Boyacı Miheme'nin geçim derdi

Boyacı Miheme'nin geçim derdi

Her zamanki gibi boya sandığının arkasında ayakları üste üste oturuyordu taburesine.

Diğer günlerden farkı, kaçak sigarasının parmaklarının arasında olmamıştı.

Sara hastası ve zayıf bünyesine rağmen ramazan ayı boyunca oruç tutmuş, bu yüzden sigara molası vermişti.

Ramazan boyunca sigaradan uzak durmuştu.

Beni görünce, "Xale Recep Çewani," diye seslendi ve her karşılaştığımızda olduğu gibi halimi sordu.

Bayram arifesi olmasına rağmen işi yoğun değildi. Arada bir müşteri kazanmak için "Boyarım, boyacı..." diyerek Batman'ın en işlek caddesi olan Diyarbakır Caddesi'nden gelip geçenlerin dikkatini çekmeye çalışıyordu.

Kaldırımda, yaşları 30-40 yıl arası iki dış budak ağacının ortasında yaz-kış ayakkabı boyacılığı yaptığı yerinde, her zaman olduğu gibi duruyordu.

Bazen iş çıkışı, müşterisi yoksa dakikalarca ayakta sohbet ediyorduk. Hayatın hep yokuş yukarı çıkması istikameti ona denk gelmişti bugüne kadar.

Büyük zorluklar ve hastalıklar yaşamıştı.

Her senenin birkaç haftasını hastanede geçirmek zorunda kalıyordu.

Her günkü düzenli işine sabah erken saatlerde başlıyor, akşam karanlığına kadar durmadan çalışıyordu.

Boyaları bitiyor, fırçalar eskiyor ama boyadığı ayakkabılar bir türlü bitmiyordu. 30 yıldır ara vermeden, durmadan ayakkabı boyacılığı yapıyordu.

Hep ayakkabısını boyatmaya gelecek olanların yolunu gözlüyordu.

Bu güne kadar yaptığı işten dolayı ellerinin deri altına kadar boya sızmıştı.

Siyaha bürünmüş elleri daha uzaktan cila kokuyordu.

Parlak bir hayatı yoktu ama o sürekli kundura cilalayarak parlatıyordu. Başkasına ait bir eşyayı parlatarak hayata tutunmaya çalışıyordu. Ayakkabıları boyatmak yetmez, onları bir de iyi parlatmak gerekir.

Çok arkadaşı yoktu.

Bazen kendi kendine konuşuyordu. Bazen de az ötesinde telefon aksesuarları satan Cemil'in müzik çalarından yükselen türkülere eşlik ediyordu.

Telefoncu Cemil, sesi bilerek yükseltiyordu. Cila boya kokusundan mıdır, gittikçe işitme duyusunu yitiriyordu. Her iki kulağında cihaz takılı olmasına rağmen sesleri duymuyor pek.

Duymasa, anlamasa da söylenenleri anlamış gibi davranıyordu. Müşterileri onun kulaklarının duymadığını bilmesini istemiyordu. Bu yüzden müşterilerinin azalacağından korkuyordu.

Son zamanlarda müşterileri bayağı azalmıştı, ne hikmetse.

Müşterisinin neden azaldığını sorunca, "Ayakkabı boyama parasına belki zam yaptım, ondandır” diyor. Boyama parasını bayram arifesi 20 liradan 30 liraya çıkarmış.

"Niye zam yaptın?" diye sorunca da, "Bir anda her şey pahalandı, geçim zorlaştı, ben de zam yapmak zorunda kaldım” diyor.

İşler böyle kesat giderse, bayramdan sonra yine fiyatı 20 lira yaparım diyor.

İş olmayınca pek keyfi de yoktu, günlerdir keyifsizdi zaten.

Ayakkabı boyasına zam yapması da onun keyfini yerine getirmemişti. Hem zamdan sonra ayakkabı boyatan sayısı azalmıştı.

Bu da günlük kazancını etkilemişti. Kazancı düşününce karar karaya bayram masrafını düşünüyordu bir taraftan.

Bayram öncesi ihtiyaçlar aklına gelince moralinin daha da bozulduğunu hissediyordu.

Fakirin alacağı bayramlık şekerin kilosu 250 liradan başlıyordu.

Etin kilosu 550, en ucuz tatlı ise 250 liraydı. Ayrıca kendisine ve çocuklara bayramlık kıyafet alması da gerekirdi. Bu yüzden bayram masrafları, onu derin düşüncelere dalmasına yol açıyordu.

Bayram tatili 9 gün olmuştu, ama umurunda değildi.

Tatilin uzaması nedeniyle insanlar ya evde dinlenerek geçireceklerdi ya da bir yerlere gideceklerdi.

Bu durum, onun işini de etkileyecekti. Çünkü ne şehir dışına tatile gidecek durumu vardı, ne de evde dinlenme gibi bir şansı. Bayramın ikinci gününde boya sandığının başına geçip müşteri bekleyecekti çünkü.

Kendisi için bayram öncesi sessizlik gibi, uzun tatil nedeniyle bayram sonrası sessizliği düşününce morali bir hayli bozuluyordu. Çünkü onun en büyük derdi geçim derdiydi.

Hayat onu hep yokuş yukarı yürüsün diye şans verince tek derdi geçim değildi tabii, ama onu en çok sıkıntıya sokan geçim derdiydi. Durmadan ayakkabılara bol cila sürerek parlatsa da, parlak bir yaşamının olmasını geçim sıkıntısı engelliyordu.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ