Delil’i sokak mı doğurdu?

Delil’i sokak mı doğurdu?

Edip Solmaz Caddesi üzerinden yarım kilo halka tatlı alıp eve gitmeye hazırlanırken, henüz 9 yaşındaki küçük bir çocukla yan yana yürürken elimde bulunan poşetin ağzını açarak:

— Tatlılardan alabilirsin, dedim.

Hüzünlü bir ifade ile:

— Yok canım, istemiyorum, dedi.

Bir derdinin olduğunu anlamıştım.

— Adın ne?

— Delil.

— Akşam akşam nereye gidiyorsun?

Soruma soruyla karşılık verdi:

— Buralarda bir park var mı?

— Var, ne yapacaksın?

— Bu gece parkta uyuyacağım.

— Bu civardaki parklar geceleri tehlikeli olur.

— Olsun, eve gidemem. Babam dövdü beni.

— Niye dövdü?

— Sokakta bir güvercin gördüm, onu sattım. Meğerse başkasınınmış ve çok değerliymiş. Çaldığımı sanınca babam dövdü.

— Seni eve götüreyim. Babanın seni dövmesine müsaade etmem.

— Yok, eve gidemem.

Onu ikna etmek için kendimi tanıttım, ismimi söyledim, gazeteci olduğumu ve kendisine yardımcı olmak istediğimi anlattım.

Aramızda bu konuşmadan sonra, onu eve getirmek için aracıma binip evlerinin yolunu tuttuk.

Yol boyunca sohbet ettik.

Okulu bırakmış, bir tostçuda çalışıyormuş. Aslında babasını çok seviyormuş ancak arada bir hata yapınca babası kendisine şiddet uyguluyormuş.

Üç kardeşlermiş. Babası inşaat işçisiymiş. Annesi evlere gündelikçi olarak temizliğe gidiyormuş.

Delil’in gösterdiği sokağa giriyoruz.

Zifiri karanlık bir sokak.

“Sen arabada kal, ben babanı bir ikna edeyim, sonra gelir seni alırım,” diyorum.

Tek katlı, bahçeli, eski evin kapısını yumruklamayarak ses çıkarmaya çalıştım. Kimse kapıyı açmadı.

Yan komşular pencereden merakla sokağa baktılar. Delil’in babasıyla görüşmek istediğimi söyledim.

— Anne, baba evde yoklar ama çocuklar şu an evde, dediler.

Çocuklara seslendiler, çocuklar kapıyı açtılar.

Çocuklar Delil’den de daha küçüktüler. Yokluk ve yoksulluk gözlerinden okunuyordu.

Baba ve anne, dışarıya Delil’i aramaya çıkmışlar.

Delil’i arabadan indirip komşulara teslim ediyorum. Babasının onu dövmemesi için de ona sahip çıkmalarını istiyorum.

Delil’i eve bırakırken gözlerinde korku, endişe ve büyük bir hüzün gördüm.

O akşam, kendisini sokaktan alıp evine bırakmak geliyordu elimden, onu yapabildim.

Eve döndüğümde vakit epey geç olmuştu. O gece uyku haram oldu bana.

Zihnimden peş peşe oluşan sorular bir türlü uyutmadı:

Delil’in babası acaba onu yine dövdü mü?

Bu yaşta bir çocuk niye okulu bırakıp ağır işlerde çalışır?

Çocukluğunu neden yaşayamadan omzunda bunca ağır yük var?

Bu çocuğun geleceği ne olacak?

Hayatın adil davranmadığı anne babaların çocukları için neden hayat adil değil?

Şiddet, yoksulluk, eğitimden mahrum bırakılan daha başka çocuklar var mı?

Bitmek ve tükenmek bilmeyen sorular ile uykusuz bir gece daha geride kalıyor.

Batman'da sokakta çok Deliller var.

Delil ve Delil gibilerini sokaklar doğurmuş adeta.

Günün her vaktinde sokaklarda güvencesiz haldeler.

Her şiddete uğramış, madde bağımlısı olmuş, zorla dilenci yapılmış bir çocuğu görünce, o gece yine uyku haram olur bana.

Delil’in çaresizliğini görünce, uykusuz gecelerden bir gece daha yaşadım.

Bu şehirde ekonomik güvencesi olmayan birçok ailenin durumu böyle ve ağır işlerde çalıştırılan çocuklar var.

Okulu bırakan veya bıraktırılan bir sürü çocukla karşılaşıyorum.

Bunlara bir çare bulunmalı. Çocuklar mı, aileler mi ekonomik ve sosyal güvence altına alınır, ne yapılması gerekirse yapılmalıdır.

Sokaklar çocuk doğurmadığına göre, bu kadar savunmasız çocuğun sokakta ne işi var?

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ