Neden severek evlenip sonra boşanıyorlar?
- 06-03-2025 17:07
- 06-03-2025 17:08
- 1222
Tüm inanç sahibi toplumlarda, severek veya anlaşarak kadın ve erkeğin hayatlarını birleştirmesiyle yapılan evlilikler kutsal bir müessese olarak görülmektedir. Kutsal olan evlilikte, çok hayati bir sorun veya meşru bir mazeret olmasa, eşler birbirlerini kolay kolay terk etmezler.
Çiftler evlenirken şahitler karşısında birbirlerine sadakat yemini ederler. Kadın ve erkek; hayatları boyunca birbirlerini seveceklerine, birbirlerine saygılı olacaklarına, zenginlikte ve fakirlikte, sağlıkta ve hastalıkta, iyi ve kötü günlerde birbirlerine sadık kalacaklarına söz vererek evliliğe ilk adımı atarlar.
Ancak tüm sadakat yemini ve dini ile resmi nikaha rağmen, günümüzde severek ve isteyerek başlayan birçok evlilik kısa sürede sona ermektedir. Boşanmalar artık sıradanlaşmış durumda. Günden güne daha sık yaşanan bu durumun tam aksine, eskiden bir ömür boyu süreceğine inanılarak sözler veriliyor ve imzalar atılıyordu. Öyle de oluyordu; ölene kadar sevgi ve sadakat devam ediyordu.
Peki ya şimdi?
Atılan imzaların mürekkebi henüz kurumadan, evliliğin yılı dolmadan ve birkaç ay içinde boşanmalar yaşanıyor. Kısa süre devam eden evliliklerin büyük bir kısmı, aşk ile başlayan ilişkilerin ürünü olmasına rağmen mutlu sonla bitiyor.
Peki, severek veya mantık yolu ile anlaşarak evlenen çiftler neden bu kadar hızlı boşanıyor?
Eskiden evlilik, sadece bireylerin değil, çiftlerin taraflarının ailelerinin de kan bağı kadar sadık birbirlerine yakınlaşması, akraba olması ile oluşan uzun vadeli mutlu bir adım olarak görülürdü. Sorunlar yaşansa da, saygı, görgü ve toplumsal hassasiyetler nedeniyle sabır gösterilir, karşılıklı fedakârlık yapılır ve evlilik sürdürülürdü. Ancak günümüzde yapılan evliliklerde ne yazık ki değer yargılarından, toplumsal hassasiyetlerden uzaklaşmış olan bireylerin, bencil ve aşırıya kaçan özgürlük anlayışı ile anlık kararlarla evlilikler, "Kendimi mutlu hissetmiyorum, ayrılmak istiyorum" tarzında radikal kararlarla sona ermektedir.
İnsanların birbirlerine değer vermesi ve tahammüllerinin azalması, en çok da evlilik noktasında aile yapısına zarar vermektedir. Evliliklerin kısa sürmesi ve kolay sonlanması, evlilik yaşında olanları da ürkütmektedir.
Özellikle toplumun iletişim ve etkileşimini şekillendiren sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte ilişkiler üzerinde büyük bir değişim yaşanmıştır. Çiftler, çevrelerinde veya internette gördükleri "mükemmel evlilikler" ile kendi ilişkilerini kıyaslamaya başlamış ve sosyal medyada herkesin mutlu, romantik ve kusursuz bir ilişki yaşadığı yanılgısına kapılmıştır. Bu durum, kendi ilişkilerinde yaşanan en ufak bir çatışmada "Demek ki yanlış kişiyle evliyim" diyerek kaçış yolunu seçmelerine neden olabilmektedir.
Bunun yanı sıra, günümüz ilişkilerinde tahammül sınırları da oldukça düşmüştür. Önceki nesiller sorunları çözmeye çalışırken, bugünün gençleri bir problemle karşılaştığında çözmek yerine uzaklaşmayı tercih etmektedir. Evliliğin gerektirdiği sabır, fedakârlık ve sorumluluk gibi unsurlar, bireyselleşen dünyada giderek göz ardı edilmektedir.
Ekonomik faktörler de boşanma oranlarının artmasında büyük bir etkiye sahiptir. Geçmişte çiftler maddi sıkıntıları birlikte aşmayı öğrenirken, günümüzde ekonomik sorunlar evliliği büyük bir yük haline getirebilmektedir. Gelir eşitsizlikleri, işsizlik ve artan hayat pahalılığı, çiftler arasındaki gerilimi artırarak boşanma kararlarını hızlandırabilmektedir.
Bununla birlikte, çiftler genellikle birbirlerini tam olarak tanımadan, duygusal yoğunluğun etkisiyle hızlıca evlenmektedir. Ancak günlük hayatta yaşanan karakter farklılıkları, alışkanlık uyumsuzlukları ve hayat beklentilerindeki çelişkiler kısa sürede su yüzüne çıkmaktadır. O noktada, aşkla başlayan yolculuk bir çıkmaza girmektedir.
Özetle, modern dünyada evlilikler artık romantizm ve duygusal bağ üzerine değil, sabır, fedakârlık ve ortak sorumluluk anlayışı üzerine inşa edilmek zorundadır. Eğer bu unsurlar göz ardı edilirse, en büyük aşklar bile bir süre sonra tükenir ve yerini mutsuz ayrılıklara bırakır.
Çözüm Ne Olabilir?
Öncelikle, evlilik kararı alınmadan önce çiftlerin birbirlerini gerçek anlamda tanımaları ve uzun vadeli planlar yapmaları gerekmektedir. Romantik heyecanın ötesine geçip, hayat beklentileri, finansal durumlar, aile yapıları ve sorumluluk paylaşımı gibi konular açıkça konuşulmalıdır.
İkinci olarak, sosyal medya etkisinden uzak durmak ve ilişkileri idealize etmek yerine, gerçek hayatta var olan zorlukları kabul etmek gerekmektedir. Evliliğin her zaman mutlu, tutkulu ve sorunsuz olmayacağını anlamak, kriz anlarında sabırlı olmayı öğretir. Ayrıca, ilişkilerde tahammül ve iletişim yeteneklerinin geliştirilmesi büyük önem taşır. Çiftler, en küçük sorunda ayrılmak yerine, problem çözme becerilerini geliştirmeli ve birbirlerine zaman tanımalıdır.
Ekonomik zorlukların evliliği sarsmaması için çiftlerin finansal planlama yapması, harcamalar konusunda ortak bilinç oluşturması gerekmektedir. Maddi sorunlar ancak birlikte aşılabilirse, ilişkinin sağlam temellere oturması sağlanabilir.
Son olarak, evliliğin sadece iki kişinin değil, aynı zamanda ailelerin de bir araya gelmesiyle oluşan bir bağ olduğu unutulmamalıdır. Çiftlerin ailelerle dengeli bir ilişki kurması, dış etkilere karşı dirençli ve sağlıklı bir evlilik yaşamalarını sağlar.
Eşler arasında boşanma tartışmaları bazen şiddete, aile içi kavgalara hatta cinayetlere de neden olabilmektedir. Sevgi ile başlayan evliliklerin sağlam temeller üzerinde yükselmesi için bireylerin duygusal olgunluğa erişmiş olmaları, karşılıklı saygı ve fedakârlık içinde hareket etmeleri şarttır. Aksi halde, ne kadar büyük bir aşkla başlanırsa başlansın, kısa sürede tükenmeye mahkûm bir ilişki haline dönüşebilir.