Huzurlu bir Batman için birlikte mücadele şart

Huzurlu bir Batman için birlikte mücadele şart

Batman’da son günlerde yaşanan çatışmalar, silahlı saldırılar ve art arda gelen ölümler şehirde ciddi bir infial yarattı. Bu acı tablonun ardından Batman Barosu’nun bireysel silahlanmaya dikkat çeken bir basın açıklaması yapması elbette önemli bir adımdı. Açıklamaya çok sayıda STK’nın destek vermesi de toplumun giderek yükselen kaygısını ortaya koyuyordu. Ancak açık konuşmak gerekirse, Batman Barosu’nun bu çabası önemli olmakla birlikte yeterli değildir.

Baro açıklamasında bireysel silahlanmanın, can güvenliğini ve kamu düzenini tehdit eden bir noktaya geldiği vurgulandı. Doğru. Fakat sadece bir basın açıklamasıyla toplumsal yarayı kapatmak, olayların önüne geçmek mümkün değil. Batman Barosu’nun ve kentteki tüm sivil toplum kuruluşlarının daha geniş kapsamlı bir plan ve yol haritasını ortaya koyması gerekmektedir.

Dünkü yazımda da değinmiştim: Sadece trafik kazaları, inşaatlardaki ihmal ve şehrimizdeki trafik işleyişindeki problemler yüzünden son günlerde yaklaşık on can kaybettik. Bunların her biri toplumumuzun karşı karşıya olduğu tehlikelerin bir sonucudur. Önlemler alınmazsa, herkes bu konuda kendisini sorumlu görmezse Batman’da huzur ortamı gittikçe bozulacaktır.

Bu nedenle şehirdeki ölüm ve kazaların önüne geçmek için çok yönlü bir seferberlik gerekiyor. Bu seferberlik; trafikten iş güvenliğine, gençlerin içinde bulunduğu çeteleşmeden toplumsal barışa ve günlük yaşama kadar tüm alanları kapsamalı.

Örneğin yaya geçitlerinin görünür hâle getirilmesi, ışıklandırma ve işaretlemelerin güçlendirilmesi bile birçok kazayı engelleyebilir. Bu kapsamda çevre yolu ve şehir içindeki hız kontrolü artırılmalı; sürücüler hız, dikkat ve yaya önceliği konusunda daha sık bilinçlendirilmeli. Tehlikeli noktalarda hız kesici uygulamalar ve teknolojik uyarı sistemleri yaygınlaştırılmalı.

Toplumsal şiddetin önlenmesi de bir diğer acil ve önemli sorun. Bunun önüne geçmek için ani öfke patlamaları ve küçük tartışmaların büyük çatışmalara dönüşmesini engellemek adına bilinçlendirme kampanyaları yapılabilir. Gençlere yönelik sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerin artırılması; mahalle bazlı arabuluculuk ve iletişim programlarının desteklenmesi bu şehirde çok şeyi değiştirebilir.

Silahlı olayların önüne geçmek yalnızca polisiye tedbirlerle olmaz; toplumda silaha karşı güçlü bir bilinç oluşturmak gerekir. Eğitimler, farkındalık kampanyaları ve caydırıcı sosyal çalışmalar bu açıdan hayati önemdedir. İnsanların sorunlarını şiddetle değil; konuşarak, anlaşarak ve yasal yollarla çözmeleri gerektiği yönünde bilinç oluşturulmalıdır.

Aynı şekilde iş güvenliği konusu artık ertelenemez bir sorun. İnşaatlarda pratik ve düzenli denetimler yapılmalı, çalışanlara iş güvenliği eğitimleri zorunlu hâle getirilmelidir. Şantiyelerde koruyucu ekipman kullanımının sıkı bir şekilde takip edilmesi, bariz eksiklerin hızla giderilmesi gerekiyor. Her ölümün arkasında “küçük bir ihmal” değil, “büyük bir sorumluluk eksikliği” olduğunu artık anlamalıyız.

Şehir güvenliği için riskli bölgelerde görünür devriye faaliyetlerinin artırılması; kamera ve izleme sistemlerinin güçlendirilmesi, parkların ve ara sokakların iyi aydınlatılması gibi adımlar atılabilir. Özellikle kara para işleri yapan, çetecilik ve uyuşturucu madde satanlara fırsat verilmemelidir. Mahalle bazlı dayanışmayı artıracak sosyal çalışmalar ise insanları birbirine yaklaştırarak huzur ortamının sağlanmasına katkı sunacaktır.

Toplumsal farkındalık da bu işin önemli bir ayağıdır. Trafik, iş güvenliği ve şiddet konularında düzenli kamu spotları hazırlanması; okullarda öğrencilere güvenlik bilinci verilmesi ve ailelere öfke kontrolü ile iletişim eğitimleri sunulması gerekir. Yerel STK’ların sahadaki bu çalışmalara destek olması ise işleri daha etkili hâle getirir.

Elbette çözüm yalnızca kurumların omuzlarında değil. Hepimizin günlük yaşamda uygulayabileceği küçük ama etkili önlemler var: Trafikte dikkatli olmak, tartışmalarda sakin kalmak, iş ortamında kurallara uymak, illegal iş ve işlere bulaşmamak, her anlamda temkinli davranmak ve en önemlisi toplumun huzuru için bireysel sorumlulukla hareket etmek…

Batman’da ölümleri durdurmak bir kişinin, bir kurumun ya da bir açıklamanın işi değil; mutlaka bu noktada birlik ve beraberlik şart. Huzur ve güvenliği bir şehir meselesi olarak görüp ortak bir irade, ortak bir çaba gerektiriyor. Baro önemli bir başlangıç yaptı. Şimdi bu başlangıcı büyütme, daha güçlü adımlar atma ve Batman’ın hak ettiği güvenli, huzurlu şehir yaşamını hep birlikte inşa etme zamanıdır.

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ