Boğulma vakaları: kader mi, ihmal mi?
- 08-06-2026 16:17
- 08-06-2026 16:18
- 754
Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte Batman'da ne yazık ki artık alışılmış, can alıcı bir sorun gündeme geliyor: boğulma vakaları.
Henüz yazın başındayız; ancak akarsu, baraj gölü ve sulama kanallarında yaşanan suda mahsur kalma ve boğulma haberleri peş peşe gelmeye başladı.
Batman Çayı ve Beşiri Çayı'nda peş peşe suyun aniden yükselmesi ile kimisi canını son anda kurtardı, kimisi ise suda mahsur kaldı. Son olarak da hafta sonu Ilısu Baraj Gölü'nde serinlemek amacıyla suya giren 25 yaşındaki Serhat Songur hayatını kaybetti.
Her yıl olduğu gibi bu yıl da gençlerin ve çocukların cansız bedenleri sulardan çıkarılıyor.
Peki bu ölümler gerçekten kader mi, yoksa göz göre göre gelen ihmaller zincirinin bir sonucu mu?
Yıllardır aynı acıları yaşıyoruz. Ancak boğulma vakalarının nedenleri üzerine kapsamlı bir araştırma yapıldığını, kalıcı çözümler üretildiğini ya da ciddi önlemler alındığını söylemek mümkün değil.
Boğulmalar yaşanıyor, haber oluyor, birkaç gün konuşuluyor ve ardından unutuluyor. Ta ki yeni bir ölüm haberi gelene kadar...
Oysa mesele sadece "yüzme bilmemek" kadar basit değildir. Bugüne kadar boğulan kişilerin yüzme bilip bilmediğini kim araştırdı?
Eğer temel sorun gerçekten yüzme eğitimi eksikliği ise, o zaman şu soruyu sormak gerekir: Yıllardır çocuklara ve gençlere yüzme öğretmek için verilen kurslar boşuna mıydı?
Her sene açılan yaz kursları var. Ancak bu kursların ne kadar yaygın olduğu, kaç çocuğa ulaştığı ve verilen eğitimin gerçekten yeterli olup olmadığını araştıran yok.
Daha da önemlisi, boğulma vakalarının sık yaşandığı bölgelerde hangi tedbirler alındı?
Aileler yeterince bilgilendirildi mi?
Tehlikeli bölgelerde uyarı levhaları var mı?
Sosyal medya kampanyaları, broşürler ve bilinçlendirme çalışmaları yapılıyor mu?
Hafta sonları ve tatil günlerinde riskli alanlarda cankurtaran veya güvenlik görevlileri bulunduruluyor mu?
Bu soruların çoğuna verilecek cevap, boğulma vakalarının nedenini de gün ışığına çıkaracaktır.
Bir başka önemli konu da kontrolsüz şekilde nehir yataklarından çıkarılan kumlar nedeniyle oluşan derin çukurlardır.
Bu çukurların boğulma vakalarındaki rolü yeterince araştırılıyor mu? Denetimler yapılıyor mu? Kamuoyu bu konuda bilgilendiriliyor mu?
Asıl üzerinde durulması gereken konu ise sorumluluk meselesidir.
Boğulma vakalarını önlemekten hangi kurum sorumludur? DSİ mi, AFAD mı, yerel yönetimler mi, yoksa tüm kurumların ortak görevi midir? Yetki ve sorumluluk alanları net olarak ortaya konulmadığı sürece sorun da çözümsüz kalmaya devam edecektir.
Batman'da her yaz aynı acılar yaşanırken, kurumların görevlerini yeterince yerine getirip getirmediğini sorgulamak vatandaşların en doğal hakkıdır. Çünkü ihmal sadece alınmayan önlemlerden değil, vatandaşın serinlemek için yeteri kadar tesise sahip olmamasından da kaynaklanmaktadır.
Bugün Batman'da gençlerin ve çocukların güvenle yüzebileceği yeterli sayıda sosyal tesis, yüzme alanı ve havuz bulunuyor mu?
Neden nehir ve göl kıyılarında güvenli yüzme alanları oluşturulmuyor?
Neden mesire alanlarında çocukların serinleyebileceği ve yüzme öğrenebileceği havuzlar yapılmıyor?
Örneğin, İstiklal Parkı'nın bulunduğu Batman Çayı çevresinde kontrollü yüzme alanları oluşturulabilir. DSİ sulama kanallarının geçtiği bölgelerde bulunan uygun kamu arazilerinde yüzme havuzları yapılabilir. Bu tür projeler büyük bütçeler gerektirmeden hayata geçirilebilir ve onlarca gencin hayatını kurtarabilir.
Unutulmamalıdır ki her boğulma vakasının ardından yalnızca bir can kaybedilmiyor; bir aile dağılıyor, umutlar sönüyor ve toplum yeni bir acıyla yüzleşiyor.
Artık bu ölümleri sadece haber bültenlerinde izlemek yerine nedenlerini konuşmanın ve çözüm üretmenin zamanı gelmiştir.
Bu soruna çare bulmak için bir an önce harekete geçilmelidir.