Odalar gelir kapısı mı, hizmet kapısı mı?

Odalar gelir kapısı mı, hizmet kapısı mı?

Batman’da oda seçimleri hayırlısıyla yapıldı. Yeni başkanlar mazbatalarını aldı, koltuklarına oturdu. Şoförler Odası hariç birçok odada ise değişen pek bir şey olmadı; eski başkanlar yeniden görev başında.

Seçim sürecinde üyeler sandığa giderken bir beklentiyle oy verdi: “Benim derdimle ilgilensin, bana daha iyi hizmet etsin.” Bunun gereğini yapan oda başkanları göreve gelir gelmez ilk adımını attı. Örneğin, Şoförler Odası yeni çıkarılan plakaları, üyeler odaya uğramadan motokurye aracılığıyla adreslerine teslim etme uygulamasını başlattı ve oda yönetiminin huzur haklarından feragat edilerek bu parayla bir cenaze taşıma aracı alınacağı açıklandı.

Diğer odalardan da benzer örnek hizmetler beklenirken ve seçimlerin üzerinden henüz bir ay geçmişken, odaların veznesine yapılan ödemeler nedeniyle tepkiler yükselmeye başladı.

Bazı esnaflar, odalardan alınan belgeler için ödedikleri tasdik ücretlerini gereksiz ve rakamları yüksek buluyor. Konuyla ilgili olarak bir esnafın sosyal medyada paylaştığı şu ifadeler dikkat çekici:

“Yalnızca birkaç resmi evrak almak için — sicil gazetesi, faaliyet belgesi ve benzeri zorunlu belgeler için — toplamda yaklaşık 20.000 TL ödeme yaptım. Bu rakam gerçekten düşündürücü değil mi size göre de? Basit birkaç belge için bu kadar yüksek bedeller ödemek gerçekten makul mü?”

Esnaf tepkisinde son derece haklıdır. Bugün resmi işlemlerin büyük bölümü dijital ortamda yürütülüyor. Sistemler elektronik, kayıtlar merkezi veri tabanlarında. Güncellemeler birkaç dakika içinde yapılabiliyor. Buna rağmen birkaç evrak için 20 bin liraya yaklaşan bedeller talep edilmesi, ne ekonomik gerçeklerle ne de dijital çağın mantığıyla örtüşüyor.

Esnafın ekonomik olarak zaten yükü ağır. Artan maliyetler, vergi baskısı, kira giderleri, enerji faturaları, personel sorumluluğu ve belirsiz piyasa koşulları esnafın belini bükmüş durumda… Tüm bunlarla boğuşan esnafın önüne bir de zorunlu bürokratik işlemler için yüksek tasdik ücretleri konulursa, bu yük taşınamaz hâle gelir.

Esnaf iş yeri açacak, odaya yönlendiriliyor. Şube açacak, odaya yönlendiriliyor. Banka hesabı açacak, yine odaya. Çek koçanı alacak, odaya. ÇKS işlemi yapacak, odaya. Kahveci esnafı fiyat tarifesini asacak, yine ücret. Peki, kurumlar bir “tık”la sicil bilgilerine ulaşabiliyorken, esnafı yeniden odaya gönderip hem zaman kaybına hem de ek maliyete maruz bırakmanın mantığı nedir?

Üstelik birçok odanın, genel merkezlerinin belirlediği alt limitten değil, üst limitten işlem yaptığı iddia ediliyor. Seçim sonrası adeta aidat ve evrak tescil geliri toplama yarışı başlamış durumda.

Yılda bir iftar yemeği ya da küçük bir hediye jesti dahi görmeyen esnafın, kayıtlı oldukları odaların veznelerinde yüksek rakamlarla karşılaşması doğru değildir. “Yasalar bize bu hakkı sağlamakta, oda genel merkezimizin talimatı ile bu parayı almak zorundayız” demek, belge tasdik ücretlerinden alınan yüksek paralar için geçerli bir mazeret değildir.

Üyesi olduğu, aidat ödediği, kendi oyu ile seçtiği oda başkanı esnafın hâlinden anlamayacaksa, kim anlayacak?

Bu mesele yalnızca 20 bin lira meselesi değildir. Bu mesele, esnafın çıkarlarını koruma, temsil ve vicdan meselesidir. Bir şehrin ekonomisi esnafa bağlıdır; esnaf çökerse o şehrin ekonomisi de çöker. Ekonomiyi ayakta tutan esnaftır.

Bu nedenle onun önüne gereksiz mali yük koymak yerine destek olmak gerekir. Ücret tarifelerinin yeniden gözden geçirilmesi, dijital belge sistemlerinin sadeleştirilmesi ve özellikle küçük ve orta ölçekli esnafın korunması, “biz halkçıyız” diyen oda başkanlarının öncelikli görevi olmalıdır.

Yüksek belge tasdik ücretlerinden bir an önce vazgeçilmesi gerekir. Batman’daki tüm odaların, belge tasdiklerinden aldıkları yüksek paralarla bir gelir kapısı değil; üyeleri ve tüm Batman kamuoyu için bir hizmet kapısı olmaları gerekir.

Yoksa gelecek seçimlerde esnaf, sandıkta hesabını sorar.

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ