Hatice Türkan, söyler misin basın özgür mü?
- 05-05-2025 17:08
- 1200
Bir süredir Sonsöz Gazetesi'nin Yazı İşleri Müdürü, Kadraj Dergisi'nin sahibi, çevre ve kadın hakları aktivisti aynı zamanda DDY raylarının fotoğraf konu mankeni Hatice Türkan ile ilgili aleyhte yazılara ara verdiğim için barıştığımızı sananlar varmış.
Barışmadığımızı, hatta fikir ayrılıkları ve Sonsöz Gazetesi’ndeki işleyişle ilgili çatışmaların daha da büyüdüğünü, aramızdaki iplerin kopmak üzere olduğunu peşinen söyleyeyim.
Gerilimin bu aşamaya gelmesinde içsel ve dışsal birçok sebep var, ancak bunlara girmeyeceğim.
Yazımın başlığından da anlaşılacağı üzere, konumuz basın özgürlüğüdür.
Bu yazıda Batman’da basının meslek özgürlüğü açısından içinde bulunduğu duruma, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde herkesin neden sessiz kaldığına ve Hatice Türkan’ın bu suskunluğuna değineceğim.
Öncelikle belirtmek isterim ki; her türlü bilgi ve fikir, düşünce özgürlüğüne ilişkin insan hakkının yerine getirilmesi ancak basın özgürlüğü ile mümkündür.
Basın özgür olmadıkça hükümetin, siyasilerin, tüm kurum ve kuruluşların, liderlerin şeffaf bir şekilde görev yapmaları ve halka hesap vermeleri beklenemez.
Basının baskı altında kalmadan, tehdit edilmeden, sindirilmeden veya cezalandırılmadan özgürce ve bağımsız şekilde haber yapabilmesi, demokrasinin olmazsa olmazıdır.
Toplumsal değerlerin ve özgürlüklerin korunması, geliştirilmesi gibi önemli konularda kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla haber yapan özgür bir basının varlığı, insan haklarının gelişiminde önemli bir rol üstlenir.
Toplumsal yapı içerisinde basının rolü ve varlığı bu kadar önemliyken, hala gazetecilerin görevini özgürce yaptığı söylenemez.
Özgür ve bağımsız bir basın, sözde herkesin arzuladığı bir durumdur; ancak gerçekte bu böyle değildir.
Batman basını, günümüzde başta bilgiye erişme ve gerçekleri kamuoyuyla paylaşma noktasında, özgür bir şekilde görevini yapamamaktadır.
Batman’da gazetecilerin haklarını savunan 5 cemiyet bulunuyor.
Basın kartı taşıyan ve gazetelerde yazarlık yapanlarla birlikte toplamda bu sayı 150’yi buluyor.
Basının birçok sorunla karşı karşıya olduğu bir dönemde, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde kimsenin bu konuda bir fikir beyan etmemesi dikkat çekiciydi.
Bu suskunluğun nedenini merak ettim.
Eğer Batman basını gerçekten özgürse, buna diyecek sözüm yoktur.
Ama biliyorum ki Batman basını, bir yerden değil, her yerden baskı altındadır.
Dolaylı olarak basın üzerinde farklı tehdit ve baskı unsurları vardır.
Zenginler, feodaller, dernekler, örgütler, cemaatler, ağalar, şeyhler, aşiretler, seçilmişler, atanmışlar...
İşlerine gelmeyen, hoşlarına gitmeyen konularda bir haber yayınladın mı, vay haline!
Yayınladığın haberin doğru olup olmadığına bakmaksızın, eğer aleyhlerine ise seni hemen tecrit ederler.
Tehdit eder, ekonomik ve siyasi baskı uygular, seni itibarsızlaştırırlar.
Anlayacağın, yıldırmak için her yola başvururlar.
Meslek hayatım boyunca bunların hepsini bizzat yaşadım.
1989'dan bu yana Batman’da muhabirlik, yazarlık ve cemiyet başkanlığı görevlerinde bulundum.
Bugüne kadar defalarca tehdit edildim, baskı gördüm, sindirilmeye çalışıldım.
Dışlandım, ötekileştirildim, muhatap alınmadım ama duruşumdan ve kişiliğimden zerre kadar ödün vermedim.
Yine çok değil, birkaç gün önce yazdığım bir köşe yazısından dolayı, bir belediye başkanının kardeşi, yazının yayınlandığı gazete yetkililerini arayarak tehdit dolu sözler sarf etti;
“Biz onun zihniyetini biliyoruz” diyerek göndermede bulundu.
Benim gibi ne kadar ilkeli, tarafsız, vicdanlı ve ranta bulaşmamış biri olsan da bu sefer seni, kendi bakış açılarına göre karşıt bir ideolojik zihniyetle yaftalayıp onun üzerinden vurmaya çalışırlar.
Batman basını içinde bu tür haksız suçlamalara maruz kalanlardan biriyim.
Sırf hakikati yazıyorum diye, beni yaftalamadıkları siyasi parti ve düşünce kalmadı.
Bu bile başlı başına görevini özgürce yapmanın önünde büyük bir engeldir.
Hakikatin peşinde olan her meslektaşım da benim durumumdadır.
Bunu en iyi bilen ve bu baskılardan muzdarip olanlardan biri de Hatice Türkan’dır.
Her ne kadar aramızda barış olmasa da, vicdanına güvendiğim ve inandığım Hatice Türkan’a sadece bir soru soracağım:
Hatice Hanım, basın özgür mü?
Bu soruya samimiyetle cevap vermeni istiyorum.
Bilal Hoca 1 yıl önce
Hatice Türkan hanıma sormuşsunuz, fakat Hatice Hanım da okurlarım cevaplasın demiş. Ben de durumdan vazife çıkararak derim ki; 50 yaşında okumuş bir yurttaş olarak en başta bu kadar adaletsizlik, ahlaksızlık, liyakatsızlık,torpil adam kayırma, siyasi iktidarın sopası haline gelen bir basın yargı sistemi dini-sosyal çürümüşlük .... olan bir toplumda basın özgürlüğü olmaz yoktur efendim