Hiçbir zaman umut satmadım

Hiçbir zaman umut satmadım

Yüzü görünmesin diye tülbentle gözaltına kadar örtülmüş, yanındaki küçük kızıyla birlikte bir kadın girdi dükkâna. Sesi kısık, bakışları çekingen ama yüreği feryat ediyordu.

“Yetim kızımın bir çantaya ihtiyacı var, yardımcı olur musunuz?” dedi.

Sormama fırsat bırakmadan anlatmaya başladı.

“Babaları olmayınca yaşam zor oluyor…” dedi önce.

Sonra elindeki telefondan genç, fidan gibi bir delikanlının fotoğrafını gösterdi.
“Bir çocuğum madde bağımlısı oldu. Her gün krize giriyor, evi dağıtıyor. Çaresizlik içerisindeyiz…”
Çaresizliğini anlatırken sözleri boğazında düğümleniyordu.

Ardından telefonda henüz 16 yaşındaki kızının fotoğrafını gösterdi.
“Bu güzeller güzeli kızım da 16 yaşında. Rızamız olmadan sevgilisine kaçtı. Daha doğrusu kandırılarak kaçırıldı,” dedi.

Yanındaki küçük kız ise henüz ortaokula gidiyormuş.
“Bunun okuması için mücadele ediyorum. Bana inanmazsanız mahalle muhtarının telefonunu vereyim, ona sorun,” dedi.

O annenin yüzüne bakmak zaten her şeyi anlatmaya yetiyordu.

Kırtasiyemizdeki çantalardan birini seçip küçük kıza uzattım.
“Kalem, defter var mı?” diye sordum.
Gözlerini yere indirerek, “Yok…” dedi.

Çantayı okul ihtiyaçlarıyla doldurdum. Anne ve kız, sevinçle ayrıldılar kırtasiyeden.

O küçük kızın gözlerindeki ışık, o günkü kederimi ve yorgunluğumu alıp götürdü.

Yanımda o an oturan arkadaş, olup bitenler karşısında dondu kaldı; gözleri doldu, tek kelime edemedi.

Daha bir ay önce de çaresiz durumdaki üç kardeşin yeniden okula dönmesine vesile olmuş, onların da tüm okul ihtiyaçlarını karşılamış ve büyük bir sevinçle okul sıralarında oturmalarını sağlamıştım.

Normalde bu tür yardımları anlatmam. İyilik, reklamsız ve gösterişsiz yapıldığında daha anlamlı ve daha kıymetlidir.

Peki, bugün neden anlatıyorum?

Geçtiğimiz ay bir siyasetçi hakkında yazdığım yazıdan sonra, soyadını yazmadan —muhtemelen o siyasetçinin bir yakını olan biri— yazımın altına küçümseyici bir ifadeyle, “Sen git kalem sat,” diye yorum yapmıştı.

Otuz yıldır hiçbir çıkar ve kirli ilişkiye karışmadan zar zor ayakta tutmaya çalıştığım bir kırtasiyem var. Benim de ancak hafta sonları uğrayabildiğim ve bir kişiye istihdam sağladığım küçük bir işletme… Beş yıl önce işler iyi gitmediği için yarısını sattım; bu nedenle bir ortağım da var.

Evet, bu işletme 30 yılda büyümedi; hatta giderek geriledi. Büyük paralar kazandırmadı. Ama bir haneye ekmek kapısı oldu. Nice çocuğun çantasına umut koydu, geleceğine yön verdi. Sosyal sorumluluk adına birçok kapıyı yeni umutlara araladı. Burada çalışanlar ahlaklı şekilde ekmek kazanmayı öğrendi, meslek sahibi oldular.

Küçük bir iş yerinin ortağı olmak, oradaki malzemeleri müşteriye satmak utanılacak bir durum değildir elbette.

Bazıları, hoşuna gitmeyen yazılarımdan dolayı ne diyeceklerini bilemeyince, bu uğraşımı hedef alarak “Git kalem sat” diye yorum yapıyorlar.

Elbette her türlü eleştiri ve yoruma açığım; ama birilerinin lafını da haksız yere yutacak değilim.

Ben çocukluğumdan bu yana alın teriyle, helal kazançla büyüdüm. Ailemin geçimine katkı için çocukluğumda köyde büyük emekle elde ettiğimiz yoğurdu da sattım, domatesi de, yumurtayı da, kayısıyı da, peyniri de…

Ama başkaları gibi boş yere umut satmadım.
Kimsenin emeğini sömürmedim.
Kimseyi yaptığı işten dolayı aşağılamadım.

Onurlu bir yaşam için basın kimliğimle de 35 yıldır mücadele ettim, durdum.

Yaptığım işlerden ve uğraşlardan dolayı hiçbir zaman utanmadım.

Bu noktada vicdanım rahat.
Alnım açık.
Başım dik.

Elbette polemik meraklısı değilim. Ama beni yaptığım işle aşağılamaya çalışan kişi, bir dahaki sefere gerçek isim ve soyismiyle karşıma çıkarsa, o zaman kamuoyu önünde konuşuruz. Kim ne satıyor, kim neyin ticaretini yapıyor, herkes görsün.

Son olarak, konudan bağımsız bir not düşmek isterim:

Geçtiğimiz günlerde Mahinur Özdemir Göktaş’ın katılımıyla “Uyuşturucuyla Mücadelede Batman Model Kent” projesinden söz edildi. Bu projenin Türkiye’ye model olacak bir çalışma olduğu ifade edildi.

Projenin kapsamını ve çalışma alanlarını tam olarak bilmiyorum. Ancak madde bağımlısı gençlerin tedavisine yönelik somut bir birim varsa, benimle iletişime geçmelerini isterim. Yazımın başında söz ettiğim o acılı annenin telefonunu, kendilerine yardımcı olmaları için seve seve paylaşırım.

Belki böylece bir gencin hayatı kurtarılmış olur.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
Mehmet Orhan EDİS
Mehmet Orhan EDİS 3 ay önce
Öncelikle Hayırlı Ramazanlar Recep Bey.
Yazınızı okudum Annemiz ve çocuklarımız için çok üzüldüm Ben Yeşilay Şube Başkanı M.Orhan EDİS. Bağımlılıkla ilgili YEDAM diye Ayaktan psiko Sosyal destek veren ücretsiz ve gizlilik esasına dayalı çalışan birimimiz var.
Buraya Tedavi olmak isteyenler 115 nolu telefon ile ulaşabilirler .
Rabbim şifalar versin
Sarı
Sarı 3 ay önce
Senin yüreğine sağlık olsun ALLAH seni bağışlasın it havlar kervan yürür Recep hocam seni bilen bilir sen doğru yoldasın dewamke saygılarımla ALLAH a emanet ol inşallah