Batman için doğa evi neden şart?
- 22-06-2025 15:13
- 22-06-2025 15:14
- 1186
Batman’a bir doğa evi kazandırmak, bir okul, bir ibadethane kadar gerekli ve önemlidir.
Betonların içinde nefes alamayacak duruma gelen, israf ve tüketim çılgınlığı içinde kendinden geçmiş, gürültülü ve kirli havanın yarattığı stres ile yorulan insanlarımızın doğayla yeniden bağ kurmaları için doğa ve kamp alanlarına ihtiyaç var Batman’da.
Haydi gelin, Dicle Nehri kenarında, Raman Dağı’nın güneye bakan yamacında bir doğa evi hayal edelim.
Telefonun, internetin, marketteki abur cuburun, hazır yemeklerin, fast food'un, tek kullanımlık bardak ve tabakların, plastiklerin olmadığı bir yaşamla insanları yeniden buluşturan bir doğa evimiz olsun.
Doğayla iç içe, şehir gürültüsünden, elektrik direklerinin ışığından uzak, huzurlu bir yer burası.
Ayaklar toprağa değiyor, her tarafı güller ve çiçekler süslüyor.
İnsan, doğayı yeniden keşfediyor, tanıyor, anlıyor ve koruma bilinci kazanıyor.
Kuş sesleri ve temiz hava, doğaya karşı saygı ve sorumluluk duygularını artırıyor.
Kalabalıklardan uzak, dağ bayır yürüyorsun.
Ne araba çarpması ne bir kaza ne de bir kötülük korkusu var.
Kendini doğanın kalbinde, güvende hissediyorsun.
Fosil yakıta ihtiyaç duyulmayan bu yerde, rüzgâr ve güneş enerjisiyle elektrik üretiliyor.
Kışın yağan kar ve yağmur suları depolanıyor.
Bu sularla damlama sistemi kullanılarak su israf edilmeden meyve ve sebze yetiştiriliyor.
Gıda ürünleri, bitişikteki doğal üretim yapan çiftlikten temin ediliyor.
Çörekler, ekmekler tandırda, çaylar köz ateşinde demleniyor.
Akşamları ateş etrafında toplanılıp doğaya ve geleceğimize nasıl sahip çıkabileceğimiz konuşuluyor.
Koğuş sistemindeki ranzalarda uyunuyor.
Akşam saatinde herkes yatağında, sabah güneşiyle birlikte spor yapılıyor.
Kahvaltıda her şey doğal, herkes aynı tabağa ekmeğini bandırıyor.
Doğada herkes kardeş, herkes akraba.
Fideler toprakla buluşuyor.
Çamurdan çömlekler, bardaklar yapılıp fırında pişiriliyor.
Atölyelerde doğal kök boyalar üretiliyor.
Bu ortamda sosyal bağlar güçleniyor, güven ve beceriler artıyor.
İnsan, kendi ihtiyaçlarını karşılayabilme, kendi kendine yetme becerisi kazanıyor.
Deneyimler paylaşılıyor.
Doğanın farklı canlı türleri, bitkileri ve kuşları keşfediliyor.
Hayvanlara olan sevgi artıyor, onlara dokunma korkusu yitip gidiyor.
Geceleri gökyüzüne bakıp parıldayan yıldızları seyretmenin keyfi yaşanıyor.
Teknolojiden uzaklaşıp doğaya odaklanılarak zihinsel dinlenme ve rahatlama sağlanıyor.
Dijital ve diğer bağımlılıkların olumsuz etkilerinden arınmak için önemli bir fırsat doğuyor.
Doğa evinde yapılan kamp sayesinde, katılımcılar hem bireysel gelişim sağlıyor hem doğayla uyumlu bir yaşam bilinci kazanıyor.
Özellikle gençlerin ve çocukların yaşamlarında derin manevi kazanımlar sağlayacak, hayatlarına yön verecek bir doğa evi Batman için elzemdir.
Batman’a doğa evi kazandırmak, uzun zamandır en büyük hayallerimden biri olmuştur.
Bu hayal için Belediye’nin Çevre Koruma Müdürlüğü ve Proje Müdürlüğü ile birlikte bir projelendirme çalışması gerçekleştirdik.
Tam proje hayata geçirilecekken belediye yönetimi değişti ve ne yazık ki doğa evi projemiz rafa kaldırıldı.
Elbette doğa evi için yer tahsisi ve inşa süreci önemli bir sermaye gerektiriyor.
Bu proje, kamu kurumları, yerel yönetimler ya da bir hayırseverin desteği ile hayata geçirilebilir.
Bu kampa katılan çocuklara ve gençlere doğa sevgisini aşılayarak, doğayla bağlarını güçlendirmeyi başarabiliriz.
Havası, suyu ve toprağı her geçen gün kirlenen, doğal kaynakları tükenen bir dünyada bir doğa evine neden ihtiyaç duyduğumuzu artık daha iyi anlıyoruz, değil mi?
Unutmayalım, doğamıza ve geleceğimize ancak bilinçli bir nesil ile sahip çıkabiliriz.