Kuraklığa hazır mısınız?

Kuraklığa hazır mısınız?

Tuhaf bir zamandan, bir o kadar da tuhaf bir mevsimden geçiyoruz.

Yarım asırlık bir zamanın tüm kışlarını yaşamış biri olarak bu kadar yağışsız ve kuru bir kış mevsimine daha şahit olmadım bu güne kadar.

Kışın ortasında yağmur duasını çıkılıyor Batman’da.

Bu durum bana çok şaşırtıcı gelmiyor tabi ki.

Çünkü bir çevreci olarak iklimin neden bu kadar değiştiğini, kuraklığın neden yüzünü göstermeye başladığının farkındayım.

Bu duruma rağmen halen yaşanan iklim değişikliğinin farkında olmayanlar var.

Afrika başta olmak üzere, Ortadoğu’nun bazı bölgelerinde su nedeniyle yaşanan kıtlık, kuraklık ve açlığı halen görmezden gelenler var.

Şayet bu gidişata dur denilmez ve önlem alınmazsa coğrafyamızda da aynı sorunlar baş gösterecektir.

 Çok karamsar olmayı tercih etmeyen biriyim ama ne yazık ki bu söylediklerimin hepsi gerçek.

Su kaynakları bir bir kururken, yaz aylarında sıcaklıklar neredeyse 50 dereceyi bulurken, iklimin dörtte üçü neredeyse yaz mevsimine dönerken kar ise neredeyse artık hiç yağmaz oldu.

Yağmurlar ise hem azaldı hem kısa sürüyor.

Buna bağlı olarak yer altı ve yer üstü sularda azalmalar oldu.

Sahip olduğumuz verimli topraklar ne yazık ki istenen düzeyde ürün vermiyor.

Göl ve nehirlerde su çekilmeye ve kirlenmeye başladı.

Küresel ısınma yüzünden kıtlık, yokluk ve hastalıklar baş gösterdi.         

Sürdürebilir projeler yerine sulak alan ve ormanların tek tek yok edilmesi, doğaya salınan zehirli gazlar ve tehlikeli atıklar, iklim kaosuna neden oldu.

Bu durum, sıcaklığın daha da artacağı anlamına geliyor.

Dünya birkaç yıl içinde en az bir derece daha ısınacak gibi görünüyor.

Sıcaklığın artması demek, doğanın dengesinin her anlamda bozulması demektir.

İlerleyen süreçte kuraklık, akarsular yüzünden anlaşmazlıklara ve savaşlara da neden olabilir.

Tabi kuraklıkla birlikte sıcakların artması, salgın hastalıkları da beraberinde getirecektir.

Bu hastalıklar dünya genelinde salgına dönüşebilir.

Kuşlar tropikal bitkilerle birlikte hastalıkları da kıtadan kıta taşıyacaktır.

Anlayacağınız tüm dünya kuraklık tehlikesi altında.

İklim değişikliği ile ilgili sadece bir örnek verecek olursak, her açıdan dünyanın en gelişmiş ve güvenli ülkelerden biri olarak görülen ABD’nin Los Angeles, Palisades ve Eaton Bölgelerinde yaklaşık 10 gün devam eden ve bir türlü söndürülmeyen yangın felaketini görüyoruz.

Şayet yerde kar olsa veya yangın sırasında yağmur yağsaydı yangın bu kadar sürer miydi?

Anlayacağınız yangının sebebi her ne kadar direk kuraklık değilse bile, felaketin boyutunun iklim değişikliğiyle doğrudan ilgisi var.

İşte dünyamız bu denli ve geniş bir kapsamlı kuraklık felaketinin etkisinde.

Tehlike ‘geliyorum’ diyor.

Kapımıza dayanan kuraklığa hazırlıklı olmak gerekir.

Dünyamızın eko sistemini günden güne bozan yanlışlara dur demek gerekir.

Eko sistemin dengesini koruyan sulak alanlar, nehirler, buzullar ve ormanları korumak gerekiyor.

Bu gün güzel gelişmelerden, güzelliklerden ve mutlu bir gelecekten haber vermek isterdim ama maalesef gerçekleri yazmak ve konuşmak zorundayız.

Yarın geç olmadan tedbir almak zorundayız.

Doğal kaynaklarımıza sahip çıkmalı ve israftan kaçınmalıyız.

Yoksa kuraklık daha feci bir şekilde yüzünü bize gösterecektir.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ