Hasta ve yakınlarının uğradığı haksızlığa ne demeli?

Hasta ve yakınlarının uğradığı haksızlığa ne demeli?

Sağlık çalışanları ile hasta ya da refakatçileri arasında son zamanlarda sıkça gerilimler yaşanıyor.

Ancak bu gerilimlerin nedenleri, arka planı ve sonuçları dikkate alınmadan, konu çoğunlukla "sağlık çalışanına şiddet" başlığı altında tek yönlü olarak ele alınıyor.

Oysa hastaların ve yakınlarının da uğradığı ciddi mağduriyetler söz konusu ve bu gerçeklik çoğu zaman göz ardı ediliyor.

Batman'da, yaşamın birçok alanında şiddetin farklı türlerine rastlamak mümkün.

Bu durumun altında feodal yapı, aşiretçilik, kaba güç eğilimi, çetecilik, eğitimsizlik, sosyo-ekonomik sorunlar, aile içi problemler, adaletsizlikler, işsizlik ve sağlık sistemindeki eksiklikler gibi birçok toplumsal mesele yatıyor.

Ayrıca iletişim eksikliği, empati yoksunluğu ve kendini ifade edememe gibi bireysel ve yapısal sorunlar da bu sürece katkı sağlıyor.

Hastalar ile sağlık personeli arasında yaşanan sözlü ya da fiziki şiddetin temelinde de sıklıkla bu sorunlar yer alıyor.

Mevcut yasal düzenlemeler ise, bu tür durumlarda çoğunlukla hastayı ya da hasta yakınını suçlu konumuna düşürüyor.

Elbette hiçbir şekilde, hiçbir gerekçeyle sağlık çalışanına ya da başka bir bireye yönelik şiddet ve hakaret kabul edilemez.

Bu konuda savunulacak bir taraf yoktur.

Zaten sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti önleme adına birçok yasal ve kurumsal önlem de alınmış durumda.

Ancak şu da bir gerçektir ki; sağlık kurumlarında yalnızca sağlık çalışanları değil, hastalar ve hasta yakınları da zaman zaman fiziksel ya da psikolojik şiddete maruz kalabiliyor.

Özellikle bazı sağlık çalışanlarının tutumları, iletişim tarzları ve ilgisiz davranışları, hastaların yaşadığı gerilimde belirleyici rol oynayabiliyor. Tüm bu olumsuzluklara rağmen, faturanın yalnızca hastaya ve yakınına kesilmesi ciddi bir adaletsizliktir.

Evet, doktorlar ve sağlık çalışanlarının iş yükü ağır, görevleri stresli ve oldukça yorucu olabilir. Ancak hastaların da içinde bulundukları ruh hali, ağrı ve stres kaynaklı gerginlikleri sağlık personeli tarafından anlaşılmalıdır.

Aynı şekilde, hastaların da sağlık personelinin yaşadığı yoğunluk ve zor şartlara karşı anlayış geliştirmesi gerekir.

Bununla birlikte, hastanelerdeki bekleme süreleri, sıra alma problemleri, tetkik ve röntgen sürelerinin makul düzeyde olmaması gibi yapısal sorunlar, hastaların sabrını zorlamakta ve gerilimi artırmaktadır.

En önemlisi de hastaların bir yük gibi görülmesi ve sağlık hizmetinin bir “lütuf” gibi sunulması anlayışından vazgeçilmelidir.

Sağlık hizmeti, özveri ve fedakârlık gerektiren kutsal bir meslek alanıdır. Ancak aynı zamanda maddi ve manevi karşılığı olan bir görevdir. Günümüzde toplumda en çok saygı duyulan meslek gruplarından biri sağlık çalışanlarıdır ve emeklerinin karşılığını alan nadir meslek gruplarındandır.

Geçmişte birçok sağlık çalışanı görev başında saldırıya uğramış, hatta hayatını kaybetmiştir. Bu nedenle sağlık çalışanlarını koruyacak ciddi yasal yaptırımlar devreye alınmıştır. Özel ya da kamu ayrımı yapılmaksızın, görev nedeniyle işlenen hakaret, tehdit, yaralama gibi suçlara 6 yıl 4 ay 26 güne kadar hapis cezası verilmektedir.

Ne var ki, hastalara yönelik şiddet, hakaret ya da kötü muamele çoğu zaman "normal" karşılanmakta ve cezai yaptırımlarla karşılık bulmamaktadır.

Oysa sağlık çalışanına yönelik şiddet ne kadar yanlışsa, hasta ve yakınına yönelik şiddet de o kadar yanlıştır.

Özellikle sağlık kurumlarında görevini tam olarak yerine getirmeyen, kuralları hiçe sayan, keyfi davranan bazı çalışanlar, sağlıkta şiddetin zeminini hazırlamaktadır. Bu gibi durumlarda sadece hastanın değil, ilgili sağlık personelinin de sorumluluğu sorgulanmalıdır.

Sağlıkta şiddetin önlenmesi için, öncelikle hastane işleyişi ve hasta–personel ilişkileri ciddi biçimde yeniden ele alınmalıdır. Şiddet olaylarının büyük bölümü kamu hastanelerinde yaşanırken, özel hastanelerde bu tür olayların çok nadir görülmesi, kamu sağlık sistemindeki işleyişin sorgulanmasını gerektirmektedir.

Bu da gösteriyor ki şiddetin önlenmesi için sadece yasalarla değil, sistemsel ve insan ilişkilerine dayalı çözümlerle de hareket edilmelidir. Aksi halde hastanelerde gerilim, haksızlık ve şiddetin sonu gelmeyecektir.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
Mihriban
Mihriban 12 ay önce
Sağlık çalışanlarına tanınan bu yasalardan dolayı biz hastalar mağdur duruma düşüyoruz hasta haklı olsa bile haksız oluyor . Bu yasalara olan güvenlerinden dolayı hastayı ve isteklerini hiçe sayıyorlar Batman eğitim ve araştırma hastanesi ndeki uzman dahiliye Dr Tuba dumak ta bunun en güzel örneğidir içeri giren hastaların her şeyiyle sekreter ilgilenirken o telefonda mesajlaşıyor. Bu şiddete zemin hazırlamak değildir de nedir?
Mihriban
Mihriban 12 ay önce
Sağlık çalışanlarına tanınan bu yasalardan dolayı biz hastalar mağdur duruma düşüyoruz hasta haklı olsa bile haksız oluyor . Bu yasalara olan gülenlerinden dolayı hastayı ve isteklerini hiçe sayıyorlar Batman eğitim ve araştırma hastanesi ndeki uzman dahiliye Dr Tuba dumak ta bunun en güzel örneğidir içeri giren hastaların her şeyiyle sekreter ilgilenirken o telefonda mesajlaşıyor. Bu şiddete zemin hazırlamak değildir de nedir?
Mehmet
Mehmet 12 ay önce
Recep bey tam yerinde bir saptama yapmışsınız. Her şey sağlık çalışanına tek yönlü olarak ele alınıyor. Bugün Batman E. A. H ne randevum yoktu. Üç poliklinikte hasta olmadığı halde muayene etmediler.