Raman Dağı’nda bir vicdan çağrısı
- 07-01-2026 16:06
- 07-01-2026 16:07
- 3544
Batman doğası günlerdir kar altında.
Son 50 yılın en sert kışlarından birini yaşadığımız bu günlerde, soğukların en ağır yükünü ne yazık ki yaban hayatı çekiyor.
Karla örtülen alanlarda yiyecek bulamayan hayvanlar, çaresizlikle yerleşim yerlerine inmeye başladı.
Kimileri bu manzaraya merhametle yaklaşıp yemleme için seferber olurken, kimileri ise açlık ve soğukla takatsiz düşmüş canları avlamayı tercih etti.
İşte tam da bu ikilem, insanın doğayla kurduğu ilişkinin aynası oldu.
Yem dağıtımına geçerken, her gördüğümüz canlının ayak izi bizi daha mutlu etti.
Yaban hayat, tüm hoyratlığa rağmen sürdüğünü; her tarafı kaplayan kara adeta nakşedilmiş ayak izleriyle gösteriyordu.
Biz daha oradayken kanatlı canlıların bıraktığımız yemlerle beslenmeye başlaması mutluluğumuzu daha da artırdı.
Biz çevreciler için yaban hayatı korumaya yönelik bu çalışma elbette ilk etkinliğimiz değildi.
Ama ağır kış şartlarında Raman Dağı zirvesine çıkıp doğanın tüm haklarına dikkat çekmek için yapılan bu vicdan açıklaması çok anlamlıydı.
Raman Dağı’nda düzenlenen etkinlik yalnızca bir yemleme faaliyeti değildi; toplumsal vicdana yapılmış güçlü bir çağrıydı.
Doğa savunucuları, yaban hayvanlarının yaşam hakkına dikkat çekmek ve insan kaynaklı tehditlere karşı farkındalık oluşturmak amacıyla bir araya geldi.
Bu anlamlı buluşmaya Batman Barosu Başkanı Abdülhamit Çakan, Batman Çevre Gönüllüleri Derneği Başkanı Hasan Argunağa, Bir Kalp Bin Umut Derneği Başkanı Veysi Mercimekçi, Tabipler Odası, Memur-Sen, çeşitli sivil toplum kuruluşları, genç gönüllüler, Timoklular ve Ramanlılar katıldı.
Zor şartlar altında hayvanlar için seferber olan bu insanların dayanışması, soğuk kış günlerinde yürekleri ısıttı.
Etkinlik dolayısıyla basın açıklaması yapan Batman Çevre Gönüllüleri Derneği Başkanı Hasan Argunağa, yapılan çalışmanın temel amacını net bir şekilde ortaya koydu:
“Biz sadece yem bırakmıyoruz; toplumsal bir bilinç ve merhamet çağrısı yapıyoruz. Yaban hayata hoyratça müdahaleye karşı çıkıyoruz ve bunu 15 yılı aşkın süredir sürdürüyoruz”
Argunağa’nın altını çizdiği önemli bir gerçek var:
Toplumsal bilinç arttıkça, keyif ve zevk için yapılan avcılık azalıyor. Bir zamanlar yaygın olan bu alışkanlık, yerini yavaş yavaş merhamete bırakıyor.
Bugün yaban hayvanları yalnızca açlık ve soğukla değil, aynı zamanda insanın hoyrat müdahaleleriyle de mücadele ediyor.
Betonlaşma, yaşam alanlarının daraltılması ve doğanın tahribi; kurtları, tilkileri, çakalları, tavşanları, kuşları ve daha nice canı savunmasız bırakıyor.
Açlıkla boğuşan canlıları zevk için hedef almak, silah doğrultmak ne vicdanla ne de insanlıkla bağdaşıyor.
Doğaya müdahale edilmediğinde, canlılar besin zinciri içinde yaşamlarını sürdürebilir.
Ancak insan eliyle bozulan denge, bugün bu acı tabloyu karşımıza çıkarıyor.
Raman Dağı’ndaki buluşma, farklı düşüncelere sahip sivil toplum kuruluşlarını ortak bir noktada buluşturdu: yaşam hakkı.
Doğaya yem bırakmanın insani, vicdani ve ahlaki bir sorumluluk olduğu vurgulandı.
Bir avuç yem, bir kap su; bir canın hayata tutunmasına vesile olabilir.
Elbette bu tür çalışmalar tüm yaban hayvanlarını kapsayamaz. Ancak herkese sorumluluğunu hatırlatması açısından son derece kıymetlidir.
Unutulmamalıdır ki yaban hayvanları bu toprakların misafiri değil, asli sahipleridir.
Doğayı yalnızca tüketilecek bir alan olarak gören anlayışa karşı; yaşamı, vicdanı ve merhameti savunmak zorundayız.
Öldürmek kolaydır; yaşatmak ise vicdan ister.
Bu nedenle çağrı nettir: silah değil merhamet, kurşun değil yaşam kazansın.
Kış koşullarında yapılan bu insancıl ve korumacı hareket, belki doğadaki canlıların tüm sorunlarını çözmez. Ancak doğanın dengesinin ne denli bozulduğunu ve besine erişimin ne kadar zorlaştığını gözler önüne serer. Raman Dağı’ndan yükselen bu ses, yalnızca yaban hayvanları için değil, insanlığımız için de bir sınavdır.
Merhamet insanı yüceltir; doğayı korumak ise geleceğin sigortasıdır. Bunu unutmamak gerekir.