Pismam Selim Sadak ile iki anım

Pismam Selim Sadak ile iki anım

Toplumsal barışa ve bölgede yıllarca süren husumetlerin son bulmasına ömrünü adayan Selim Sadak, Şırnak’ın İdil ilçesinde tanınan, geniş bir ailenin ferdiydi.

Yaşamı boyunca insanların barış ve kardeşlik içinde yaşaması için mücadele etti.

Bölgede aralarında kan davası ve derin husumetler bulunan yüzlerce aileyi barıştırdı.

Özellikle kan davalarında arabuluculuk yaparak sorunların barışla sonuçlanmasına birçok kez tanıklık ettik.

Siyasete girmesinin temel nedeni de barış ve kardeşlikti.

Ancak bunun bedelini çok ağır ödedi.

Rahat bir gün yüzü görmedi.

Milletvekili olduktan sonra yaptığı Kürtçe yemin ve siyasi konuşmalar nedeniyle hakkında açılan onlarca dava ve kesinleşmiş cezalar yüzünden, ömrünün son döneminde hasta haliyle yurt dışında sürgün hayatı yaşadı.

Almanya’nın Heilbronn kentinde kanser hastalığıyla mücadele eden 71 yaşındaki eski DEP Milletvekili ve eski Siirt Belediye Başkanı Selim Sadak, geçtiğimiz hafta hayata veda etti.

Selim Sadak, 1954 yılında Şırnak’ın İdil İlçesine bağlı Bafe Köyünde doğdu.

İlk ve orta öğrenimini İdil’de tamamladıktan sonra Diyarbakır Eğitim Fakültesi Matematik Bölümü’nü kazandı.

 Çeşitli dönemlerde bölgede öğretmenlik yaptı. 1991 genel seçimlerinde Halkın Emek Partisi’nin (HEP), Sosyal Demokrat Halkçı Parti listelerinden seçime girmesiyle TBMM 19. Dönem Şırnak Milletvekili seçildi. HEP’in kapatılmasının ardından Demokrasi Partisi’ne (DEP) geçti.

3 Mart 1994’te, TBMM’de Kürtçe yemin edilmesi gerekçesiyle dokunulmazlığı kaldırıldı ve 17 Mart 1994’te Leyla Zana, Hatip Dicle, Orhan Doğan, Ahmet Türk, Mahmut Alınak, Sırrı Sakık ve Sedat Yurtdaş ile birlikte tutuklanarak cezaevine konuldu.

10 yıl hapis yattıktan sonra, Haziran 2004’te Yargıtay kararıyla beraat etti.

Daha sonra Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP) kuruluşunda görev aldı ve yürütme kurulu üyesi oldu. 29 Mart 2009 yerel seçimlerinde DTP’den Siirt Belediye Başkanı seçildi.

Başkan Sadak’ı, aşiretsel akrabalık bağlarımız ve barış çalışmaları vesilesiyle yakından tanıma imkânım oldu. Her karşılaşmamızda bana “Pismam (amcaoğlu)” diye hitap ederdi.

Pismam Selim Sadak ile yaşadığım iki anıyı bu yazımda paylaşmak istiyorum.

Hasankeyf’i yaşatmak için kurduğumuz platform adına, kendisini Siirt Belediye Başkanı olduğu dönemde iki ayrı tarihte heyet olarak ziyaret ettik. Bölgedeki tüm seçilmişler adına Hasankeyf’in sular altında kalmaması için bir basın açıklaması metni hazırlamıştık. Metni önceden kendilerinin okuyup uygun görmeleri durumunda imzalamalarını istiyorduk. Metni uzattığımızda Başkan Sadak, hiç okumadan kaşesini bastı ve imzaladı.

“Başkanım, metni okumadan imzaladınız” dediğimizde bize şu hikâyeyi anlattı:

Bir köye ilk kez imam atanır. İmam, yüksek bir yere çıkıp ezan okumaya başlar. Ezan sesini duyan bir çoban, yanındakilere sorar:

“Bu adam ne yapıyor?”

“Ezan okuyor, namaza davet ediyor” derler.

Çoban tekrar sorar: “Koyunlarıma zararı var mı?”

“Yok” cevabını alınca, “O zaman benim açımdan mahsuru yok” der.

Başkanın anlattığı bu hikâyeye hep birlikte güldük, çayımızı içip ayrıldık.

İkinci ziyaretimizde ise randevu almamıza rağmen halk günü olduğu için herkes doğrudan makama giriyordu. Biz de içeri girdik.

Türkçe, Kürtçe, Arapça konuşan insanlar makamı doldurmuş, herkes derdini anlatıyordu. Selim Sadak ayakta duruyor, herkesi tek tek dinliyordu.

O sırada elinde telsiz, belinde silah olan sivil bir polis içeri girdi; kapıda da iki polis daha bekliyordu.

Bir belge göstererek zorla ifadeye götürme işlemi için geldiklerini söyledi.

Başkan Sadak sert bir şekilde karşı çıktı ve “Ben tüm Siirt halkını temsil ediyorum. Beni değil siz, kim gelirse gelsin bu şekilde götüremezsiniz” diyerek polisi makam odasından çıkmasını sağladı.

O an herkes buz kesilmiş, şaşkına dönmüştü; bizim ziyaretimiz de bu gerilim nedeniyle yarıda kalmıştı.

Anlayacağınız üzere, İdil’de 90’lı yıllara kadar sakin ve sıradan bir yaşam süren Selim Sadak, siyasete girmesiyle birlikte 40 yılını gözaltılar, mahkemeler, cezaevleri ve sürgünlerle geçirdi.

Henüz erken sayılabilecek bir yaşta hayata veda etti.

Ölümünden sonra ancak ülkesine, doğduğu topraklara getirilip defnedildi.

Cenazesi, her kesimden katılan büyük bir kalabalıkla memleketinde toprağa verildi.

Geride kederli dostlarını, gözü yaşlı ailesini ve onlarca dava dosyasını bıraktı.

Rahma Xwedê li te be, Pismam.

 

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
Ahmet
Ahmet 4 ay önce
Kur anıma ikinizde güzel insansınız