Kahvehanelerde tüketilen zaman…

Kahvehanelerde tüketilen zaman…

Batman, kahvehaneler ve kafeler açısından adeta bir cennet…
Hatta abartı sayılmaz; bir “krallık” bile denebilir.

İnanıyorum ki dünyanın hiçbir yerinde bu kadar yoğun kahvehane, kıraathane, çay ocağı ve kafe yoktur.

Batman’da ben 300 diyeyim, siz 500 deyin… Kayıtlısı, kayıtsızı yüzlerce işletmeden söz ediyoruz.

Her köşe başında ya bir kahvehane, ya kıraathane, ya çay ocağı ya da kafe bulunmaktadır.

Neden Batman’da bu sosyal mekânlar bu denli yaygın olduğunu araştırmak için Türkiye İstatistik Kurumu’nu göreve davet etmek bile yerinde olur.

Zira kişi başına düşen bu tür sosyal mekân sayısında Batman’ın dünya ortalamalarının çok üzerinde olduğu aşikârdır.

Neredeyse her 100 kişiye bir kafe ya da kahvehane düşüyor. Bu, sıradan bir oran asla değildir.

Eskiden bu tabloyu işsizlikle açıklayanlar olurdu. “İş yok, insanlar vakit geçirmek için buralara gidiyor” denilirdi.

Ancak günümüz ekonomik koşullarında bu açıklama da geçerliliğini yitirmiş görünüyor. Çünkü bugün bir kahvehanede birkaç saat oturmanın maliyeti bile ciddi bir yüktür.

Birkaç arkadaşla oturup bir şeyler içseniz yüksek bir hesapla karşılaşıyorsunuz; bir kafede sade bir kahve içmek bile artık ucuz değil. Hal böyleyken işsiz ya da dar gelirli birinin bu mekânlarda uzun süre vakit geçirmesi kolay değil.

Buna rağmen Batman’da ardı ardına yeni kafeler, kahvehaneler açılmaya devam ediyor. Üstelik şehrin en gözde noktalarında… Üretimden çok tüketime dayalı bu mekânlarda çoğu zaman yer bulmak bile zor. İnsanlar saatlerini burada geçiriyor, fakat bu zamanın büyük kısmı herhangi bir üretime ya da gelişime katkı sağlamıyor.

Daha da düşündürücü olan, bu alışkanlığın sosyal hayata etkisi. Özellikle gençler ve erkek nüfus, bu mekânlarda geçirdikleri sürenin önemli bir kısmını ailelerinin yanında geçirmiyor. Bu durum, toplumsal ilişkilerden kültürel yapıya kadar pek çok alanı etkiliyor.

Elbette bu işletmeler bazıları için gelir kapısı, bazıları için sosyalleşme alanı. Ancak Batman’daki yaygınlık artık ihtiyaç sınırını aşmış durumda. Nitekim her yeni açılışta şehrin önde gelen isimlerinin bir araya gelip bunu büyük bir yatırım başarısı gibi sunması da ayrı bir tartışma konusu. Oysa bu yatırımlar, şehrin temel sorunlarına çözüm üretmiyor; tembelliği aşılıyor.

Asıl ihtiyaç; üretime, istihdama ve ekonomik katma değere yönelik yatırımların teşvik edilmesidir. Meslek odalarının, girişimcilerin ve karar vericilerin, yatırım yapmak isteyen girişimciler için yönlendirici rol üstlenmesi gerekirken, kafe ve kahvehane açılışlarında boy göstermesi düşündürücüdür.

Batman gibi bir şehirde insanların zaman geçirecek tek yaşam alanının bu tür mekânlar olmaması gerekir. Bu durum bir alışkanlık hâlini almışsa faydalı bir alışkanlık olduğu da söylenemez. Ölçüsünde kaldığı sürece sosyalleşme elbette bir ihtiyaçtır; ancak aşırılık ve bağımlılık düzeyine ulaşmışsa bu, kişiye ve topluma zarar verir.

Sonuç olarak mesele, oturup çay, kahve içmek ya da kafeye gitmek değil; zamanın nasıl değerlendirilmesi gerektiğidir. Sürekli tüketen değil, üreten bir şehir olmak için yönümüzü yeniden belirlemek zorundayız. Çünkü kahvehanelerde, kafelerde geçirilen saatler ne bir hedefe ulaştırır ne de bir gelecek inşa eder.

Sadece zamanın boş yere heba olmasını sağlar. Bu da doğru bir yol değildir.

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
Taktik
Taktik 2 ay önce
Yani hani derler ya aklımızla dalga geçiliyor yani bu yerel basın şaka gibi yav batman sanki İsveç dünyanın en temiz en huzurlu en güvenli yolları süper okullar tertemiz güvenli işsiz Yok hava tertemiz yani gerçekten aklımızla dalga geçmeyin ve bu işi yapmayın hoşçakalin