkiye’de bunun örnekleri fazlasıyla var. Statü büyür, bütçe büyür, yetki büyür; ama vizyon büyümezse sorunlar da büyür. Batman için asıl mesele “büyükşehir olalım mı?” sorusundan önce “büyükşehir olursak nasıl bir şehir kuracağız?” sorusudur.

Çünkü büyükşehir modelinin ciddi riskleri de vardır. Bunların başında kırsal alanlardaki köylerin  mahalleye dönüşmesi gelir. Köylerin mahalle statüsüne dönüştürülmesi, kırsal yaşamın idari kimliğini zayıflatabiliyor; tarımsal üretim, mera kullanımı, yerel gelenekler ve köy kültürü üzerinde baskı oluşturabiliyor.

Batman gibi kırsal bağları güçlü bir şehirde bu risk daha da önemlidir. Sason’un dağ köyleriyle Batman merkezdeki bir mahalleyi aynı hizmet mantığıyla yönetmek gerçekçi değildir. Hasankeyf’in tarihsel ve kültürel dokusuyla sanayi çevresindeki yerleşimleri aynı imar anlayışına sıkıştırmak da doğru olmaz. Büyükşehir modeli uygulanacaksa Batman’ın kırsal karakteri korunmalı, ilçeler yalnızca merkezin çevresi gibi görülmemelidir.

 Ekonomik açıdan bakıldığında büyükşehir statüsü Batman’a yeni bir görünürlük kazandırabilir. Daha büyük projeler, daha güçlü yatırım beklentisi ve daha geniş kurumsal kapasite ortaya çıkabilir. Fakat bu da tek başına yeterli değildir. Batman’ın petrol dışı ekonomisini büyütmesi, genç nüfusa istihdam alanı açması, üniversite-sanayi işbirliğini güçlendirmesi ve turizmi daha ciddi ele alması gerekir. Aksi halde büyükşehir olmak, sadece daha kalabalık ama aynı sorunları taşıyan bir kent üretir.

Toplu taşıma bu tartışmanın en somut başlıklarından biridir. Batman büyüdükçe şehir içi ulaşım daha karmaşık hale geliyor. Büyükşehir statüsüyle ilçeler arası ulaşım ağı, şehir içi hatlar, akıllı durak sistemleri ve uzun vadeli raylı sistem projeleri daha planlı biçimde ele alınabilir. Ancak ulaşım yalnızca araç sayısını artırmak değildir. Şehrin nerede büyüyeceğine, hangi bölgelerin konut alanı olacağına, sanayinin nereye taşınacağına ve yeşil alanların nasıl korunacağına dair bütüncül bir karar gerekir.

Bir diğer mesele de maliyetlerdir. Büyükşehir olmak vatandaş açısından bazı hizmetlerin daha düzenli hale gelmesini sağlayabilir; ancak su, ulaşım, emlak vergisi, altyapı katkı payı gibi alanlarda yeni mali yükler de doğabilir. Özellikle kırsal mahalleye dönüşen yerlerde yaşayan vatandaşlar için bu durum hassas bir başlıktır. Bu nedenle büyükşehir tartışması yalnızca merkezde değil, ilçelerde ve köylerde de açıkça konuşulmalıdır.

Batman’ın büyükşehir olması halinde en büyük sınavı adaletli kaynak dağıtımı olacaktır. Merkez büyürken ilçeler ihmal edilirse bu statü yeni bir memnuniyetsizlik üretir. Kozluk’un yolu, Sason’un kırsal hizmetleri, Gercüş’ün tarımı, Beşiri’nin gelişim alanları ve Hasankeyf’in turizm potansiyeli aynı stratejik planda yer bulmalıdır. Büyükşehir modeli merkezin güçlenmesi kadar çevrenin de güçlenmesini sağlamalıdır.

Sonuç olarak Batman’ın büyükşehir olması bir fırsattır; fakat doğru yönetilmezse ağır bir yük haline de gelebilir. Bu statü, Batman’a daha fazla bütçe, daha fazla yetki ve daha geniş planlama imkânı sağlayabilir. Ancak aynı zamanda kırsal kimliğin korunması, yerel demokrasinin güçlendirilmesi, ilçelerin dışlanmaması ve şehir merkezinin plansız büyümemesi gibi ciddi sorumluluklar da getirir.

Batman için mesele büyükşehir olup olmamak değil; büyük düşünmeye hazır olup olmamaktır. Eğer şehir bu süreci yalnızca bir prestij meselesi olarak görürse kaybeder. Ama bunu planlı büyüme, adil yönetim, güçlü altyapı, çevre duyarlılığı ve ekonomik çeşitlenme için bir fırsata dönüştürürse kazanır.

Çünkü şehirler unvanlarla değil, vizyonla büyür.”

Bu akademik bakış aslında bize Batman’nın büyükşehir olması ile ilgili artı ve eksilerini net bir biçimde izah ediyor.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ