Mıtırp isen, sana ev de iş de yok!

Mıtırp isen, sana ev de iş de yok!

Ayırımcılık ve nefret suçu, yaşadığımız toplumun önemli yaralardan biridir.

Özellikle azınlıklar, günümüzde ciddi bir ayırımcılığa maruz kalmaktadır.

Mesela halen Batman’da ikamet eden azınlıklardan biri olan mıtırp , ayırımcılığa uğruyor, dışlanıyor, ötekileştiriliyor.

Bölgeden bölgeye isimleri değişmekle birlikte, Türkiyenin bir çok bölgesinde kendilerine cingan, cono, şopar, mıtırp, poşa, abdal, tahtacı, arabacı, esmer, gurbat, kareçi, dom, rom’lar denilen bu topluluklar, her yerde ayırımcılığa maruz kalıyor.

Bizimle aynı dili konuşmalarına ve aynı inanca sahip olmalarına rağmen farklı bir yaşam biçimleri olduğu için ve göçebe hayatı yaşadıkları için kendilerine bu isimler verilmiş.

Bunlara Batman’da mıtırp ve kareçi deniliyor.

Batman’ın çoğunluğu Seyitler, Korik ve Petrolkent Mahallelerinde resmi olmayan rakamlara göre 400’e yakın mıtırp aile yaşamaktadır.

Bu mıtırpların ekonomik ve sosyal yaşam standartları çok düşük.

Zor şartlarda yaşamlarını sürdürmektedirler.

Kendilerine ait düzenli iş, sermaye, arazi, hatta çoğunun başını koyacağı bir evi bile yok.

1990’lı yıllara kadar birçoğu Batman ve civar köylerde, köyden köye göç ederek çadırlarda yaşarlardı.

Bölgede yaşanan çatışmalar, köy boşaltmaları ve değişen hayat standartları yüzünden çoğu şimdi şehrin varoşlarında gecekondularda yaşıyor.

Yaşadıkları evlerin çoğu kamuya ait arazilerde, derme çatma sağlıksız yapılar.

Mıtırp ailelerin doğru dürüst bir işi yok.

Az bir kesimi müzisyenlik, bir kesimi de hurda ve eskicilik işi ile uğraşıyor.

Bir kısmı da mevsimlik işçi olarak Ahlat ve Muş bölgesine gidip ya çobanlık yapıyor ya da tarımsal alanlarda çalışıyor.

Batman’da mıtrıplar, okulda, iş hayatında, kiralık ev ararken ya da hayırseverlerin dağıttığı yardımlarda ötekileştirme ve ayırımcılığa uğruyor.

Okulda kendileri ile arkadaşlık yapılmıyor.

Bir meslek sahibi olmadıkları ve yeteri eğitimi alamadıkları için kamu ve özel sektörde nitelikli iş bulamıyorlar.

Özel sektörde, tekstil gibi istihdam alanı geniş alanı olan işlerde de mıtırp oldukları için kolay kolay kendilerine iş verilmiyor.

Kiralık ev konusunda da kimse kendilerine ev vermiyor.

Kamu kurumlarının da bu kesimin barınma sorununu çözmek için toplu konut gibi bir plan ve projeleri yok.

Hayırseverler bile yardımlarını dağıtırken, ‘bunlar mıtırptır, bunlar yardımı hak etmiyor, vereceğimiz  yardım dinen caiz değildir’ diyor.

Anlayacağınız, her alanda bir ayırımcılık ve ötekileştirme söz konusu.

Yedi çocuk annesi S.G.’nin anlattıkları çok acı:

“Bir tekstilde ortacı lazımdı. İki kızım iş başvurusu yaptı. Mıtrıp olduklarını bilmiyorlardı. Bir gün çalıştılar. Mıtrıp olduklarını duyunca ertesi gün çıkışlarını verdiler”

Başka bir mıtırp aile ise yıllardır oturduğu evinin, riskli yapı ve kaçak diye yıktırılacağı kendisine tebliğ edilince kiralık ev aramaya başlamış. Kimliğinden dolayı, nereye gittiyse kimse kendisine kiralık ev vermek istememiş.

Hayırseverler ve yardım yapan özel vakıf ve dernekler de  ramazan ayı nedeniyle dağıttıkları yardımlarda  mıtırp ailelere yardım yapmıyor.

Neymiş efendim, mıtırp aileler gayri meşru işlere ve suça bulaşıyormuş.

Siz birilerini ötekileştirirseniz, iş vermezseniz, ev vermezseniz, aç ve açıkta kalmalarına göz yumarsanız olacağı budur.

Bu sorun toplumsal bir meseledir.

Bu insanları cezalandırmak, ötekileştirmek ve suçlamakla bu sorun çözülmez.

Sorunu çözebilmek için önce bu insanları anlamak ve eşit haklardan faydalandırmak gerekir.  

İnanıyorum ki, yüksek düzeyde bir enerji, özgüven ve cesarete sahip bu bireylere çocukluk ve gençlik yıllarında eğitim ve mesleki beceri verilirse, hepsi birer dahi olur.

Kendilerine hiçbir olanak ve imkan sunmayınca suça meyilli bir hal alıyorlar, ne yazık ki.

Elbette bir topluluğu potansiyel suçlu ilan etmeye kimsenin hakkı yoktur.

Her ailede ve her toplulukta suç işleyenler ya da yanlış yolda olanlar vardır.

Bunları da ötekileştirmeden topluma kazandırmak gerekir.

Uluslararası sözleşmelere göre bir kişiye veya gruba karşı ırk, dil, din, cinsiyet, yaş, engellilik, etnik köken nedeniyle ayırımcılık yapmak nefret suçudur.

Ancak buna rağmen mıtırplar, ön yargılardan kaynaklı halen ayırımcılığa uğramaktadır.

İş Kanunu'nun 5. maddesine göre,  iş ilişkisi ve işe almada dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezheplere dayalı ayırım yapılamaz.

Sigortalı işlerde çalıştırılmadıkları için sağlık hizmetlerinden de yeteri kadar faydalanamıyorlar.

Oysa uluslararası sözleşmelere göre herkesin, hem kendisi hem ailesi için ekonomik, sağlık, eğitim ve kültürel anlamda yeterli bir yaşam standardına sahip olma hakkı vardır.

Bu hak, yeterli beslenme, giyinme, barınma, sağlık güvencesi ve yaşama koşullarının sürekli geliştirilmesini de içerir.

Ancak mıtırplar ne toplumsal yardımlaşma ve dayanışmadan ne ulusal ve uluslararası insani haklardan yeteri kadar yararlandırılmıyor.

Bunu, yazımda yer alan iki örnekten de anlamak mümkün.

Mıtırp isen sana iş de yok, kiralık ev de yok!

Bu anlayışın değişmesi gerekir. Toplumsal ilişkilerde, kamu kurumları hizmetlerinde ve yardımlarda yıllardır ayırımcılığa maruz kalan mıtırplara pozitif ayırımcılık yapılması, barınma, ekonomik ve sosyal sorunlarının bir an önce çözülmesi gerekir.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ