Batman sokakları çarpışan otomobil rallisi mi?
- 20-07-2025 15:46
- 20-07-2025 15:47
- 1156
Batman'da darbe veya çizik yememiş araç yok galiba.
Sıfır bir araba alın, trafiğe çıkın; akşama eve döndüğünüzde mutlaka aracınızda bir sürprizle karşılaşırsınız.
Kazaların ardı arkası kesilmiyor.
Aracınız trafik ışığındayken biri gelir, arkadan çarpar.
Park halindeyken bir bakmışsınız, aracınız çizilmiş, darbe almış.
Trafik akışında bir dikkatsiz veya acemi şoförün gazabına uğrayabilirsiniz.
Bunlardan hiçbiri size denk gelmezse mutlaka kâğıt toplayıcılar veya motosikletli kursiyerlerden biri aracınıza musallat olur.
Bazen bu tür kazalar, yaralama ve ölümlerle de sonuçlanabiliyor.
Batmanlılar yaşadıkları her kaza sonrasında da “Mala gelen, cana gelmesin” diye kendilerini teselli eder.
O kadar çok Batmanlı’nın aracı darbelidir ki, sanırsınız Batman sokakları çarpışan otomobil rallisidir.
Sokaklar ralli olunca da çarpışmalar, araçların darbelenmesi artık doğal bir hâl almış vaziyettedir.
Tabii, sıklıkla meydana gelen kazaların, araçların meçhul bir şekilde çizilmesi ve darbelenmesinin bir sürü nedeni bulunmaktadır.
Birincisi, Batman’da kurallara pek aldırış edilmiyor.
İkincisi, kocaman bir kent olan şehrimizin sağlıklı ulaşımı için düzgün bir altyapısı yok.
Mesela çevre yollarının yetersiz oluşu, araç otoparkı için yeterli ve güvenli alanların mevcut olmaması, kazaların yaşanmasında önemli etkendir.
Özellikle otopark ile ilgili o kadar yanlış var ki, say say bitmez.
Bir kere otopark zorunluluğu olan binaların otoparkı hiçbir kullanıma açık değil, çoğu farklı amaçlarla kullanılıyor.
Daha bina yapılmaya başlanırken, otopark izninde oyun içinde oyun oynanıyor 50 yıldır.
Diyelim, kentin en merkezi yerinde bina yapıyorsun, bu değerli arsanın tümünü kapalı alan olarak kullanmak için projede, gidip kentin gelişmemiş bir yerinde satın aldığın arsayı otopark olarak göstererek imar izni alabiliyorsun.
Otopark için tahsis edilen o arsa, zamanla söz konusu bölgede otoparka ihtiyaç yok denilerek Belediye Meclisi tarafından vasfı değiştirilerek satışa çıkarıldı yıllar önce.
Geçmişte bu yanlış sürekli uygulandı. Hâlâ bu uygulama devam ediyor mu, bilmiyorum doğrusu.
Oysa otoparklara kenar semtlerde değil, daha çok şehir merkezinde ihtiyaç bulunmaktadır.
Sokak ve caddelerdeki otopark alanlarının çoğu da esnaf tarafından tezgâhlar veya dubalarla kapatılmış.
Kamuya ait açık otoparklar, sanırsınız özel mülkiyet. Ne karışan var ne de bu haksızlığı ortadan kaldıran.
Gap Mahallesi ve Belde Mahallesi, bu nedenlerden dolayı en çok trafik akışının zorlandığı ve kazaların olduğu bölgelerdir.
Aracınıza zar zor cadde üzerinde park yeri bulmanız da aracınızın güvende olduğu anlamına gelmez tabii.
Cumartesi günü başıma gelen kazayı anlatınca nedenini daha iyi anlayacaksınız:
Şehit Fethi Sekin Caddesi üzerinde, evime yakın bir noktada, Kent Kafe arkasında araç otoparkı için ayrılmış yere aracımı park ettim.
Bir saat sonra bilinmeyen bir numaradan gelen telefondaki ses, “Aracınıza biri çarpıp kaçtı” dedi.
Aracımda kaza sonucu, nereden bakarsanız bakın değer kaybı ve masrafla birlikte 50 binin üzerinde zarar vardı.
Çarpan ve kaçan, kâğıt toplayıcı sepetli bir motosikletmiş.
Ters istikametten gelmiş ve park halindeki araca göre göre çarpıp durmadan, kameralara yakalanmamak için ara sokağa girip kaçmış.
Trafik ekiplerini çağırdık. Görevli, “Çarpan araç olmadığı için ve kaskonuz olmadığından tutacağım raporun size bir faydası olmaz. Ancak şahsın tespiti ve cezalandırılması için karakola şikâyet edersiniz” dedi.
İsteğimiz üzerine de raporu tutup gitti.
Günde onlarca böyle sorun yaşanıyor bu bölgede.
Kuralsız, izinsiz onlarca sepetli motosiklet ve üstü açık kamyonet, şehrin işlek caddelerinde kâğıt topluyor.
Hiçbir trafik kuralına uymuyorlar. Kasalarında çöpler etrafa saçılıyor, kazalara neden oluyorlar.
Çevreyi kirletiyorlar, sabahlara kadar durmadan gürültü çıkarıyorlar, nasılsa karışan yok.
Bu şehirde ambalaj atıklarını toplamakla yetkilendirilmiş görevli firma varken, korsan kâğıt toplayıcıları da iş başında.
Bu korsan kâğıt toplayıcılarına neden göz yumuluyor, hâlâ anlamış değilim.
Özellikle sepetli motosikletler her gün, her gün park halindeki araçlara zarar veriyor.
Motosikletli kâğıt toplayıcıları adeta çeteleşmişler, kimseye aldırış etmiyorlar.
Araçlar darbeleniyor, trafik akışını engelliyorlar, sonuçta olan da araç sahiplerine oluyor.
Herkes bir şekilde bu durumdan etkileniyor. Örneğin, aracıma çarpan kaçıp gitti.
Yaşanan kazanın ardından trafik polisi tutanağı tuttuktan sonra, yanıma gelen biri,
“Abe sakın aracına zarar veren hakkında şikâyetçi olma. Sonra aracının plakasını öğreniyorlar ve nerede görürlerse zarar veriyorlar”dedi.
Böyle bir korku yaymışlar toplum üzerinde.
Adamlar hem suçlu hem güçlü…
Bir şekilde her gün, her gün başka bir arabaya zarar veriyorlar.
Kimse de davacı olmuyormuş haklarında.
Bu böyle gelmiş, böyle gitmemeli.
Birileri bunlara “Dur!” demeli artık. Bu yüzden ben bu işin peşini bırakmamaya kararlıyım.
Trafik kaza raporu elime ulaşır ulaşmaz, aracıma çarpıp giden hakkında davacı olacağım.
Bu şehir bana “neciler” yüzünden bu hale geldi.
Gözlerimizin önünde uyuşturucu sattılar, “bana ne” dedik.
Şehrimizde binlerce gencimiz bu batağa saplandı.
Ailelerin hayatı karardı bu yüzden.
Kâğıt toplayıcıları arabamıza, bize zarar verirler diye yıllardır kimse korkudan şikâyetçi olmamış.
Belki binlerce araca zarar verilmiş.
Böyle gelmiş, böyle gitmemeli. Yanlış nerede ve kimden gelirse gelsin karşısında durmalıyız.
Çünkü durmazsak, bu kötülüklerin, bu yanlışların da sonu gelmeyecek.
Bu şehrin çarpışan araba rallisi olmadığının zamanı geldi, bence.