Mustafa ve Ali’nin ortak hikâyesi

Mustafa ve Ali’nin ortak hikâyesi

Mustafa kendi hikâyesine benzer Ali’nin hikâyesini kaleme almış.

Ali’nin azmi hikâye yazmak için Mustafa’ya ilham olmuş.

Bu yazımda bende azmin ve umudun peşinde koşan iki kahramanın hikâyesini sizinle paylaşacağım.

İlk kahramanımız Mustafa Üzümcü, Batman Engelliler Spor Kulübü (BESK) takımında tekerlekli sandalyede hayata tutunan genç sporcu.

Belden aşağısı tutmadığı için tekerlekli sandalyeye bağımlı yaşıyor. Ancak bu durum onu ne eğitiminden ne de spordan uzaklaştırmış. Bir yandan 1. Lig'de mücadele eden BESK Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı'nda aktif sporcu, diğer yandan da lise 11. sınıf öğrencisi.

Dört çocuklu bir ailenin çocuğu olan Mustafa’nın ailesi, mahalle bakkalı işleterek geçimlerini sağlıyor. Dört yıldır takımının antrenman ve maçlarına annesiyle birlikte katılıyor. Annesi bir koruyucu melek gibi her zaman onun yanında, tribünde ya da saha kenarında onu en büyük destekçisi.

Mustafa hem spor alanında hem de okulda başarılı olmak için büyük bir azimle mücadele ediyor.

Geçtiğimiz günlerde sosyal medya üzerinden bana bir mesaj gönderdi:

“Recep abem, kusura bakmayın bu saatte rahatsız ettim. Siz yazarsınız galiba, bir de kitap çıkarmışsınız. Acaba benim yazdığım hikâye güzel olmuş mu? İşi iyi bilen birine sormak daha makul olur diye size sordum.”

Mustafa Mesajına, el yazısıyla kaleme aldığı bir hikâyenin defter sayfasının fotoğrafını da eklemişti. Hikâyeyi okudum, etkilendim. Mustafa, bir engellinin duygularını, azmini, yalnızlığını öylesine sade ve etkileyici bir dille anlatmıştı ki; aslında bize, bir engelliyle nasıl iletişim kurmamız, hayatına dokunmamamı gerektiğini de öğretmişti.

Mustafa’dan kaleme aldığı Ali’nin hikâyesini köşemde yayımlamak için izin istedim. Çok sevindi. Ayrıca ondan bir söz aldım: yaşamdan hikâyeler yazıp biriktirmeye devam edecek.

Kim bilir, belki de ileride sadece bir sporcu olarak değil, kitapları yayımlanan bir yazar olarak da karşımıza çıkacak.

İşte Mustafa’nın kaleminden çıkan hikâye, noktasına virgülüne dokunmadan olduğu gibi sizlerlerle paylaşıyorum;

***

Ali’nin Hikâyesi —Yazan; Mustafa Üzümcü

Ali, 13 yaşında doğuştan engelli bir gençti. Küçüklüğünde geçirdiği bir hastalık nedeniyle yürüyemiyordu.

Ama bu durum, içindeki enerjiyi ve hayata olan sevgisini asla bitirmemişti.

Her sabah annesiyle birlikte okula gider, eğitimini aksatmadan sürdürürdü.

Arkadaşları Ali’yi çok severdi; çünkü onun yüreği sevgi dolu, yüzü ise her daim gülerdi.

Bir gün okulda spor dersi vardı. Öğrenciler sevdikleri farklı branşlarda eğlenceli bir şekilde idman yapıyordu.

Ali, tekerlekli sandalyesinde kenardan izliyordu; o an içi burkuldu. “Keşke ben de koşabilseydim…” diye geçirdi içinden.

Onu fark eden sınıf arkadaşı Zeynep yanına gelip gülümsedi:

“Ali, biz bir grup koşacağız. Bize kaptanlık eder misin? Çünkü sen bizden daha iyi gözlem yapıyor ve yönlendiriyorsun.”

Ali önce şaşırdı, sonra gözleri doldu. Arkadaşlarını motive etmeye, taktikler vermeye başladı.

Okullar arası yarışlarda sınıf arkadaşlarıyla birlikte yarışa katılmaya karar verdiler.

Yarış günü geldiğinde Zeynep ve arkadaşları tişörtlerinin arkasına şu cümleyi yazmışlardı:

“Ali için koşuyoruz.”

Yarış başladığında Ali’nin gözleri doldu. O an anladı ki bazen “bir adım atmak” değil, bir adımın anlamını hissedebilmek daha önemlidir.

Takımı dereceyle bitirdi yarışmayı. Ali mutluluktan ağladı.

Eve döndüğünde pencereden dışarı baktı. Güneş batarken içinden şu cümle geçti:

“Benim de yürüdüğüm bir yol var, sadece biraz farklı ilerliyorum.

Ama her gün, o yolda biraz daha ilerliyorum.”

***

Mustafa’nın kalemi, yüreğinden geçen umudu kâğıda dökmüş Mustafa. O, sadece bir sporcu değil; hayata tutunan, tekerlekli sandalyede yaşama tutunarak azmi ve umudu ile  başkalarına güç veren bir yazar adayı.

Azimle Yürüdüğün bu yolda başarılar tebrikler Mustafa.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ