Kürtçe şarkıya karşı tahammülsüzlük...

Kürtçe şarkıya karşı tahammülsüzlük...

Dünyada yaklaşık yedi bin yaşayan dilde konuşulmaktadır. Türkiye’de de farklı dillere ait şarkılar dinlemek, söylemek ve bu dillerin melodileri eşliğinde eğlenmek serbesttir. Afrika'nın yerel dillerinden Amazon havzasındaki yerli halkların konuştuğu dillere, Arapçadan İngilizceye kadar geniş bir yelpazede müzik dinlemek toplum tarafından çoğunlukla doğal karşılanır. Ancak söz konusu Kürtçe olduğunda, bu hoşgörünün yerini çoğu zaman tahammülsüzlük almaktadır.

Kürtçe şarkı dinlemek ya da söylemek gibi son derece doğal bir davranışın bazı durumlarda linç kampanyalarına dönüşmesi yalnızca bir dil meselesi değildir; bu, aynı zamanda kimliklere yönelik bir tahammülsüzlüğün göstergesidir. Bir dile karşı duyulan öfke, o dili konuşan insanlara yönelmiş bir dışlamayı da beraberinde getirir. Dolayısıyla Kürtçeye tahammülsüzlük, Kürtlere yönelik bir tahammülsüzlük anlamına gelir.

Toplumda sıklıkla dile getirilen “kardeşlik” söylemlerine rağmen, Kürtçeye yönelik nefretin sosyal medyada ve kamusal alanda çoğu zaman cezasız kalması bu çelişkinin en açık göstergelerinden biridir. Hakaretin ve dışlamanın yaptırımsız kalması, bu tutumun sürmesine zemin hazırlamaktadır. Oysa bir toplumun gerçek anlamda bir arada yaşayabilmesi, farklılıklarıyla birlikte var olmayı kabul etmesiyle mümkündür.

Türkiye’de geçmişten bugüne kadar bazı kesimlerde Kürtçe diline karşı bir tahammülsüzlük söz konusudur. Hatırlarsınız, Ahmet Kaya, bir ödül töreninde Kürtçe bir şarkı söyleyeceğini ve buna klip çekeceğini ifade ettiğinde yoğun tepkilere maruz kalmış, yaşadığı baskılar nedeniyle ülkesini terk etmek zorunda kalmış ve gurbette, vatan hasretiyle hayatını kaybetmişti. Bu örnek, Kürtçe dili üzerinden yürütülen tahammülsüzlüğün ne denli yıkıcı sonuçlar doğurabileceğinin çarpıcı bir göstergesidir.

Günümüzde de benzer durumlar yaşanmaya devam etmektedir. Show TV’de yayınlanan “Kızılcık Şerbeti” dizisinin kadrosunda yer alan Seray Kaya’nın bir arkadaş ortamında Kürtçe şarkı söyleyip bunu sosyal medyada paylaşması, bazı kesimlerin sert tepkilerine neden oldu. Oyuncu, hakarete varan yorumların hedefi hâline gelmiş ve dizinin izlenmesinin boykot edilmesi çağrıları yapılmıştır. Kaya ise tepkilere karşı onurlu bir duruş sergileyerek yaptığı açıklamada, müziğin ve kültürel çeşitliliğin birleştirici gücüne vurgu yapmış, bu tür ayrıştırıcı yaklaşımlara karşı Kürtçe dinlemeye devam edeceğini belirtmiştir.

Şarkıda neler söylendiğini bilmeden, yalnızca Kürtçe dillendirildiği için gösterilen tepkiler doğru bir tutum değildir. Şarkının içeriği incelendiğinde, herhangi bir siyasi ya da ayrıştırıcı mesaj taşımadığı açıkça görülmektedir. Rojda tarafından seslendirilen bu eser, Van şehrine duyulan sevgiyi ve bir aşkı anlatmaktadır. Bir şehrin doğasına, tarihine ve güzelliğine duyulan hayranlık dile getirilmektedir. Türkçe bir şarkıda nasıl bu tür temalar doğal karşılanıyorsa, Kürtçe bir şarkı için de aynı yaklaşımın gösterilmesi gerekir.

Dil, bir halkın hafızasıdır; kültürünü, tarihini ve duygularını taşır. Bir dile yönelik tahammülsüzlük, yalnızca iletişim aracını değil, o dilin temsil ettiği tüm kültürel birikimi hedef alır. Bu nedenle Kürtçeye karşı geliştirilen olumsuz tutumlar ne insani değerlerle ne de ahlaki ilkelerle bağdaşır.

Bu ülkede farklı dillere gösterilen hoşgörünün Kürtçeden esirgenmesi büyük bir çelişkidir. Bu yanlış tutumun sona ermesi için toplumsal bilinç oluşturulmalı, nefret söylemi ve ayrımcılık karşısında etkili yaptırımlar uygulanmalıdır. Gerçek bir birlikte yaşam, ancak herkesin diliyle, kimliğiyle ve kültürüyle kabul edildiği bir ortamda mümkün olabilir.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ