Karın sefası ve cefası…
- 01-01-2026 14:36
- 01-01-2026 14:37
- 3350
Batman, uzun bir aradan sonra beyaz gelinliğini giydi.
Baştan aşağıya bembeyaz bir örtü çöktü şehrin üzerine.
Yeni yılın ilk gecesine, gökyüzünden usul usul yağan kar taneleriyle girdik.
Yıllardır hasretini çektiğimiz kar nihayet doyasıya yağdı; hem şehri hem de yüreklerimizi örttü.
Batmanlılar bu manzaraya yabancı değildi ama yıllardan bu yana kar yağmadığı için özlemişti. Hasret kalmıştık.
Yılbaşı gecesi saatler gece yarısını geçene kadar sokaklar doluydu.
Kimi kartopu oynadı, kimi kardan adam yaptı, kimi de bulduğu en küçük eğimli yamaçta çocukça bir sevinçle kaydı.
Kar, küçük büyük demeden herkesi biraz çocuk yaptı.
İlk kez kar gören çocukların gözlerindeki şaşkınlık ve mutluluk ise görülmeye değerdi.
Şehir karı coşkuyla karşılayınca kar da bizi kırmadı; aralıklarla iki gün boyunca durmaksızın yağdı.
Etkili kar yağışı ile hepimiz umutlandık.
“Kuruyan su kaynaklarımız yeniden dolacak, kirlenen şehirlerimiz ve dağlarımız temizlenecek, mikroplar kırılacak, doğa derin bir nefes alacak” diye umutlandık.
Çünkü kar sadece güzel bir manzara değil; toprağın ilacı, suyun sigortasıdır. Yer altı sularını besler, toprağı dinlendirir, bahara hazırlık yapar. Karın altında uyuyan tohumlar baharda yeniden hayat bulur.
Yıllardır kar yağmadığı için umutsuzluğa kapılmıştık.
Ama maşallah, öyle bir yağdı ki Batman’ı çevre il ve ilçelere bağlayan yollar bile kapandı.
Şehir içinde ulaşım aksadı, okullar tatil edildi.
Buzlanma nedeniyle düşüp incinenler oldu; onlardan biri de bendim.
Maddi hasarlı ufak tefek kazalar yaşandı. Ama yaşanan aksaklıklar ve sorunlar kimsenin pek umurunda değildi.
Bereketiyle gelen kar yağsın da varsın yollar günlerce kapalı kalsın. Kimse bu durumdan şikâyetçi değil.
Kara petrolün şehri, bu kez bembeyaz karla kaplandı.
Hava eksi 10’lara kadar inecekmiş.
Yıllardır görmediğimiz bu soğuklara karşı elbette tedbiri elden bırakmamak gerekiyor.
Kar, kimisi için sefa, kimisi için cefadır.
Ben bunu çocukluğumda iliklerime kadar yaşamış olanlardanım.
Köyde yaşadığımız yıllarda, maddi durumumuz iyi sayılmasına rağmen imkânsızlıklar çoktu.
Elektrik yoktu, su şebekesi yoktu, evler kerpiçtendi.
Odalarımızı sobalarla ısıtır, suyumuzu taşıma usulüyle temin ederdik.
Bazen aylarca kar yolları kapatır, şehre gidemezdik.
Ahırda mahsur kalan hayvanları zor şartlarda beslerdik.
Ama o zorlu kışlarda bile karın keyfini çıkarmayı bilirdik. Karı fırsata çevirir, doyasıya eğlenirdik.
Güya hobi ve spor olsun diye keklik ve tavşan avına çıkmaya denediğimiz de oldu. Çok şükür hiçbirinde başarılı olmadım. İyi ki de olmamışım. Yoksa her kar yağdığında, o soğuk ve zor günlerde hayvanların yaşam hakkını ellerinden aldığım düşüncesi vicdanımı sızlatırdı.
Bugün her kar yağdığında ilk düşündüğüm, doğada yaşayan dilsiz canlar olur.
Kar ve kış, onlar için hayatı daha da zorlaştırır. Böyle zamanlarda yapılması gereken avlanmak değil, yem bırakmaktır. Merhameti çoğaltmaktır.
Bir de kış günlerinde yoksulları unutmamak gerekir. Hiç kimse bu soğukta aç kalmamalı, üşümemeli. Kar, fakir için çoğu zaman sefalet demektir. İşte tam da bu yüzden soğuk ellerin sıcak ellerle buluşması gerekir. Paylaşmak, soğukta ısıtır.
Bereketiyle gelen kar, yaşanabilir bir dünya için umutları tekrar yeşertti.
Doğanın bu beyaz örtüyle kendini yenileyeceğine inanıyorum.
Bu kar, yüzlerde tebessüm, gönüllerde umut bıraktı.
Ve belki de bize; biraz evde kalarak hayatın içinde yavaşlamayı, biraz doğanın değerini daha çok bilmeyi ve biraz da bu soğuk günlerde merhameti hatırlattı.